Yaser İLTER - Araştırmacı, Yazar
Köşe Yazarı
Yaser İLTER - Araştırmacı, Yazar
 

Travmanın Palimpsesti

Şehirlerin kâğıdı, insanın kâğıdından daha kalındır. Üzerlerine yazılanlar silinir, yerlerine yenileri eklenir; böylece palimpsest oluşur. Her yeni yazı, bastırdığı eski izleri bütünüyle yok etmez; aksine, onları görünmez ama etkili bir katman olarak taşır. Kolektif bellek de bu şekilde işler: görünen anlatının altında, unutulmuş yüzler, bastırılmış acılar ve geçmişin gölgeleri varlığını sürdürür. Psikolojik travmanın tarihini okumak, bu çok katmanlı yapıyla temas kurabilme becerisidir. Psikolojik tarih, yalnızca olayların ardışık dizilimi değildir. O, toplumsal deneyim içinde birikmiş duyguların, kayıpların ve utançların maddi ve sembolik biçimlere bürünmüş hâlidir. Bir savaşın yıkıntıları nasıl şehirlerin dokusuna sinerse, travmanın izleri de dile, mekâna ve gündelik ilişkilere yerleşir. Kuşaklar arası aktarım, bir mülk devri değil; süreklilik kazanan bir duygu dolaşımıdır. Bebeklikte deneyimlenen güvensizlik, bir ebeveynin suskunluğu ya da kamusal alanlardaki davranış kalıpları, tarih boyunca yankılanan bir psikolojik ritim üretir. Mitler, bu palimpsestin sembolik düzeydeki yansımalarıdır. Toplumsal yaralar adlandırılmak istendiğinde, mitler hem örtü işlevi görür hem de örtüyü aralayan bir imkân sunar. Oedipus anlatısı yalnızca bireysel bir trajedi olarak okunamaz; aynı zamanda kolektif suçluluk, bilgi arayışı ve kader duygusuyla örülmüş erken bir toplumsal anlatıdır. Anlatılar tekrarlandıkça, toplum kendi travmasına bir dil kazandırır. Bu dil bazen lanet, bazen uyarı, bazen de kader söylemi biçimini alır. Bu yönüyle mitler, toplumsal bilinçdışının rüyalarıdır. Travmanın izleri yalnızca anlatılarda değil, maddi kültürde de belirgindir. Dilsel kalıplar, ritüeller, göç güzergâhları, mimari yıpranmalar ve hatta yemek alışkanlıkları, geçmiş deneyimlerin tortusunu taşır. Bir sokağın adı, bir türkü ya da bir tarif, geçmişe dair bir hikâye anlatır; fakat bu hikâyenin taşıdığı duygu çoğu zaman açıkça dile gelmez. Bu örtük bilgi, palimpsestin alt katmanındaki mürekkep gibidir: görünmezdir ama biçimlendiricidir.  Burada bir gerilim ortaya çıkar. Unutmak, kimi zaman travmanın ağırlığını hafifletir; kimi zamansa onu yeniden üretir. Unutma, bir savunma mekanizması olarak işlev görebilir; ancak unutulanın bütünüyle ortadan kalkmadığı da açıktır. Bastırılan deneyimler, farklı biçimlerde birikir ve sonraki kuşakların davranış örüntülerini etkiler. Bu nedenle psikolojik tarihte “unutmanın etiği” önemlidir: neyin, nasıl ve hangi koşullarda unutulduğu, aynı zamanda politik ve ahlaki sonuçlar doğurur. Her travma, kendinden önceki deneyimlerle örülüdür; tek ve mutlak bir başlangıç noktası çoğu zaman belirlenemez. Bu durum sarsıcıdır, çünkü adalet arayışı genellikle açık bir fail ve net bir neden talep eder. Oysa tarih, çoğunlukla birçok eylemin, sessiz onayın ve ihmaller zincirinin ürünüdür. Bu gerçek, sorumluluğu ortadan kaldırmaz; aksine onu çoğaltır. Sorumluluk dağıldıkça, müdahale ve onarım imkânları da çeşitlenir. Onarım ve iyileştirme pratikleri de bu çok katmanlı yapıyı dikkate almak zorundadır. Hukuki mekanizmalar, sembolik törenler, resmî özürler ve tazminat programları, palimpsestin farklı düzeylerine hitap eder. Ancak onarım, yalnızca yüzeyi temizlemek değildir; alt katmanlardaki izleri tanımayı ve onlarla birlikte yaşamayı öğrenmeyi de içerir. Bu, zamana yayılan ve gündelik pratikler aracılığıyla sürdürülen bir süreçtir. Ritüeller, anlatılar ve yeni toplumsal alışkanlıklar bu sürecin taşıyıcılarıdır.  Mitolojik dil, bu noktada dönüştürücü bir güç sunar. Karmaşık duygular sembolik düzeye taşındığında, hem görünür hâle gelir hem de kamusal tartışmanın sınırları içine girer. Bir toplumun mitlerini dönüştürmek, onun travma kayıtlarını yeniden düzenlemek anlamına gelir. Yeni mitler, yeni adlandırmalar ve yeni ritüeller üretir; bu da kolektif iyileşme için bir zemin oluşturur. Ancak mitlerin manipülasyona açık olduğu da unutulmamalıdır. Travmayı araçsallaştıran anlatılar, yeni yaralar açma potansiyeline sahiptir. Sonuç olarak psikolojik tarih, geçmişin yalnızca arşivlerde bulunmadığını hatırlatır. Geçmiş, dilin kırık cümlelerinde, gündelik davranışlarda ve kentin görünmeyen haritalarında dolaşır. Travmanın palimpsesti bakışı bulanıklaştırabilir; fakat dikkatli bir okuma, katmanları ayırt edebilmeyi mümkün kılar. Bu okuma, sabır gerektirir ve tarih ile ruh arasında yeniden bir dil kurmayı hedefleyen mitopoetik bir çabayı içerir. Belki de temel erdem budur: ulaşılması güç bir “ilk neden” arayışında ısrar etmek yerine, katmanları okumayı, onlarla diyalog kurmayı ve birlikte yeni ritüeller icat etmeyi öğrenmek. Böylece geçmiş, taşınması gereken bir yük olmaktan çıkar; paylaşılan bir hafızaya ve üzerinde çalışılabilecek bir zemine dönüşür. Palimpsestin üzerine yeni bir metin yazmak, eski metni silmek değil; onun izlerini tanıyarak yazmaya devam etmektir.
Ekleme Tarihi: 24 Aralık 2025 -Çarşamba

