Umut Yaşar Abat / Nanoist Şair- Yazar-Felsefeci
Köşe Yazarı
Umut Yaşar Abat / Nanoist Şair- Yazar-Felsefeci
 

FELSEFENİN ARKA MERDİVENLERİ-1

Değerli canlar, dostlar…        Bugünkü yazımızda sizlere hem pratik felsefe bilgilerini hatırlatmaya çalışacağız hem de felsefenin arka merdivenlerinde birlikte yürümeye devam edeceğiz. Felsefe tarihinde ilkçağ filozofları arasında, birbirinin öğrencisi olan filozoflar vardır. Doğa filozofları grubundan Aydın Milet-Didim bölgesinde yaşayan evrenin ana maddesinin (arkhe-heyula-ilke) su olduğunu söyleyen, su hayattır diyen filozof Thales’tir.  Thales, bu muhteşem üçlünün ilk filozofu, rasyonel-akla dayalı batı felsefesinin ilk kurucu babasıdır.  Yani geometrideki benzer üçgenler teoremini, ‘Thales Teoremi’ yöntemini oluşturan filozoftur. Thales’in öğrencisi, Anaksimandros’tur. Ve Anaksimandros’un öğrencisi ise Anaksimenes’tir.   Bu muhteşem üçlü, doğa filozofları oldukları için özellikle astronomi, matematik çalışmaları yapmışlar ve üçü de güneş ve ay tutulması, güneş saati ve haritacılık üzerine yaptıkları çalışmalarla bilinirler.  Ülkemizdeki Miletos-Milet Antik Kenti’nde bu çalışmalara yönelik açık hava ve kapalı müze alanı bulunmaktadır. Gezilmeye-görülmeye değer görsellerle bizleri buluşturan, tarihin arka merdivenlerinde yolculuğa çıkaran bu kültür merkezleri görülmeye değer yerlerdir. Felsefenin bir diğer üçlüsü sırasıyla Sokrates, Platon (Eflatun) ve Aristoteles de (Aristo) birbirinin öğrencisidirler. Sistematik felsefeyi, yani yazılı belgelerin artık kayıt altına alındığı ve bir konu bütünlüğüne göre yazıldığı sistematik dönem Platon ile başlamış ve Aristo ile artık tam tekmil sistematik dönem zirveye ulaşmıştır. Şu ilginç bilgiyi de söyleyelim unutulmasın dostlar; hakkında aslında o kadar şey söylenen, kendi elleriyle baldıran ağusu-zehiri içerek ölüme giden, ölüme mahkûm edilen filozof Sokrates’in hiçbir yazılı eseri-kitabı yoktur. Sokrates hakkında bildiklerimiz, kitaplaşmış olan bilgiler, aslında öğrencisi Platon’un, Sokrates’ten öğrendiklerini, dinlediklerini bizlere anlatmasından ibarettir.   Sistematik düşünceyi zirveye ulaştıran filozof Aristo ise hem klasik mantığın hem biyoloji biliminin kurucusudur. Aristo siyaset, astronomi-gökyüzü bilimi, retorik (hitabet-konuşma sanatı), şiir ve pek çok sanat dalı üzerine önemli çalışmalar da yapan çok yönlü bir filozoftur. Aristo da hayatının bir bölümünü bugünkü ülkemiz sınırları içerisinde yaşayan filozoflardandır. Aristo, Çanakkale ilimizin Ayvacık-Assos bölgesinde belirli bir süre yaşamış bir filozoftur. Ülkemiz filozof yatağıdır desek yeridir. Aristo’nun çok ayrı bir özelliği de Yunanlılar ile Makedonlar arasında 2500 yıldır paylaşılamayan meşhur büyük komutan, Büyük İskender’in hocasıdır Aristo. Ama neticede o günkü koşullarda Makedon olarak bilinen Kral 2. Filip’in oğludur Büyük İskender. Büyük İskender hırslı, kral çocuğu olduğu için özgüvenli ve zaman zaman biraz da şımarıklıkları olan birisiymiş… Babası oğlunu uyarmasına rağmen, İskender’in babasının gücüne dayanarak keyfi davranışlar göstermeye devam ettiği zamanlar da olurmuş...   İskender’in kral olması için daha sıkı disiplinli olması gerektiğinin farkındadır Kral 2. Filip. Yerine geçecek olan oğlu İskender’in iyi bir eğitim alarak devletin başına geçmesi için çok büyük bir atılım yapması gerektiğini düşünür ve hemen araştırmalar yaparak İskender’i çok iyi eğitecek birisini arar. Ve buna uygun kişinin o dönemin en büyük meşhur filozofu Aristo olabileceği bilgisine ulaşır. Sonra baba Kral 2. Filip, Aristo’yu bulur, sarayına davet eder ve ondan İskender’i eğitmesi, devletin başına geçecek bir kişi olarak yetiştirmesini ister. Büyük İskender’in (III. Alexandros) bu eğitimi için Kral 2. Filip, Aristoteles ile bir anlaşma yapar. Kral 2. Filip, oğlunun eğitimi karşılığında, daha önceden yağmaladığı ve köleleştirdiği; Aristoteles’in eskiden yaşadığı yerlerden birisi olan Stagira’yı tekrar özgürleştirir ve sürgüne gönderdiği esirleri azat eder. Böylece Aristo, yaşamış olduğu bir yöreye ve o yörenin insanlarına vefa borcunu da ödemiş olur. Aristoteles bu anlaşmaya karşılık İskender’i 13-16 yaşları arasında felsefe, mitoloji ahlak, mantık, tıp, sanat, devlet yönetimi, savaş yöntem ve teknikleri alanlarında sıkı bir eğitimden geçirir. Aristo ile Büyük İskender’in öğretmen-öğrenci dostlukları hep sürmüştür. Yani Aristo, Büyük İskender’in hem akıl hocası hem de veziri olmuştur. Fakat Büyük İskender hızlı yaşayıp, 32 yaşında genç ölmüştür. Şimdi bu konu için şöyle bir anekdot var onu da sizinle paylaşmak isterim; Aristo görevi kabul eder ancak Kral 2. Filip, İskender’in rahat kişiliğe sahip olduğunu bildiği için, eğitim amaçlı da olsa, İskender’e fazla baskı yapmaması için Aristo’yu uyarır. Kral 2. Filip Aristo’ya der ki, onu iyi eğitmen için ne gerekiyorsa yap ama yine de onun bir kralın oğlu olduğunu ve bir kral olacağını unutma!.. Bu söz bir örtük tehdit olduğu için, Aristo gerçekten bu cevabı vermiş mi? vermemiş mi? bu cevabı verecek cesareti nasıl bulmuşsa kendinde, o günkü koşullarda krala demiş ki; bu düşünceyle hareket ederseniz yeni bir kralınız değil, yeni bir köleniz olur! Yani demek istemiş ki Aristo, bırak da İskender’i ben yetiştireyim, özgür bir kral olarak yetişsin, bir anlamda krala benim işime karışma demek istemiş… Eğer anekdot doğruysa… Anekdot doğru olmasa bile çıkarmamız gereken ders doğrudur. İşi ehline vermek, liyakata önem ve değer vermek demek ki her zaman, her çağda önemi bir unsurdur, bilinsin isteriz…   Son olarak şunu belirtelim ki; bugünkü Avrupa Birliği’nin temelini oluşturan unsurlardan birisi olan Helenistik Kültür, Büyük İskender tarafından oluşturulmuştur.  Bu konuyu ilerleyen zamanda ayrıca yazacağız. Not: Ulus’ta Algı Ötesi youtube programlarında felsefe sohbetlerimizi izlemeyi unutmayınız lütfen… 
Ekleme Tarihi: 05 Haziran 2026 -Cuma

