Umut Yaşar Abat / Nanoist Şair- Yazar-Felsefeci
Köşe Yazarı
Umut Yaşar Abat / Nanoist Şair- Yazar-Felsefeci
 

SEN HİÇ KENDİN OLMADIN

Yanılgılar içerisinde geçti hayatın. Oysa sen bunun hiçbir zaman farkında bile olmadın. Masum yüzüne yansıyan süslü kelimelere inandın. Ya gerçekleri anlamaya geç kaldın ya da hep hayal aleminde yaşadın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın. Çocuk oyunu sandığın bu hayatta sen hep çocuk kaldın. Ama yine de çocukluğunu hiç yaşamadın. Çünkü sen süslü vitrinlere konulmuş bir oyuncaktın. Herkesin sana baktığı gibi sen de herkese baktın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.   Hep bakıldın, hep sensiz hiçbir şey olmaz sandın. Herkesin içindeki, ruhundaki o büyük boşluğu sen dolduracaksın sandın. Kendini hep bu boş hayallere inandırdın. Ya da bu boş hayallerle yaşadın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.   Varlığınla dolduramadığın yerleri yokluğunla doldurdun. Sustun, susturuldun.   Sevmeyi beceremedin ama sevilmekten yoruldun. Ve sen bu akışın hep böyle süreceğini sandın, yanılgılarına inandın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.       Bütün masalların bir sonu olduğuna herkesi inandırdın da bir kendin inanmadın, inanamadın. Çünkü sen bütün masalları yazandın. Çünkü sen bütün masallarda baş   kahramandın. Bu yüzden sen masalları gerçek ve gerçekleri masal sandın. Bu yüzden sen hiç   kendin olmadın.   Ne zaman konuşsam, hatıralarına sığındın. O geçmiş içersinden boğularak çıktığını bile anlayamadın. Yüzünün bana dönük olduğunda bile ruhunu hatıralarında sakladın. Geçmiş kendini, umutlarını sende aramadı ama sen kendini hep geçmişinde aradın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.       Sen kendini tükendiğin, tükettiğin zamanlarda aradın. Sen zamanı hep tek boyutlu algılayıp yaşadın. Çünkü sen şimdinin ve geleceğin hiç farkında olmadın. Çünkü sen hep bir geçmiş içersine saplanıp kaldın. Oysa sen orada zaten yanılmıştın. Oysa sen orada bir dünya karartmıştın, umutlar sarartmıştın. Oysa sen orada kendini bırakmıştın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.     Bütün kanamalarında ateşli bir hastaydın. Susamıştı buzul çağlarından kalan bir öpücüğe dudakların. Seni bir yangın yerinden çıkarıp, bağrıma basmaya çalıştım. Bir kuş gibi yaralanmıştın. Yaraların yaram oldu ama sen yaralarınla yaşadın. Bu yüzden sen hiç kendin   olmadın. Sen hep gölge bir gerçekliğin arkasına saklandın. Ve sırlı camların ışıltısında kendini   seyre daldın. Ya kendini yanlış insanlarda kaybettin ya da kaybettiklerini yanlış insanlarda   aradın. Ve yıllarca acılar içersinde kıvrandın, yandın. Onca zamanını bir hiç uğruna harcadın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.     Hep suçlunun başkası olduğuna inandın. Hep başka baharlarda, başka yağmurlarda   ıslandın. Bir beni görmedi gözlerin, oysa aynadaki yüzün kadar sana yakındım. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın. Ve sen kendini hep başkalarında, hep olmadığın yerlerde aradın. Hep özlenip aranılacağını, hep sana yalvarılacağını sandın. Bunca adanmışlık duygusu içinde yaşadın ama sevildiğini hiç anlamadın. Gidenlerin zaman gibi bir daha geri gelmeyeceğini bir türlü kavrayamadın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.  Kırılmıştı dalın, budağın. Yine de sen kendine yalnızlıklar aradın. Kulağın hep kirişte, geleceklerde ama sen yine de pencerelerden geçmişine bakardın. İçinde kırlangıçlar ölürdü, sen ağlardın. Sen gidenlerin ardından böyle masum bakardın. Bu yüzden sen hiç kendin   olmadın. Herkesin bildiğini bir sen kendinden sakladın. Sen kendini bir yabancı gibi bile   anlayamadın. Ertelenmiş baharların atlıydı, bir sen yaya kalmıştın. Herkese gösterdiğin sevgini bir kendinden, bir de benden sakındın. Kimselerin seni görmediğini zannettiğin zamanlarda gizli gizli, içten içe ağladın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.  Hep yenilmeyeceğini zannettiğin bir inatla yaşadın. İçindeki masum yalnızlığını bile bir gün olsun bağışlamadın. Bütün kapıları kendi ellerinle, kendi üzerine kapadın. Arzuyla kuruyan, çatlayan dudaklarına sıcacık bir öpücüğü, günahkâr bir rahibe gibi yasakladın! Bu yüzden sen hiç kendin olmadın. Sen hep suskunluğunla, sen hep yalnızlığınla çoğaldın. Senin dünyanda hiç değişmeyen sen vardın. Sen acılarınla çiçek çiçek açan bir bahardın. Ama sen baharlarını hep güz tadında yaşardın. Mevsimler göçüp giderdi, sen ardından bakardın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın. Tutunacağın en güzel dalları kendi ellerinle kopardın. Kendini hep başka yüreklerde, başka zamanlarda aradın. Hep bekleyiş öykülerini yaşayarak geçti bütün zamanların. Ve bir aşkı yeniden yaşamayı, bir sevdaya yeniden başlamayı imkânsız sandın. İşte bu yüzden sen hiç kendin olmadın. Ertelenmiş baharlarında kırılmış bir dal gibi hep askıda kaldın. Yoruldun, kırıldın, kanadın ama yine de bu bekleyişlerde yanıldığını anlamadın, anlayamadın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.   Gittin, beni acılarından bile mahrum bıraktın. Sen bütün zamanlarında yalnız oldun, bensiz oldun ama ben hiç sensiz olmadım. Nereye gittiysen, nereye gittiysem seninleydim ben. İşte bu yüzden, ben hiç sensiz olmadım ama sen hiç kendin olmadın… Not: Ulus’ta Algı Ötesi youtube programlarında felsefe sohbetlerimizi izlemeyi unutmayınız lütfen…     
Ekleme Tarihi: 30 Ekim 2026 -Cuma