Travmanın Palimpsesti

Şehirlerin kâğıdı, insanın kâğıdından daha kalındır. Üzerlerine yazılanlar silinir, yerlerine yenileri eklenir; böylece palimpsest oluşur. Her yeni yazı, bastırdığı eski izleri bütünüyle yok etmez; aksine, onları görünmez ama etkili bir katman olarak taşır. Kolektif bellek de bu şekilde işler: görünen anlatının altında, unutulmuş yüzler, bastırılmış acılar ve geçmişin gölgeleri varlığını sürdürür. Psikolojik travmanın tarihini okumak, bu çok katmanlı yapıyla temas kurabilme becerisidir.

Psikolojik tarih, yalnızca olayların ardışık dizilimi değildir. O, toplumsal deneyim içinde birikmiş duyguların, kayıpların ve utançların maddi ve sembolik biçimlere bürünmüş hâlidir. Bir savaşın yıkıntıları nasıl şehirlerin dokusuna sinerse, travmanın izleri de dile, mekâna ve gündelik ilişkilere yerleşir. Kuşaklar arası aktarım, bir mülk devri değil; süreklilik kazanan bir duygu dolaşımıdır. Bebeklikte deneyimlenen güvensizlik, bir ebeveynin suskunluğu ya da kamusal alanlardaki davranış kalıpları, tarih boyunca yankılanan bir psikolojik ritim üretir.

Mitler, bu palimpsestin sembolik düzeydeki yansımalarıdır. Toplumsal yaralar adlandırılmak istendiğinde, mitler hem örtü işlevi görür hem de örtüyü aralayan bir imkân sunar. Oedipus anlatısı yalnızca bireysel bir trajedi olarak okunamaz; aynı zamanda kolektif suçluluk, bilgi arayışı ve kader duygusuyla örülmüş erken bir toplumsal anlatıdır. Anlatılar tekrarlandıkça, toplum kendi travmasına bir dil kazandırır. Bu dil bazen lanet, bazen uyarı, bazen de kader söylemi biçimini alır. Bu yönüyle mitler, toplumsal bilinçdışının rüyalarıdır.

