Yeni yıla beyaz örtüler altında girmenin insan üzerinde bıraktığı hislerin aşkı bir başka kılması, insanların duygu selini arttırdığından hayatlarımızı idame ettirdiğimiz ve Türk Tabibler Derneğinin koyduğu ideal duygu-durum sınırlarını aşarak bizleri iflah olmaz bir şekilde dopamin, serotonin ve oksitosin bağımlısı yapmış bulunan, bizleri içinden çıkılması imkansız olan "Selvi Boylum Al Yazmalım" sendromuna sokmuştur.
Bu sendrom, Erosun çalışma şartlarını bir hayli zorlayarak sendikaların bu şartları kınamasına sebep olmuş ancak yapılan müracaatlar sonucunda isnat edilen cürümle ilgili kavuşturmaya yeterli sayılacak herhangi bir ize rastlanmamıştır. Savunma makamı; Erosun mesai ücretlerinin yatmadığı çünkü kendisinin özel sektör personeli olduğunu ve esnek çalışma şartlarında çalıştığı beyan edilmiştir. Bu kararın sosyal medya üzerinde infial yaratması Aşk Tanrısının Kamu personeli olması gerektiğine yönelik tartışmalar çıkmasına sebep olmuştur.
Aynı zamanda "Selvi Boy, Al Yazma" sendromunu fırsatından dava sürecince işinden uzak kalan Erosun açığını doldurmak amacıyla istifade etmek isteyen özel sektör, aşk filmlerine, aşk şarkılarına ve aşk romanlarına yatırım yaparak insanların bu duygulara maruziyetini arttırmış ve bunun mukabilinde de aşıkların buluşma mekanlarının; alınacak olan çiçeklerin ve hediyelerin de kaymağını yemekten hiç çekinmemiştir.
Pek tabii herkes hayatının aşkını bulamadığından da depresyona sürüklenen insanlar gözle görülür bir artış meydana gelmiş, bununla birlikte de ilaç endüstrisi bir hayli kâr elde ederek yeni gelirlerle yalnız insanları kendine bağımlı hale getirecek etkenlere yatırım yapmayı ihmal etmemiştir.
Oluşan çarkı kırmak isteyen insanlar "Yalnızlar Komiconunu" kurarak hayatlarının geri kalanına yalnız devam etme tavrını takınmak gibi bir hataya düşmüş ve üç nesil içerisinde son üyelerini de kimsesizler mezarlığına gömerek varlıklarını insan eksikliğinden idame ettiremeyen bir komicon olarak tarihin tozlu sayfalarında yerlerini almışlardır.
Yalnızlıkların toprağa gömülmesi insanlar içerisinde yeniden umudu doğurmuş ve insanların bu doğumla birlikte en büyük günahı işlemeye mecbur bırakmıştır; umut etmek. Ummak başta insanları yatıştıran, daha sükürperver hale getirmiş ancak zaman içerisinde onları içten içe çürütmekle kalmamış devamında kanser, şirpençe gibi hastalıklara sebep olmuş kronik hasta nesiller yaratmıştır. Kalbin de envai çeşit duyguyu içinde taşımaktan yorulmuş olmasıyla kardiyomiyopati insanlar arasında alıp başını gitmiştir.
Bu hastalıklar organ ticaretini arttırmış ancak arz talep dengesinin bozulmasıyla fazla stoklanan organların fiyat dengeleri bir haylı karışmış; ciğeri beş paradan satmak, böbreklerde bir alana bir bedava kampanyası başlatmak ticaretin vazgeçilmez adetleri arasında yerini almış bunları uygulamayan esnafların papuçları dama atılmıştır.
Umuttan da bir fayda görmeyip yeniden yalnızlaşan aşıklarımız sanrılara teslim olmak için sevdiklerini şişe diplerinde aramaya başlamış ancak başta alkol fiyatlarının artması ve sonrasında yasakların baş göstermesiyle aşkta kaybeden kumarda kazanır diyerek kumar batağına düşmüş ve zarların bir türlü istenilen şekilde gelmemesi, kozların uygun olmayışı sebepleriyle varlarını yoklarını kaybetmişlerdir.
Tüm bunlar yaşanırken Eros'u kamulaştırma davası istenilen gibi sonuçlanamamış sebebi de memurların fazla mesai ücretlerinin komik derecede düşük olması olarak belirtilmiştir. Eros bu doğrultuda kritik bir karar alarak özel sektörün önünü açmak adına destekleyici çalışmalarda bulunmuş ancak aşkın herkes için gerekli bir duygu olduğunu düşünerek tamamen yatırımcı tekeline bağlı olmasının uygun olmadığını düşünerek kamuya aşk personeli yetiştirmeyi uygun görmüştür.
Yeni yılımızın aşkla geçmesi için de elinden geldiğince çalışacağını da açıkça belirtmiştir.