FELSEFENİN ARKA MERDİVENLERİ-1

Değerli canlar, dostlar…       

Bugünkü yazımızda sizlere hem pratik felsefe bilgilerini hatırlatmaya çalışacağız hem de felsefenin arka merdivenlerinde birlikte yürümeye devam edeceğiz.

Felsefe tarihinde ilkçağ filozofları arasında, birbirinin öğrencisi olan filozoflar vardır. Doğa filozofları grubundan Aydın Milet-Didim bölgesinde yaşayan evrenin ana maddesinin (arkhe-heyula-ilke) su olduğunu söyleyen, su hayattır diyen filozof Thales’tir.  Thales, bu muhteşem üçlünün ilk filozofu, rasyonel-akla dayalı batı felsefesinin ilk kurucu babasıdır.  Yani geometrideki benzer üçgenler teoremini, ‘Thales Teoremi’ yöntemini oluşturan filozoftur. Thales’in öğrencisi, Anaksimandros’tur. Ve Anaksimandros’un öğrencisi ise Anaksimenes’tir.  

Bu muhteşem üçlü, doğa filozofları oldukları için özellikle astronomi, matematik çalışmaları yapmışlar ve üçü de güneş ve ay tutulması, güneş saati ve haritacılık üzerine yaptıkları çalışmalarla bilinirler.  Ülkemizdeki Miletos-Milet Antik Kenti’nde bu çalışmalara yönelik açık hava ve kapalı müze alanı bulunmaktadır. Gezilmeye-görülmeye değer görsellerle bizleri buluşturan, tarihin arka merdivenlerinde yolculuğa çıkaran bu kültür merkezleri görülmeye değer yerlerdir.

Felsefenin bir diğer üçlüsü sırasıyla Sokrates, Platon (Eflatun) ve Aristoteles de (Aristo) birbirinin öğrencisidirler. Sistematik felsefeyi, yani yazılı belgelerin artık kayıt altına alındığı ve bir konu bütünlüğüne göre yazıldığı sistematik dönem Platon ile başlamış ve Aristo ile artık tam tekmil sistematik dönem zirveye ulaşmıştır. Şu ilginç bilgiyi de söyleyelim unutulmasın dostlar; hakkında aslında o kadar şey söylenen, kendi elleriyle baldıran ağusu-zehiri içerek ölüme giden, ölüme mahkûm edilen filozof Sokrates’in hiçbir yazılı eseri-kitabı yoktur. Sokrates hakkında bildiklerimiz, kitaplaşmış olan bilgiler, aslında öğrencisi Platon’un, Sokrates’ten öğrendiklerini, dinlediklerini bizlere anlatmasından ibarettir.  

