Umut Yaşar Abat / Nanoist Şair- Yazar-Felsefeci
Köşe Yazarı
Umut Yaşar Abat / Nanoist Şair- Yazar-Felsefeci
 

KIRLANGIÇLAR…

Baharla gelen mi yoksa baharı getiren mi desem bilmiyorum onlar için? O minicik halleriyle nasıl da bağıra çağıra, nedim (övgücü, kasideci) şarkılar söylerlerdi, büyük bir neşe içersinde, baharı müjdeleyen. Her şeyi tazeleyen, her bir ömre damarlarından zerk edilmiş hayat aşısı gibi, huzur veren bahar gibi gelirlerdi o kuşlar. Kırlangıçlar, baharı yüreklerinde yaşayan, o aşiyan kuşlar. Kırlangıçlar, küçük kanatlarında büyük umutlar taşıyan kuşlar. Kırlangıçlar, beyaz göğüsleriyle bir kadın gibi, derinliklerimize süzülen kuşlar. Bence baharı getirirlerdi gelişleriyle. Yüreklerindeki umutla, aşkla geride bıraktıklarına yeniden ulaşmanın işte her şey yerli yerinde, bırakıp gittiğimiz gibi, yine her şey sadık bir şekilde bizi bekliyor demenin hazzını yaşarlardı şarkılarında. Derme çatma da olsa kendi ağızcıklarıyla, kendi ayaklarıyla taşıdıkları kendilerine göre şüphesiz ki eşsiz bir değer taşıyan çöplerden oluşan, bin bir emekle ve binlerce defa uçuş yaparak, taşıdıkları her bir nadide yaprakla kurdukları yuvalarının vefalı bir sevgili gibi, büyük bir aşkla, sabırla, yana yana kendilerini yeniden koynuna almak için beklediğini görmenin huzurunu yaşarlardı yüreklerinde. Binlerce kilometrelik yoldan kendilerini bekleyen bir yerlere ve birilerine dönmenin hasretini, özlemini yaşıyorlardı. Yani kırlangıçlar, küçük kanatlarında büyük umut taşıyorlardı. Çocukluğumun, hatıralarımın ve acılarımın her bir köşesine yerleştiği, on dört bölmeli büyük köy evimizin tandır başına yuva kurmuşlardı. Ve tandır başını yukardan açık iki baca penceresi vardı. Orada söylerlerdi kırlangıçlar bahar şarkılarını. Orada başlardı onların baharla gelen, baharı getirdikleri sevdası ve orada biterdi. Nasıl da hızlı uçar ve o hızla inişe geçerek tandır başlarının bir baca penceresinden girer, bir penceresinden çıkarlardı. Her defasında nasıl da korkardım, o hızla ve o heyecanla inişe geçerlerken kafalarının üstüne yere çarpacaklar, çakılacaklar diye. Düşme korkumu ve bilincimi sanırım bu kuşlar oluşturdu bende. Düşmek, bu yüzden kaybetmektir bende, kafa üstü çakılmaktır yere, umduğunu bulamamak ve değer verdiğin her şeyin bir kırlangıç gibi büyük bir hızla uçup gitmesidir elinden, bir tükeniştir, bir tüketilmişliğidir yarın bilincini taşıdığın zamanın. Ve hep gelip geçiciliği hatırlatır bana kırlangıçlar. Bahar gibi, kalıcı olmamayı, misafirliği, göçmeyi, bir başkası olmayı, bir başka yerlerde, bir başkalarından aldığı ödünç bir mutluluğu bir emanetçi gibi, gittiği yere, yerlere götürmeyi ve giderken geride hüznü, ayrılığı, hasreti bırakarak gitmeyi hatırlatır bana. İşte bu yüzden yüreğimiz bir tandır gibi ateşli ve bir tandır başının bacası gibi çok pencereli, delikli olur. Bu yüzden kırlangıçlar yaz başlarında, tandır başlarının bir bacasından vurup, bir bacasından çıkarken bir misafir gibi, bir derviş, bir sevgili gibi, ateşli yüreğimizin közüdür, onlar giderken ardından bıraktıkları, içimizde kalan… Oysa nasılda sevinirler geldiklerinde, kendilerini büyük bir vefayla, sadakatle bekleyen ama giderken geride bıraktıklarını görünce. Bazen gidenler, geride bıraktıklarını, terk ettiklerini hiç düşünmezler. Oysa bazen ya gidenler dönmezler ya da dönseler de bırakıp gittiklerini, terk ettiklerini bir daha asla göremezler. Kimileri bahara gelmez, kimilerine bahar gelmez. Kimileri istesen d, bekledim gel desen d, baharı getirmez mevsiminde, gül açtırmaz yüreğine. Kırlangıçlar, baharı yüreklerinde yaşayan, o aşiyan kuşlar. Kırlangıçlar, küçük kanatlarında büyük umutlar taşıyan kuşlar. Kırlangıçlar, beyaz göğüsleriyle bir kadın gibi, derinliklerimize süzülen kuşlar.
Ekleme Tarihi: 23 Ekim 2026 -Cuma

KIRLANGIÇLAR…

Baharla gelen mi yoksa baharı getiren mi desem bilmiyorum onlar için? O minicik halleriyle nasıl da bağıra çağıra, nedim (övgücü, kasideci) şarkılar söylerlerdi, büyük bir neşe içersinde, baharı müjdeleyen.

