Umut Yaşar Abat / Nanoist Şair- Yazar-Felsefeci
Köşe Yazarı
Umut Yaşar Abat / Nanoist Şair- Yazar-Felsefeci
 

KÂĞIDIN İCADI ve FELSEFENİN YAYGINLAŞMASI

Değerli canlar, dostlar…     Daha önce de belirttiğimiz gibi insan var olduğundan beri felsefe vardır ancak, o ilk insanların düşünceleri, yazının ve kâğıdın o zamanlar icat edilmemiş olmasından dolayı, günümüze kadar ulaşmamıştır-ulaşamamıştır. Yazının ve kâğıdın icat edilmesinden sonra bile insanların bilinçli ve sistemli yazma ve bunları tarihi ve felsefi bir belge olarak bizlere bırakması da yine çok sonradan olmuştur. Genel kanı olarak yazı, Anadolu uygarlıklarından Sümerler tarafından yaklaşık M.Ö. 3500 yıllarında icat edildiği kabul edilir. Ancak; yazılan araçlar taş, tahta, gravür, killi çamurdan yapılmış duvarlar, taş tabletler, deri v.b. gibi maddelerden oluşturulmuştur. Bu maddeler üzerine yazılmış olan düşüncelerin saklanması ve taşınması doğal afetler, savaşlar gibi koşullarının zorluğu sebebiyle, o günkü yazılanların çok az bir kısmı günümüze kadar ulaşmış durumdadır.   Ayrıca bu düşüncelerin sistemli-düzenli-mantıklı-tutarlı bir felsefi içerik taşıyıp-taşımaması meselesini saymıyorum bile. Çünkü zor ve sıkıntılı zamanlardan geldiğimizi bilmemiz gerekmektedir!.. M.Ö. 7. yüzyılda kâğıdın icadı ve kullanılabilir oranda artmasıyla yazı ile kâğıt buluşmuş saklanabilir-taşınabilir bir niteliğe dönüşmüş, yazının ve kâğıdın birlikteliği sayesinde yazma süreçlerinin önü nispeten açılmıştır. İşte yazının ve kâğıdın bu birlikteliği sonrasında insanların yazdıkları günümüze kadar gelme olanağı bulmuştur. Bu bile yüzde yüz oranda değildir. Yine doğal afetler, bilinçsiz ve değer bilmez insanların yazılan eserleri korumamış ya da koruyamamış olması, savaşlar ve en kötüsü kitapları kasten-bilinçli olarak yakarak yok etme girişiminde bulunanlar da olmuştur.   Kitap yakmak ve yok etmek faşistliktir ve ne yazık ki günümüzde bile görülen hastalıklı zihinlerin, özgürlük düşmanı insanların başvurdukları onursuz, utanç verici bir yöntemdir. Bundandır ki geçmişten günümüze kasten-bilinçli olarak kütüphanelerin yakılmasından dolayı bile, binlerce eser yanıp gitmiştir ve günümüze kadar gelememiştir. Çünkü o zamanlar matbaa yoktu. El yazması eserler birkaç tane-nüsha yazılıp-çoğaltılıp önemli birkaç kültür merkezi olarak bilinen kütüphanelerde saklanıyordu, güya-sözüm ona korunuyordu. İşte yukarıda bahsettiğimiz doğal afetler, savaşlar ya da bilinçli kötülükler sonrasında ne yazık ki o eserler ortadan kayboluyordu, bir anlamda o kitapların soyu tükeniyordu-tüketiliyordu. Ayrıca eserlerin yazarları da ölmüşse, o kitaplar konusunda herhangi bir bilgiye ulaşmak artık hiç mümkün olmuyordu. Değerli canlar, dostlar… Kâğıt üretimi ilk önce Mısır’da papirüs bitkisinden yapılmıştır. Papirüs, Mısır’da Nil Nehri kıyılarında yetişmekte olan bir bitkidir.  M.Ö. 3000’den başlayarak papirüs, kâğıt yapımında kullanılmaya başlanmış ve o tarihten itibaren ismini bu bitkiden alan, kâğıtta bir marka olarak günümüze kadar gelmiştir. Daha sonra papirüse alternatif olarak Anadolu’da parşömen kâğıdı, İzmir’in ilçesi olan Bergama’da icat edilmiştir. Parşömen, üzerine yazı yazmak veya resim yapmak için kullanılan özel hazırlanmış hayvan derisidir. Parşömen ismi Bergama'dan gelmektedir ve Bergama Kâğıdı anlamında Latince Charta Pergamena'dan türemiş ve bütün dillere de buradan geçmiştir. Anadolu’da, İzmir bölgesinde parşömenin üretilmesi ve bollaşması-yaygınlaşması bu bölgedeki yazma faaliyetlerini de görünür kılmıştır. Yani Ege bölgesinde kâğıda kolay ulaşım, yazma edimi içerisinde olanların hem sayısının artırmış hem de bu yazılı eserlerin günümüze ulaşmasına katkı sağlamıştır. Yine o günkü yazarların, bugünkü ülkemiz sınırları içerisinde kalmalarına-yaşamalarına da vesile olmuştur. Örneğin sadece felsefe alanında Ege bölgesinde Thales, Anaksimonros, Anaksimes, Anaksagoras, Herakleitos, Ksenofanes, Epiktetos, Aristoteles ve Kleantes ve ‘Oinoandalı Diogenes’ gibi ünlü filozofların eser üretmelerinde parşömenin burada icat edilmesinin çok büyük katkısı ve etkisi olmuştur.    Yani kâğıdın bu bölgedeki icadı ve bollaşması yazar, şair, tarihçi ve filozof dünyasındaki beyin göçünü de önlemiştir. Felsefenin bu kadim topraklarda yeşermesine olanak sağlamıştır.   Not: Ulus’ta Algı Ötesi youtube programlarında felsefe sohbetlerimizi izleyiniz lütfen…
Ekleme Tarihi: 22 Mayıs 2026 -Cuma

