Umut Yaşar Abat / Nanoist Şair- Yazar-Felsefeci
Köşe Yazarı
Umut Yaşar Abat / Nanoist Şair- Yazar-Felsefeci
 

HERMES ve HERMENEUTİK

Hermes, Antik Yunan Mitolojisinde rehber ve haberci olarak tanımlanır. Tıp, müzik, dil, iletişim ve dinsel inanç olarak ölülerin ruhlarını bu dünyadan öte dünyaya taşıyan haberci melektir. Hızın ve hareketin sembolü olarak da bilinen Hermes, zeki olmasının gösterisini şımarık yaramazlıklarla yapan ve çok farklı yetenekleriyle tanınan önemli bir şahsiyettir.        Hermes, tanrı ile melekler ve tüm evren-tüm canlılar arasında sözü en hızlı yayan yani iletişimi en hızlı ve en doğru sağlayan melektir. Yani günümüzün diliyle söylersek en hızlı ve doğru iletişim uzmanıdır. Telefonun, telsizin, televizyonun, kitabın yok olduğu o dönemde, bütün bu iletişim araçlarının görevini en doğru şekilde yerine ulaştıran melektir. Mitolojik tanrıların emirlerini dünyaya ve diğer mitolojik tanrılara en hızlı şekilde ulaştıran tanrı sözcüsü bir melek, bir mitolojik kahramandır. Dil bilgisi ve alfabeyi öğreten dolayısıyla dili ve kavramların anlamlarını en doğru bilen-yorumlayan bir meziyeti vardır.    Biz bu yazıda kısa da olsa hermeneutik yani yorum bilgisi üzerinde duracağımız için, Hermes’in yorumcu ve haber taşıyıcı özelliği özerinden hareket edeceğiz. Bu bağlamda şunu hemen söylemeliyiz ki hermeneutik kavramı, adını ve içerik özelliğini işte Antik Yunan Mitolojisindeki bu haberci melekten, Hermes’ten almaktadır. Yani hermeneutik kavramının kökeni işte Yunan Mitolojisinin dili, alfabeyi, haberi ve doğru anlamayı, doğru haberi sağlayan melek profilini çizen, bu özelliklere sahip olan Hermes’e dayanmaktadır. Bu anlayış çerçevesinde düşünürsek "Hermes olmak" deyimi mitolojik, felsefi veya mecazi anlamlar taşır. Genellikle çok hızlı hareket eden, haber taşıyan, zekasının ve gücünün bilincinde olan, anlama ve anlatma kabiliyeti yüksek, kadim bilgilere ve sırra vakıf olan kişileri tanımlamak için kullanılmaktadır. Zaten bu özellikler, Hermes’in özellikleridir.     Bu bağlamda hermeneutik (yorum bilgisi) anlatılanı-söyleneni-verilen ve sunulan bilgiyi en doğru anlamak-anlamaya çalışmak, hatta bazen o bilgiye daha da derin anlamlar yükleyerek, anlam çokluğu-çoğulluğu yaratarak onu dinleyiciye-izleyiciye-okuyucuya sunmaktır.     Yani hermeneutik, bir metnin okunmasında, anlaşılmasında, değerlendirilmesinde, yeni ve yan anlamlar üretilmesinde yazarın asıl vermek istediği mesajları en doğru anlamak ve bu mesajların anlam kodlarını daha da genişleterek, okuyucunun da farklı bakış açılarını yan anlam kodları içerisinde görmeye-göstermeye çalışmaktır. Bilinmelidir ki, yorum doğru anlamın kendisi değildir, doğru anlama giden yollardan birisidir. Gerçek ve tam doğru anlam; ileticinin gönderdiği mesajı-metni, yine ileticinin düşündüğü gibi ileticinin o mesaja-metne yüklediği anlam doğrultusunda düşünmektir. Asli doğru anlam yolu budur. Diğer anlam öbekleri, doğru anlama gayretine yönelmiş tali yol ve yorumlardır.   Böylece hermeneutik, bir yandan anlama kabiliyetimizi geliştirirken bir yandan da doğru anlamayı sağlamaya yönelik oluşturulmuş köprü olma özelliğini taşır. Anlama ve anlatma süreçlerindeki tarihsel, ruhsal ve psişik fenomenal olgulara dikkat çekerek, anlama yetimizin gelişmesinde ve anlam katmanlarının oluşmasında yazar-okuyucu düşünce birlikteliğinin önemini vurgular. Ben bu birlikte düşünerek oluşturduğumuz, hayata aynı kavramlarla baktığımız ve hayatı aynı kavramlarla açıkladığımız duruma ‘bilinç buluşması’ diyorum.  Dolayısıyla hermeneutik, dil ve anlamın örtüştüğü bilinç buluşmasında, okuyucu ve yazarın aynı masada içsel-deruni bir sohbetinin, bütünleşmesinin olanağını sağlar.   Her metni-konuyu-olayı-olguyu kendi içerisinde ve kendi tarihsel bağlamı çerçevesinde anlamak ve açıklamak hermeneutik yöntemin temel özelliği olarak görülmelidir. Aksi taktirde anakronizme-zaman uyumsuzluğu hatasına düşülür ki bu da tarihin arkasından nal toplamak gibi, olayları ve olguları kendi tarihselliğinden ve tarihsel tinselliğinden-ruhundan soyutlayarak-kopararak doğruyu ve gerçeği anlamamıza ket vuran bir duruma sebebiyet verir. Bundan dolayı olayları ve olguları kendi tarihsel koşullarının verileriyle anlayacak psişik bir anlama yönteminin de gerektiğini dikkate almalıyız. Çünkü anlamak ve anlatmak insan varlığının en asli unsuru olan düşünmenin en önemli özellikleridir. Anlatmak düşüncenin dili, anlamak ise düşüncenin kulağıdır. Bu iki unsurun birleşmesiyle ancak bilinçte anlam dediğimiz olgu oluşmaktadır. Yani bir metni okumak onu anlamak demek değildir. Çünkü okumak, harfleri seslendirmektir aslolan anlamaktır... Anlattığınız şey, söylemek istediğiniz şey değilse ya diliniz düşüncenizi açıklamaya yetmiyor ya da düşüncenizi dille ifade etmeyi beceremiyorsunuz demektir. Elbette söylemek istediğimizi anlatmak ve bir de onu anlayan bulmak hayatın en önemli sorununu çözmektir. Yani söylemek istediğimizi anlatabilmek kadar, onu anlayan bulabilmek de gerekmektedir. Anlatma hiç şüphesiz çok önemli bir olgu ama karşında anlayacak nitelikte bir bilinç olmayınca ne anlatırsanız anlatınız, sadece boşluğun sesini duyarsınız. Dediğimiz gibi insanı insan yapan temel özellik düşüncesi ve anlama kapasitesi-anlama yetisidir. Bir insanın anlama yetisi yoksa, ona ait olmayan veya ona yüklediğiniz nitelikler, asla ona ait değildir...  Son olarak şunu da söylemeliyiz ki; hiç kimse seslendirdiği kadar değildir. Herkes anlamlandırdığı ve anladığı kadardır... Şair-yazar da okuyucu da! Anlatan da anlayan da! "Hermes olmak" yolunda hepimiz biraz daha gayret göstermeliyiz diye düşünüyoruz.       Not: Ulus’ta Algı Ötesi youtube programlarında felsefe sohbetlerimizi izlemeyi unutmayınız lütfen…     
Ekleme Tarihi: 21 Ağustos 2026 -Cuma