SEN HİÇ KENDİN OLMADIN

Yanılgılar içerisinde geçti hayatın. Oysa sen bunun hiçbir zaman farkında bile olmadın. Masum yüzüne yansıyan süslü kelimelere inandın. Ya gerçekleri anlamaya geç kaldın ya da hep hayal aleminde yaşadın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.

Çocuk oyunu sandığın bu hayatta sen hep çocuk kaldın. Ama yine de çocukluğunu hiç yaşamadın. Çünkü sen süslü vitrinlere konulmuş bir oyuncaktın. Herkesin sana baktığı gibi sen de herkese baktın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.  

Hep bakıldın, hep sensiz hiçbir şey olmaz sandın. Herkesin içindeki, ruhundaki o büyük boşluğu sen dolduracaksın sandın. Kendini hep bu boş hayallere inandırdın. Ya da bu boş hayallerle yaşadın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.  

Varlığınla dolduramadığın yerleri yokluğunla doldurdun. Sustun, susturuldun.   Sevmeyi beceremedin ama sevilmekten yoruldun. Ve sen bu akışın hep böyle süreceğini sandın, yanılgılarına inandın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.      

Bütün masalların bir sonu olduğuna herkesi inandırdın da bir kendin inanmadın, inanamadın. Çünkü sen bütün masalları yazandın. Çünkü sen bütün masallarda baş   kahramandın. Bu yüzden sen masalları gerçek ve gerçekleri masal sandın. Bu yüzden sen hiç   kendin olmadın.  

Ne zaman konuşsam, hatıralarına sığındın. O geçmiş içersinden boğularak çıktığını bile anlayamadın. Yüzünün bana dönük olduğunda bile ruhunu hatıralarında sakladın. Geçmiş kendini, umutlarını sende aramadı ama sen kendini hep geçmişinde aradın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.      