Her şeyi tazeleyen, her bir ömre damarlarından zerk edilmiş hayat aşısı gibi, huzur veren bahar gibi gelirlerdi o kuşlar.

Kırlangıçlar, baharı yüreklerinde yaşayan, o aşiyan kuşlar. Kırlangıçlar, küçük kanatlarında büyük umutlar taşıyan kuşlar. Kırlangıçlar, beyaz göğüsleriyle bir kadın gibi, derinliklerimize süzülen kuşlar.

Bence baharı getirirlerdi gelişleriyle. Yüreklerindeki umutla, aşkla geride bıraktıklarına yeniden ulaşmanın işte her şey yerli yerinde, bırakıp gittiğimiz gibi, yine her şey sadık bir şekilde bizi bekliyor demenin hazzını yaşarlardı şarkılarında.

Derme çatma da olsa kendi ağızcıklarıyla, kendi ayaklarıyla taşıdıkları kendilerine göre şüphesiz ki eşsiz bir değer taşıyan çöplerden oluşan, bin bir emekle ve binlerce defa uçuş yaparak, taşıdıkları her bir nadide yaprakla kurdukları yuvalarının vefalı bir sevgili gibi, büyük bir aşkla, sabırla, yana yana kendilerini yeniden koynuna almak için beklediğini görmenin huzurunu yaşarlardı yüreklerinde.

Binlerce kilometrelik yoldan kendilerini bekleyen bir yerlere ve birilerine dönmenin hasretini, özlemini yaşıyorlardı. Yani kırlangıçlar, küçük kanatlarında büyük umut taşıyorlardı.

Çocukluğumun, hatıralarımın ve acılarımın her bir köşesine yerleştiği, on dört bölmeli büyük köy evimizin tandır başına yuva kurmuşlardı. Ve tandır başını yukardan açık iki baca penceresi vardı. Orada söylerlerdi kırlangıçlar bahar şarkılarını. Orada başlardı onların baharla gelen, baharı getirdikleri sevdası ve orada biterdi.

Nasıl da hızlı uçar ve o hızla inişe geçerek tandır başlarının bir baca penceresinden girer, bir penceresinden çıkarlardı. Her defasında nasıl da korkardım, o hızla ve o heyecanla inişe geçerlerken kafalarının üstüne yere çarpacaklar, çakılacaklar diye.

Düşme korkumu ve bilincimi sanırım bu kuşlar oluşturdu bende. Düşmek, bu yüzden kaybetmektir bende, kafa üstü çakılmaktır yere, umduğunu bulamamak ve değer verdiğin her şeyin bir kırlangıç gibi büyük bir hızla uçup gitmesidir elinden, bir tükeniştir, bir tüketilmişliğidir yarın bilincini taşıdığın zamanın.

Ve hep gelip geçiciliği hatırlatır bana kırlangıçlar. Bahar gibi, kalıcı olmamayı, misafirliği, göçmeyi, bir başkası olmayı, bir başka yerlerde, bir başkalarından aldığı ödünç bir mutluluğu bir emanetçi gibi, gittiği yere, yerlere götürmeyi ve giderken geride hüznü, ayrılığı, hasreti bırakarak gitmeyi hatırlatır bana.

İşte bu yüzden yüreğimiz bir tandır gibi ateşli ve bir tandır başının bacası gibi çok pencereli, delikli olur. Bu yüzden kırlangıçlar yaz başlarında, tandır başlarının bir bacasından vurup, bir bacasından çıkarken bir misafir gibi, bir derviş, bir sevgili gibi, ateşli yüreğimizin közüdür, onlar giderken ardından bıraktıkları, içimizde kalan…

Oysa nasılda sevinirler geldiklerinde, kendilerini büyük bir vefayla, sadakatle bekleyen ama giderken geride bıraktıklarını görünce. Bazen gidenler, geride bıraktıklarını, terk ettiklerini hiç düşünmezler.

Oysa bazen ya gidenler dönmezler ya da dönseler de bırakıp gittiklerini, terk ettiklerini bir daha asla göremezler. Kimileri bahara gelmez, kimilerine bahar gelmez. Kimileri istesen d, bekledim gel desen d, baharı getirmez mevsiminde, gül açtırmaz yüreğine.

Kırlangıçlar, baharı yüreklerinde yaşayan, o aşiyan kuşlar. Kırlangıçlar, küçük kanatlarında büyük umutlar taşıyan kuşlar. Kırlangıçlar, beyaz göğüsleriyle bir kadın gibi, derinliklerimize süzülen kuşlar.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Arzu Kök
(23.10.2026 12:53 - #6439)
Kırlangıçların kanatlarında baharı, hafızasında çocukluğu, yüreğinde ayrılığı ve özlemi taşıyan son derece içten, şiirsel bir anlatı. Geçicilikle vefayı, kavuşmayla terk edilişi aynı tandırın ateşinde buluşturmanız çok etkileyici. Kaleminize sağlık; bazı kuşlar gerçekten baharı getirir, bazılarıysa gidişleriyle içimizde hiç dinmeyen bir mevsim bırakır.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.