Travmanın izleri yalnızca anlatılarda değil, maddi kültürde de belirgindir. Dilsel kalıplar, ritüeller, göç güzergâhları, mimari yıpranmalar ve hatta yemek alışkanlıkları, geçmiş deneyimlerin tortusunu taşır. Bir sokağın adı, bir türkü ya da bir tarif, geçmişe dair bir hikâye anlatır; fakat bu hikâyenin taşıdığı duygu çoğu zaman açıkça dile gelmez. Bu örtük bilgi, palimpsestin alt katmanındaki mürekkep gibidir: görünmezdir ama biçimlendiricidir.

 Burada bir gerilim ortaya çıkar. Unutmak, kimi zaman travmanın ağırlığını hafifletir; kimi zamansa onu yeniden üretir. Unutma, bir savunma mekanizması olarak işlev görebilir; ancak unutulanın bütünüyle ortadan kalkmadığı da açıktır. Bastırılan deneyimler, farklı biçimlerde birikir ve sonraki kuşakların davranış örüntülerini etkiler. Bu nedenle psikolojik tarihte “unutmanın etiği” önemlidir: neyin, nasıl ve hangi koşullarda unutulduğu, aynı zamanda politik ve ahlaki sonuçlar doğurur.

Her travma, kendinden önceki deneyimlerle örülüdür; tek ve mutlak bir başlangıç noktası çoğu zaman belirlenemez. Bu durum sarsıcıdır, çünkü adalet arayışı genellikle açık bir fail ve net bir neden talep eder. Oysa tarih, çoğunlukla birçok eylemin, sessiz onayın ve ihmaller zincirinin ürünüdür. Bu gerçek, sorumluluğu ortadan kaldırmaz; aksine onu çoğaltır. Sorumluluk dağıldıkça, müdahale ve onarım imkânları da çeşitlenir.

Onarım ve iyileştirme pratikleri de bu çok katmanlı yapıyı dikkate almak zorundadır. Hukuki mekanizmalar, sembolik törenler, resmî özürler ve tazminat programları, palimpsestin farklı düzeylerine hitap eder. Ancak onarım, yalnızca yüzeyi temizlemek değildir; alt katmanlardaki izleri tanımayı ve onlarla birlikte yaşamayı öğrenmeyi de içerir. Bu, zamana yayılan ve gündelik pratikler aracılığıyla sürdürülen bir süreçtir. Ritüeller, anlatılar ve yeni toplumsal alışkanlıklar bu sürecin taşıyıcılarıdır.

 Mitolojik dil, bu noktada dönüştürücü bir güç sunar. Karmaşık duygular sembolik düzeye taşındığında, hem görünür hâle gelir hem de kamusal tartışmanın sınırları içine girer. Bir toplumun mitlerini dönüştürmek, onun travma kayıtlarını yeniden düzenlemek anlamına gelir. Yeni mitler, yeni adlandırmalar ve yeni ritüeller üretir; bu da kolektif iyileşme için bir zemin oluşturur. Ancak mitlerin manipülasyona açık olduğu da unutulmamalıdır. Travmayı araçsallaştıran anlatılar, yeni yaralar açma potansiyeline sahiptir.

Sonuç olarak psikolojik tarih, geçmişin yalnızca arşivlerde bulunmadığını hatırlatır. Geçmiş, dilin kırık cümlelerinde, gündelik davranışlarda ve kentin görünmeyen haritalarında dolaşır. Travmanın palimpsesti bakışı bulanıklaştırabilir; fakat dikkatli bir okuma, katmanları ayırt edebilmeyi mümkün kılar. Bu okuma, sabır gerektirir ve tarih ile ruh arasında yeniden bir dil kurmayı hedefleyen mitopoetik bir çabayı içerir.

Belki de temel erdem budur: ulaşılması güç bir “ilk neden” arayışında ısrar etmek yerine, katmanları okumayı, onlarla diyalog kurmayı ve birlikte yeni ritüeller icat etmeyi öğrenmek. Böylece geçmiş, taşınması gereken bir yük olmaktan çıkar; paylaşılan bir hafızaya ve üzerinde çalışılabilecek bir zemine dönüşür. Palimpsestin üzerine yeni bir metin yazmak, eski metni silmek değil; onun izlerini tanıyarak yazmaya devam etmektir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.