Sen kendini tükendiğin, tükettiğin zamanlarda aradın. Sen zamanı hep tek boyutlu algılayıp yaşadın. Çünkü sen şimdinin ve geleceğin hiç farkında olmadın. Çünkü sen hep bir geçmiş içersine saplanıp kaldın. Oysa sen orada zaten yanılmıştın. Oysa sen orada bir dünya karartmıştın, umutlar sarartmıştın. Oysa sen orada kendini bırakmıştın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.    

Bütün kanamalarında ateşli bir hastaydın. Susamıştı buzul çağlarından kalan bir öpücüğe dudakların. Seni bir yangın yerinden çıkarıp, bağrıma basmaya çalıştım. Bir kuş gibi yaralanmıştın. Yaraların yaram oldu ama sen yaralarınla yaşadın. Bu yüzden sen hiç kendin   olmadın.

Sen hep gölge bir gerçekliğin arkasına saklandın. Ve sırlı camların ışıltısında kendini   seyre daldın. Ya kendini yanlış insanlarda kaybettin ya da kaybettiklerini yanlış insanlarda   aradın. Ve yıllarca acılar içersinde kıvrandın, yandın. Onca zamanını bir hiç uğruna harcadın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.    

Hep suçlunun başkası olduğuna inandın. Hep başka baharlarda, başka yağmurlarda   ıslandın. Bir beni görmedi gözlerin, oysa aynadaki yüzün kadar sana yakındım. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.

Ve sen kendini hep başkalarında, hep olmadığın yerlerde aradın. Hep özlenip aranılacağını, hep sana yalvarılacağını sandın. Bunca adanmışlık duygusu içinde yaşadın ama sevildiğini hiç anlamadın. Gidenlerin zaman gibi bir daha geri gelmeyeceğini bir türlü kavrayamadın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın. 

Kırılmıştı dalın, budağın. Yine de sen kendine yalnızlıklar aradın. Kulağın hep kirişte, geleceklerde ama sen yine de pencerelerden geçmişine bakardın. İçinde kırlangıçlar ölürdü, sen ağlardın. Sen gidenlerin ardından böyle masum bakardın. Bu yüzden sen hiç kendin   olmadın.

Herkesin bildiğini bir sen kendinden sakladın. Sen kendini bir yabancı gibi bile   anlayamadın. Ertelenmiş baharların atlıydı, bir sen yaya kalmıştın. Herkese gösterdiğin sevgini bir kendinden, bir de benden sakındın. Kimselerin seni görmediğini zannettiğin zamanlarda gizli gizli, içten içe ağladın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın. 

Hep yenilmeyeceğini zannettiğin bir inatla yaşadın. İçindeki masum yalnızlığını bile bir gün olsun bağışlamadın. Bütün kapıları kendi ellerinle, kendi üzerine kapadın. Arzuyla kuruyan, çatlayan dudaklarına sıcacık bir öpücüğü, günahkâr bir rahibe gibi yasakladın! Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.

Sen hep suskunluğunla, sen hep yalnızlığınla çoğaldın. Senin dünyanda hiç değişmeyen sen vardın. Sen acılarınla çiçek çiçek açan bir bahardın. Ama sen baharlarını hep güz tadında yaşardın. Mevsimler göçüp giderdi, sen ardından bakardın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.

Tutunacağın en güzel dalları kendi ellerinle kopardın. Kendini hep başka yüreklerde, başka zamanlarda aradın. Hep bekleyiş öykülerini yaşayarak geçti bütün zamanların. Ve bir aşkı yeniden yaşamayı, bir sevdaya yeniden başlamayı imkânsız sandın. İşte bu yüzden sen hiç kendin olmadın.

Ertelenmiş baharlarında kırılmış bir dal gibi hep askıda kaldın. Yoruldun, kırıldın, kanadın ama yine de bu bekleyişlerde yanıldığını anlamadın, anlayamadın. Bu yüzden sen hiç kendin olmadın.  

Gittin, beni acılarından bile mahrum bıraktın. Sen bütün zamanlarında yalnız oldun, bensiz oldun ama ben hiç sensiz olmadım. Nereye gittiysen, nereye gittiysem seninleydim ben. İşte bu yüzden, ben hiç sensiz olmadım ama sen hiç kendin olmadın…

Not: Ulus’ta Algı Ötesi youtube programlarında felsefe sohbetlerimizi izlemeyi unutmayınız lütfen…   

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.