Sistematik düşünceyi zirveye ulaştıran filozof Aristo ise hem klasik mantığın hem biyoloji biliminin kurucusudur. Aristo siyaset, astronomi-gökyüzü bilimi, retorik (hitabet-konuşma sanatı), şiir ve pek çok sanat dalı üzerine önemli çalışmalar da yapan çok yönlü bir filozoftur. Aristo da hayatının bir bölümünü bugünkü ülkemiz sınırları içerisinde yaşayan filozoflardandır. Aristo, Çanakkale ilimizin Ayvacık-Assos bölgesinde belirli bir süre yaşamış bir filozoftur.

Ülkemiz filozof yatağıdır desek yeridir. Aristo’nun çok ayrı bir özelliği de Yunanlılar ile Makedonlar arasında 2500 yıldır paylaşılamayan meşhur büyük komutan, Büyük İskender’in hocasıdır Aristo. Ama neticede o günkü koşullarda Makedon olarak bilinen Kral 2. Filip’in oğludur Büyük İskender. Büyük İskender hırslı, kral çocuğu olduğu için özgüvenli ve zaman zaman biraz da şımarıklıkları olan birisiymiş… Babası oğlunu uyarmasına rağmen, İskender’in babasının gücüne dayanarak keyfi davranışlar göstermeye devam ettiği zamanlar da olurmuş...  

İskender’in kral olması için daha sıkı disiplinli olması gerektiğinin farkındadır Kral 2. Filip. Yerine geçecek olan oğlu İskender’in iyi bir eğitim alarak devletin başına geçmesi için çok büyük bir atılım yapması gerektiğini düşünür ve hemen araştırmalar yaparak İskender’i çok iyi eğitecek birisini arar. Ve buna uygun kişinin o dönemin en büyük meşhur filozofu Aristo olabileceği bilgisine ulaşır.

Sonra baba Kral 2. Filip, Aristo’yu bulur, sarayına davet eder ve ondan İskender’i eğitmesi, devletin başına geçecek bir kişi olarak yetiştirmesini ister. Büyük İskender’in (III. Alexandros) bu eğitimi için Kral 2. Filip, Aristoteles ile bir anlaşma yapar. Kral 2. Filip, oğlunun eğitimi karşılığında, daha önceden yağmaladığı ve köleleştirdiği; Aristoteles’in eskiden yaşadığı yerlerden birisi olan Stagira’yı tekrar özgürleştirir ve sürgüne gönderdiği esirleri azat eder. Böylece Aristo, yaşamış olduğu bir yöreye ve o yörenin insanlarına vefa borcunu da ödemiş olur. Aristoteles bu anlaşmaya karşılık İskender’i 13-16 yaşları arasında felsefe, mitoloji ahlak, mantık, tıp, sanat, devlet yönetimi, savaş yöntem ve teknikleri alanlarında sıkı bir eğitimden geçirir. Aristo ile Büyük İskender’in öğretmen-öğrenci dostlukları hep sürmüştür. Yani Aristo, Büyük İskender’in hem akıl hocası hem de veziri olmuştur. Fakat Büyük İskender hızlı yaşayıp, 32 yaşında genç ölmüştür.

Şimdi bu konu için şöyle bir anekdot var onu da sizinle paylaşmak isterim; Aristo görevi kabul eder ancak Kral 2. Filip, İskender’in rahat kişiliğe sahip olduğunu bildiği için, eğitim amaçlı da olsa, İskender’e fazla baskı yapmaması için Aristo’yu uyarır. Kral 2. Filip Aristo’ya der ki, onu iyi eğitmen için ne gerekiyorsa yap ama yine de onun bir kralın oğlu olduğunu ve bir kral olacağını unutma!.. Bu söz bir örtük tehdit olduğu için, Aristo gerçekten bu cevabı vermiş mi? vermemiş mi? bu cevabı verecek cesareti nasıl bulmuşsa kendinde, o günkü koşullarda krala demiş ki; bu düşünceyle hareket ederseniz yeni bir kralınız değil, yeni bir köleniz olur!

Yani demek istemiş ki Aristo, bırak da İskender’i ben yetiştireyim, özgür bir kral olarak yetişsin, bir anlamda krala benim işime karışma demek istemiş… Eğer anekdot doğruysa… Anekdot doğru olmasa bile çıkarmamız gereken ders doğrudur. İşi ehline vermek, liyakata önem ve değer vermek demek ki her zaman, her çağda önemi bir unsurdur, bilinsin isteriz…  

Son olarak şunu belirtelim ki; bugünkü Avrupa Birliği’nin temelini oluşturan unsurlardan birisi olan Helenistik Kültür, Büyük İskender tarafından oluşturulmuştur.  Bu konuyu ilerleyen zamanda ayrıca yazacağız.

Not: Ulus’ta Algı Ötesi youtube programlarında felsefe sohbetlerimizi izlemeyi unutmayınız lütfen… 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.