Umut Yaşar Abat / Nanoist Şair- Yazar-Felsefeci
Köşe Yazarı
Umut Yaşar Abat / Nanoist Şair- Yazar-Felsefeci
 

HELENİZMA ve AVRUPA BİRLİĞİ

Değerli canlar, dostlar…         Bugünkü Avrupa Birliği’nin temelini oluşturan unsurlardan birisi olan Helenistik Kültür, filozof Aristo’nun öğrencisi olan, Kral Büyük İskender tarafından oluşturulmuştur.   Helenizm, Büyük İskender'in Asya seferleriyle Batı (Yunan) ve Doğu (Pers-Fars/Asya) kültürlerinin karışmasıyla ortaya çıkan tarihi bir sentezdir. Yani Helenizma; kültürler karmasıdır, farklı medeniyetler arasında ortak kültür oluşturma anlayışıdır. M.Ö. 334 ile M.Ö. 30 yılları arasını kapsar. Bu dönemde bilim, felsefe ve sanat zirveye ulaşmıştır.       Helenist dönemde çok kültürlü büyük şehirler kurulmuş, kadınlar sosyal ve siyasi hayatta daha aktif rol oynamaya başlamıştır. Bireysel düşünce bu dönemde öne çıkmıştır. İnsanlar sadece bir şehrin parçası olmak yerine, kendilerini bir "dünya vatandaşı" (kozmopolit-evrensellik) olarak görmüşlerdir.     Bu dönemde Yunan dili (Grekçe) Akdeniz ve Orta Doğu'da ortak dil haline gelmiştir. Batının rasyonel-akılcı anlayışı ile doğunun mistik-gizemli anlayışının karması, yeni bir kütür ve felsefe anlayışının oluşmasına olanak sağlamıştır. Yine bu dönemde Stoacılık ve Epikürcülük gibi felsefi akımlar doğmuştur. İnsanlara bu ekollerle mutlu olmanın ve acılardan kaçmanın deruni-içsel-ruhsal yolları öğretilmiştir.    Yine Helenistik Dönemde, Mısır'daki İskenderiye ve Türkiye'deki Bergama en büyük bilim ve sanat merkezleri olmuştur.  Bergama’nın önemini, daha önce ‘KÂĞIDIN İCADI’ adlı yazımızda burada anlatmıştık; ‘Anadolu’da parşömen kâğıdı, İzmir’in ilçesi olan Bergama’da icat edilmiştir. Parşömen, üzerine yazı yazmak veya resim yapmak için kullanılan özel hazırlanmış hayvan derisidir. Parşömen ismi Bergama'dan gelmektedir ve Bergama Kâğıdı anlamında Latince Charta Pergamena'dan türemiş ve bütün dillere de buradan geçmiştir’ demiştik.    İskenderiye Kütüphanesi bu dönemin en ünlü simgesidir. Büyük İskender’in generali tarafından M.Ö. 300 civarında Mısır'ın İskenderiye şehrinde, Büyük İskender’in adına yapılmıştır. Antik dünyanın en büyük el yazması arşivi niteliğinde olduğu söylenmektedir. İçerisinde yarım milyondan fazla papirüs tomarı barındırdığı tahmin edilmektedir.  İskenderiye kütüphanesi sadece bir kütüphane değil, bilim insanlarını, filozofları ve şairleri bir araya getiren, evrensel bir araştırma ve eğitim merkezi (mouseion-müze) görevini yapan, önemli bir kültür merkezi olarak bilinmektedir. Dolayısıyla İskenderiye Kütüphanesi, yalnızca kitapların toplandığı bir depo değil, aynı zamanda sayısız bilimsel keşfin yapıldığı bir laboratuvar olarak da işlevini sürdürmüştür. Örneğin; Öklid (geometri), Arşimet (fizik ve matematik), Eratosthenes (Dünya'nın çevresini hesaplayan astronom) gibi tarihin yönünü değiştiren birçok dehayı bünyesinde barındırmıştır.   Yüz binlerce el yazması papirüs ve parşömene ev sahipliği yapan bu efsanevi merkezin, Antik kütüphanenin tarihi mirasının yok olması veya yok edilmesi hakkındaki öne çıkan temel detaylar şunlardır: Kütüphanenin tek bir felaketle değil, yüzyıllara yayılan bir dizi olayla yok olduğuna, yok edildiğine inanılır. Ancak bu yok edilişteki en önemli olay Roma Cumhuriyeti'nin son faşist diktatörü olan Julius Caesar-Jül Sezar Yangını (M.Ö. 48) olarak bilinir. Tarihte "Jül Sezar yangını" olarak bilinen bu olay, M.Ö. 48 yılında İskenderiye Kuşatması sırasında meydana gelen yangındır. Jül Sezar, Mısır'da tuzağa düştüğünde limandaki düşman gemilerini ateşe vermiş, alevler rüzgârın etkisiyle liman depolarına ve efsanevi İskenderiye Kütüphanesi'nin olduğu bölgeye sıçramıştır. Böylece birçok eserin kül olduğu iddia edilmektedir. Sonraki yüzyıllarda ise bölgedeki Arap fetihleri gibi tarihi olaylarla-savaşlarla, kütüphanenin tamamen ortadan kalktığı, tarihçiler tarafından söylenmektedir. İşte bugünkü Avrupa Birliği projesinin altyapısını oluşturan unsurlardan birisi olan Helenizma’nın önemi buradan gelmektedir. Yani Avrupa Birliği Projesi’nin mimarları, Yunan kültürünü-felsefesini benimsemişlerdir. Dolayısıyla kendi kültürel kodlarının ana unsurlarından en önemli altyapı fikriyatı olarak Helenizma’yı görmüşlerdir. İşte bu sebepten Helenistik Kültür’ün yukarıda söylediğimiz içeriğini kabul etmeyi, Avrupa Birliği’ne katılım koşulları arasına almışlardır. Hal böyle olunca Helenizma’nın, Yunan kültürünün mirası olduğundan dolayı, Avrupa Birliği’nde ve tüm Batı Dünyası’nda Yunanistan’a artı bir değer verilmektedir. İşte Yunanistan için hep söylenir ya; Yunanistan Avrupa’nın, Batı’nın ‘sevilen çocuğudur’, ‘sevimli hatta bazen biraz da şımarık çocuğudur’ denilmesinin sebebi buradan gelmektedir.    Dolayısıyla bugünkü Avrupa Birliği, Büyük İskender zamanında zirve yapan bilimin, kültürün, sanatın ve felsefi çalışmaların, yeniden ortak bir medeniyet olarak şahlanmasını-şahikaya çıkmasını, işte bu Hellenizma fikriyatına dayandırarak istemektedir. Yani Avrupa Birliği; Doğu-Batı kültürü karması, medeniyetler karması ya da ortak medeniyet olarak Helenizma’yı örnek almaktadır. Böylece Avrupa Birliği’ne katılmak isteyen ülkelerden, diğer koşulların ve unsurların yanında, bu unsuru (Helenistik Kültürü kabul etmeyi) da ayrıca kabul etmeleri prensip olarak istenmektedir. Bu bağlamda Avrupa Birliği Kriterlerini ben 3 H olarak kavramsallaştırıyorum. 1- Helenizma -ortak (karma) kültür 2- Hukuk -ortak ve evrensel nitelikte kanunlar 3- Hazine-ekonomi ve ekonomik pazar ortaklığı.        Not: Ulus’ta Algı Ötesi youtube programlarında felsefe sohbetlerimizi izlemeyi unutmayınız lütfen…    
Ekleme Tarihi: 03 Temmuz 2026 -Cuma