HERMES ve HERMENEUTİK

Hermes, Antik Yunan Mitolojisinde rehber ve haberci olarak tanımlanır. Tıp, müzik, dil, iletişim ve dinsel inanç olarak ölülerin ruhlarını bu dünyadan öte dünyaya taşıyan haberci melektir. Hızın ve hareketin sembolü olarak da bilinen Hermes, zeki olmasının gösterisini şımarık yaramazlıklarla yapan ve çok farklı yetenekleriyle tanınan önemli bir şahsiyettir.       

Hermes, tanrı ile melekler ve tüm evren-tüm canlılar arasında sözü en hızlı yayan yani iletişimi en hızlı ve en doğru sağlayan melektir. Yani günümüzün diliyle söylersek en hızlı ve doğru iletişim uzmanıdır. Telefonun, telsizin, televizyonun, kitabın yok olduğu o dönemde, bütün bu iletişim araçlarının görevini en doğru şekilde yerine ulaştıran melektir.

Mitolojik tanrıların emirlerini dünyaya ve diğer mitolojik tanrılara en hızlı şekilde ulaştıran tanrı sözcüsü bir melek, bir mitolojik kahramandır. Dil bilgisi ve alfabeyi öğreten dolayısıyla dili ve kavramların anlamlarını en doğru bilen-yorumlayan bir meziyeti vardır.   

Biz bu yazıda kısa da olsa hermeneutik yani yorum bilgisi üzerinde duracağımız için, Hermes’in yorumcu ve haber taşıyıcı özelliği özerinden hareket edeceğiz. Bu bağlamda şunu hemen söylemeliyiz ki hermeneutik kavramı, adını ve içerik özelliğini işte Antik Yunan Mitolojisindeki bu haberci melekten, Hermes’ten almaktadır.

Yani hermeneutik kavramının kökeni işte Yunan Mitolojisinin dili, alfabeyi, haberi ve doğru anlamayı, doğru haberi sağlayan melek profilini çizen, bu özelliklere sahip olan Hermes’e dayanmaktadır.

Bu anlayış çerçevesinde düşünürsek "Hermes olmak" deyimi mitolojik, felsefi veya mecazi anlamlar taşır. Genellikle çok hızlı hareket eden, haber taşıyan, zekasının ve gücünün bilincinde olan, anlama ve anlatma kabiliyeti yüksek, kadim bilgilere ve sırra vakıf olan kişileri tanımlamak için kullanılmaktadır. Zaten bu özellikler, Hermes’in özellikleridir.    

