Aslında sanat eserlerinin hepsinde zaman olgusu bir fenomen olarak yer alırken, biz burada sadece şiirde zaman olgusunu ele alacağız.
Bilinmelidir ki sujede (özne) güçlü ve yaralayıcı etkiyi gösteren en önemli metaforlar (motifler, benzetmeler) mitoloji, tarih, felsefe, din, siyaset ve edebiyat gibi bilgi dallarının kavramlarında yoğunlaşmaktadır.
İşte bu bilgi dalları hem dilin hem de şiirin etkili, güçlü kullanışını sağlayan, poetik dediğimiz şiir felsefesinin altyapısını oluşturmaktadır.
Bu bağlamda zaman kavramı da felsefenin, dinin, tarihin en önemli kavramı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu değerlendirmeyi yaparken de öncelikle felsefi anlamda teknik bir tanım yaparak zaman ve tarih kavramları arasındaki ayrıma işaret etmeye çalışacağım.
Zaman kavramı bir ontolojik problem olarak felsefede ele alınmıştır ve metafizik bir varlık alanına kadar uzanan bir anlam derinliği oluşturmaktadır. Oluş, tezahür, akış, meydana gelme, var olma ilk ve son olma gibi ontolojik-varoluşsal ve ezeli-ebedi olma yönüyle de tanrısallık içeren, metafiziğin sınırlarını zorlayan bir kavramdır.
Tarih ise, zaman dediğimiz bu uçsuz bucaksız, ezeli ve ebedi oluşun ve akışın içerisindeki bir kesiti belirleyen kavramdır. Yani tarih; zamanın bilinebilir, betimlenebilir, tanımlanabilir bir dilimiyle başlayan süreç ya da süreçlere işaret eden, metafiziğe değil, olaylara ve olgulara, nedenlere, sonuçlara dayanan bir bilim dalıdır.
Günlük dilde zaman kavramına gönderme yapan ya da zaman kavramını imleyen o kadar çok kelime var ki bunlardan bazıları şöyle: zaman, vakit, tarih, dönem, çağ, gün, saat, an, sene, yıl, hatıra, şafak, ışık-ışıltı, tan, geçmiş, gelecek, şimdi, gençlik, yaşlılık, hayat, yaşam, ömür, bahar, yaz gibi mevsim adları, öğlen, ikindi vs...
Burada şiirde zaman kavramını ele alacağımız için şunu bilmeliyiz ki zaman kavramının geçtiği her şiirde bu kavram felsefi anlam derinliği ile ya da tarih bilimi anlamı derinliği ile kullanılmamıştır ya da kullanılamamıştır.
Demek ki sanat eserinde anlam derinliği ve çokluğu yaratmak, aynı sözcüğün bir ses olarak seslendirilmesinde değil, içinde geçtiği dize ve metin çerçevesinde ele alınarak değerlendirilmelidir.
Yoksa ki günlük, sıradan anlamıyla şiire giren-metne giren zaman sözcüğü, o şiire-metne felsefe ve tarih bilinci-bilimi niteliğinde bir anlam derinliği kazandırmaz.
Yani bu tür şiirlerde-metinlerde zaman kavramı sadece ses olarak zamandır ama edebi ve felsefi derinlik olarak zaman kavramının anlamına delalet-karşılık-kılavuzluk etmez.
Tıpkı insan sesi çıkaran bir papağan nasıl insan değilse, zaman sesini veren sözcük de zaman kavramının edebi-felsefi derinliğine karşılık gelmez, delalet etmez.
Demek ki şiirin içerisinde geçen zaman kavramı-sözcüğü-kelimesi ne derseniz deyiniz, bazen günlük dil ve sıradan anlam içerirken bazen de o esere gerçek ve deruni-içsel anlamıyla bir değer katmaktadır.
O halde bir şiirde-metinde, bu ayrım değerini yapacak olan şüphesiz ki iyi bir birikime sahip olan okuyucudur.
Bu ayrımı kavrayamamış şair-yazar, eserinde-şiirinde felsefenin en önemli ontolojik ve metafizik kavramı olan zaman kavramını-sözcüğünü kullandım ve ona ne muhteşem anlamlar yükledim dese d, durum hiç de onun söylediği gibi değildir bilakis onun anladığı kadardır.
Çünkü yazar-şair bile olsa edebi-felsefi derinliği olan bir kavrama-sözcüğe ancak kendi anladığı oranda bir yükleme yapabilir.
Bu bağlamda ‘Zaman’ adlı şiirimden bir örnekle yazımızı şimdilik sonlandıralım;
sevmedi beni acılarımla reddetti hayat
sustukça ölümle yeşerdim çoğaldı nefretim
yumdu gözlerini zaman öptüm dudaklarından
anladım ki unutmuşum nasıl sevilir bir insan
Bu şiirde zamanın akışını, var oluşunu ve yok oluşunu temsil eden zaman olgusunun gözlerini yumması, varlığın yokluğa dönüşümünü o indefini (bitimsiz) olarak tanımlanan zamanın tükenişini, bitimini, devinimin durduğunu ifade etmektedir. Yine ‘yumdu gözlerini zaman öptüm dudaklarından’ dizesinde, sonsuzluğun yitimini edebi dille birleştirerek, fiziki alemden metafizik aleme geçişi imlediğini ve buradaki zaman kavramının edebi-felsefi dil ve anlam derinliğini, çoğulluğunu koruduğunu görmekteyiz.
Not: Ulus’ta Algı Ötesi youtube programlarında felsefe sohbetlerimizi izlemeyi unutmayınız lütfen…