HELENİZMA ve AVRUPA BİRLİĞİ

Değerli canlar, dostlar…        

Bugünkü Avrupa Birliği’nin temelini oluşturan unsurlardan birisi olan Helenistik Kültür, filozof Aristo’nun öğrencisi olan, Kral Büyük İskender tarafından oluşturulmuştur.  

Helenizm, Büyük İskender'in Asya seferleriyle Batı (Yunan) ve Doğu (Pers-Fars/Asya) kültürlerinin karışmasıyla ortaya çıkan tarihi bir sentezdir. Yani Helenizma; kültürler karmasıdır, farklı medeniyetler arasında ortak kültür oluşturma anlayışıdır. M.Ö. 334 ile M.Ö. 30 yılları arasını kapsar. Bu dönemde bilim, felsefe ve sanat zirveye ulaşmıştır.      

Helenist dönemde çok kültürlü büyük şehirler kurulmuş, kadınlar sosyal ve siyasi hayatta daha aktif rol oynamaya başlamıştır. Bireysel düşünce bu dönemde öne çıkmıştır. İnsanlar sadece bir şehrin parçası olmak yerine, kendilerini bir "dünya vatandaşı" (kozmopolit-evrensellik) olarak görmüşlerdir.    

Bu dönemde Yunan dili (Grekçe) Akdeniz ve Orta Doğu'da ortak dil haline gelmiştir. Batının rasyonel-akılcı anlayışı ile doğunun mistik-gizemli anlayışının karması, yeni bir kütür ve felsefe anlayışının oluşmasına olanak sağlamıştır. Yine bu dönemde Stoacılık ve Epikürcülük gibi felsefi akımlar doğmuştur. İnsanlara bu ekollerle mutlu olmanın ve acılardan kaçmanın deruni-içsel-ruhsal yolları öğretilmiştir.   

Yine Helenistik Dönemde, Mısır'daki İskenderiye ve Türkiye'deki Bergama en büyük bilim ve sanat merkezleri olmuştur.  Bergama’nın önemini, daha önce ‘KÂĞIDIN İCADI’ adlı yazımızda burada anlatmıştık; ‘Anadolu’da parşömen kâğıdı, İzmir’in ilçesi olan Bergama’da icat edilmiştir. Parşömen, üzerine yazı yazmak veya resim yapmak için kullanılan özel hazırlanmış hayvan derisidir. Parşömen ismi Bergama'dan gelmektedir ve Bergama Kâğıdı anlamında Latince Charta Pergamena'dan türemiş ve bütün dillere de buradan geçmiştir’ demiştik.   