Bu bağlamda hermeneutik (yorum bilgisi) anlatılanı-söyleneni-verilen ve sunulan bilgiyi en doğru anlamak-anlamaya çalışmak, hatta bazen o bilgiye daha da derin anlamlar yükleyerek, anlam çokluğu-çoğulluğu yaratarak onu dinleyiciye-izleyiciye-okuyucuya sunmaktır.    

Yani hermeneutik, bir metnin okunmasında, anlaşılmasında, değerlendirilmesinde, yeni ve yan anlamlar üretilmesinde yazarın asıl vermek istediği mesajları en doğru anlamak ve bu mesajların anlam kodlarını daha da genişleterek, okuyucunun da farklı bakış açılarını yan anlam kodları içerisinde görmeye-göstermeye çalışmaktır.

Bilinmelidir ki, yorum doğru anlamın kendisi değildir, doğru anlama giden yollardan birisidir. Gerçek ve tam doğru anlam; ileticinin gönderdiği mesajı-metni, yine ileticinin düşündüğü gibi ileticinin o mesaja-metne yüklediği anlam doğrultusunda düşünmektir. Asli doğru anlam yolu budur. Diğer anlam öbekleri, doğru anlama gayretine yönelmiş tali yol ve yorumlardır.  

Böylece hermeneutik, bir yandan anlama kabiliyetimizi geliştirirken bir yandan da doğru anlamayı sağlamaya yönelik oluşturulmuş köprü olma özelliğini taşır. Anlama ve anlatma süreçlerindeki tarihsel, ruhsal ve psişik fenomenal olgulara dikkat çekerek, anlama yetimizin gelişmesinde ve anlam katmanlarının oluşmasında yazar-okuyucu düşünce birlikteliğinin önemini vurgular.

Ben bu birlikte düşünerek oluşturduğumuz, hayata aynı kavramlarla baktığımız ve hayatı aynı kavramlarla açıkladığımız duruma ‘bilinç buluşması’ diyorum.  Dolayısıyla hermeneutik, dil ve anlamın örtüştüğü bilinç buluşmasında, okuyucu ve yazarın aynı masada içsel-deruni bir sohbetinin, bütünleşmesinin olanağını sağlar.  

Her metni-konuyu-olayı-olguyu kendi içerisinde ve kendi tarihsel bağlamı çerçevesinde anlamak ve açıklamak hermeneutik yöntemin temel özelliği olarak görülmelidir. Aksi taktirde anakronizme-zaman uyumsuzluğu hatasına düşülür ki bu da tarihin arkasından nal toplamak gibi, olayları ve olguları kendi tarihselliğinden ve tarihsel tinselliğinden-ruhundan soyutlayarak-kopararak doğruyu ve gerçeği anlamamıza ket vuran bir duruma sebebiyet verir.

Bundan dolayı olayları ve olguları kendi tarihsel koşullarının verileriyle anlayacak psişik bir anlama yönteminin de gerektiğini dikkate almalıyız. Çünkü anlamak ve anlatmak insan varlığının en asli unsuru olan düşünmenin en önemli özellikleridir. Anlatmak düşüncenin dili, anlamak ise düşüncenin kulağıdır. Bu iki unsurun birleşmesiyle ancak bilinçte anlam dediğimiz olgu oluşmaktadır. Yani bir metni okumak onu anlamak demek değildir. Çünkü okumak, harfleri seslendirmektir aslolan anlamaktır...

Anlattığınız şey, söylemek istediğiniz şey değilse ya diliniz düşüncenizi açıklamaya yetmiyor ya da düşüncenizi dille ifade etmeyi beceremiyorsunuz demektir. Elbette söylemek istediğimizi anlatmak ve bir de onu anlayan bulmak hayatın en önemli sorununu çözmektir.

Yani söylemek istediğimizi anlatabilmek kadar, onu anlayan bulabilmek de gerekmektedir. Anlatma hiç şüphesiz çok önemli bir olgu ama karşında anlayacak nitelikte bir bilinç olmayınca ne anlatırsanız anlatınız, sadece boşluğun sesini duyarsınız.

Dediğimiz gibi insanı insan yapan temel özellik düşüncesi ve anlama kapasitesi-anlama yetisidir. Bir insanın anlama yetisi yoksa, ona ait olmayan veya ona yüklediğiniz nitelikler, asla ona ait değildir...  Son olarak şunu da söylemeliyiz ki; hiç kimse seslendirdiği kadar değildir. Herkes anlamlandırdığı ve anladığı kadardır... Şair-yazar da okuyucu da! Anlatan da anlayan da! "Hermes olmak" yolunda hepimiz biraz daha gayret göstermeliyiz diye düşünüyoruz.      

Not: Ulus’ta Algı Ötesi youtube programlarında felsefe sohbetlerimizi izlemeyi unutmayınız lütfen…     

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.