İskenderiye Kütüphanesi bu dönemin en ünlü simgesidir. Büyük İskender’in generali tarafından M.Ö. 300 civarında Mısır'ın İskenderiye şehrinde, Büyük İskender’in adına yapılmıştır. Antik dünyanın en büyük el yazması arşivi niteliğinde olduğu söylenmektedir. İçerisinde yarım milyondan fazla papirüs tomarı barındırdığı tahmin edilmektedir.  İskenderiye kütüphanesi sadece bir kütüphane değil, bilim insanlarını, filozofları ve şairleri bir araya getiren, evrensel bir araştırma ve eğitim merkezi (mouseion-müze) görevini yapan, önemli bir kültür merkezi olarak bilinmektedir.

Dolayısıyla İskenderiye Kütüphanesi, yalnızca kitapların toplandığı bir depo değil, aynı zamanda sayısız bilimsel keşfin yapıldığı bir laboratuvar olarak da işlevini sürdürmüştür. Örneğin; Öklid (geometri), Arşimet (fizik ve matematik), Eratosthenes (Dünya'nın çevresini hesaplayan astronom) gibi tarihin yönünü değiştiren birçok dehayı bünyesinde barındırmıştır.  

Yüz binlerce el yazması papirüs ve parşömene ev sahipliği yapan bu efsanevi merkezin, Antik kütüphanenin tarihi mirasının yok olması veya yok edilmesi hakkındaki öne çıkan temel detaylar şunlardır: Kütüphanenin tek bir felaketle değil, yüzyıllara yayılan bir dizi olayla yok olduğuna, yok edildiğine inanılır. Ancak bu yok edilişteki en önemli olay Roma Cumhuriyeti'nin son faşist diktatörü olan Julius Caesar-Jül Sezar Yangını (M.Ö. 48) olarak bilinir.

Tarihte "Jül Sezar yangını" olarak bilinen bu olay, M.Ö. 48 yılında İskenderiye Kuşatması sırasında meydana gelen yangındır. Jül Sezar, Mısır'da tuzağa düştüğünde limandaki düşman gemilerini ateşe vermiş, alevler rüzgârın etkisiyle liman depolarına ve efsanevi İskenderiye Kütüphanesi'nin olduğu bölgeye sıçramıştır. Böylece birçok eserin kül olduğu iddia edilmektedir. Sonraki yüzyıllarda ise bölgedeki Arap fetihleri gibi tarihi olaylarla-savaşlarla, kütüphanenin tamamen ortadan kalktığı, tarihçiler tarafından söylenmektedir.

İşte bugünkü Avrupa Birliği projesinin altyapısını oluşturan unsurlardan birisi olan Helenizma’nın önemi buradan gelmektedir. Yani Avrupa Birliği Projesi’nin mimarları, Yunan kültürünü-felsefesini benimsemişlerdir. Dolayısıyla kendi kültürel kodlarının ana unsurlarından en önemli altyapı fikriyatı olarak Helenizma’yı görmüşlerdir. İşte bu sebepten Helenistik Kültür’ün yukarıda söylediğimiz içeriğini kabul etmeyi, Avrupa Birliği’ne katılım koşulları arasına almışlardır.

Hal böyle olunca Helenizma’nın, Yunan kültürünün mirası olduğundan dolayı, Avrupa Birliği’nde ve tüm Batı Dünyası’nda Yunanistan’a artı bir değer verilmektedir. İşte Yunanistan için hep söylenir ya; Yunanistan Avrupa’nın, Batı’nın ‘sevilen çocuğudur’, ‘sevimli hatta bazen biraz da şımarık çocuğudur’ denilmesinin sebebi buradan gelmektedir.   

Dolayısıyla bugünkü Avrupa Birliği, Büyük İskender zamanında zirve yapan bilimin, kültürün, sanatın ve felsefi çalışmaların, yeniden ortak bir medeniyet olarak şahlanmasını-şahikaya çıkmasını, işte bu Hellenizma fikriyatına dayandırarak istemektedir. Yani Avrupa Birliği; Doğu-Batı kültürü karması, medeniyetler karması ya da ortak medeniyet olarak Helenizma’yı örnek almaktadır.

Böylece Avrupa Birliği’ne katılmak isteyen ülkelerden, diğer koşulların ve unsurların yanında, bu unsuru (Helenistik Kültürü kabul etmeyi) da ayrıca kabul etmeleri prensip olarak istenmektedir. Bu bağlamda Avrupa Birliği Kriterlerini ben 3 H olarak kavramsallaştırıyorum. 1- Helenizma -ortak (karma) kültür 2- Hukuk -ortak ve evrensel nitelikte kanunlar 3- Hazine-ekonomi ve ekonomik pazar ortaklığı.   

    Not: Ulus’ta Algı Ötesi youtube programlarında felsefe sohbetlerimizi izlemeyi unutmayınız lütfen…    

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.