KÂĞIDIN İCADI ve FELSEFENİN YAYGINLAŞMASI

Değerli canlar, dostlar…    

Daha önce de belirttiğimiz gibi insan var olduğundan beri felsefe vardır ancak, o ilk insanların düşünceleri, yazının ve kâğıdın o zamanlar icat edilmemiş olmasından dolayı, günümüze kadar ulaşmamıştır-ulaşamamıştır.

Yazının ve kâğıdın icat edilmesinden sonra bile insanların bilinçli ve sistemli yazma ve bunları tarihi ve felsefi bir belge olarak bizlere bırakması da yine çok sonradan olmuştur. Genel kanı olarak yazı, Anadolu uygarlıklarından Sümerler tarafından yaklaşık M.Ö. 3500 yıllarında icat edildiği kabul edilir.

Ancak; yazılan araçlar taş, tahta, gravür, killi çamurdan yapılmış duvarlar, taş tabletler, deri v.b. gibi maddelerden oluşturulmuştur. Bu maddeler üzerine yazılmış olan düşüncelerin saklanması ve taşınması doğal afetler, savaşlar gibi koşullarının zorluğu sebebiyle, o günkü yazılanların çok az bir kısmı günümüze kadar ulaşmış durumdadır.  

Ayrıca bu düşüncelerin sistemli-düzenli-mantıklı-tutarlı bir felsefi içerik taşıyıp-taşımaması meselesini saymıyorum bile. Çünkü zor ve sıkıntılı zamanlardan geldiğimizi bilmemiz gerekmektedir!..

M.Ö. 7. yüzyılda kâğıdın icadı ve kullanılabilir oranda artmasıyla yazı ile kâğıt buluşmuş saklanabilir-taşınabilir bir niteliğe dönüşmüş, yazının ve kâğıdın birlikteliği sayesinde yazma süreçlerinin önü nispeten açılmıştır.

İşte yazının ve kâğıdın bu birlikteliği sonrasında insanların yazdıkları günümüze kadar gelme olanağı bulmuştur. Bu bile yüzde yüz oranda değildir. Yine doğal afetler, bilinçsiz ve değer bilmez insanların yazılan eserleri korumamış ya da koruyamamış olması, savaşlar ve en kötüsü kitapları kasten-bilinçli olarak yakarak yok etme girişiminde bulunanlar da olmuştur.  

Kitap yakmak ve yok etmek faşistliktir ve ne yazık ki günümüzde bile görülen hastalıklı zihinlerin, özgürlük düşmanı insanların başvurdukları onursuz, utanç verici bir yöntemdir. Bundandır ki geçmişten günümüze kasten-bilinçli olarak kütüphanelerin yakılmasından dolayı bile, binlerce eser yanıp gitmiştir ve günümüze kadar gelememiştir.

Çünkü o zamanlar matbaa yoktu. El yazması eserler birkaç tane-nüsha yazılıp-çoğaltılıp önemli birkaç kültür merkezi olarak bilinen kütüphanelerde saklanıyordu, güya-sözüm ona korunuyordu. İşte yukarıda bahsettiğimiz doğal afetler, savaşlar ya da bilinçli kötülükler sonrasında ne yazık ki o eserler ortadan kayboluyordu, bir anlamda o kitapların soyu tükeniyordu-tüketiliyordu. Ayrıca eserlerin yazarları da ölmüşse, o kitaplar konusunda herhangi bir bilgiye ulaşmak artık hiç mümkün olmuyordu.

Değerli canlar, dostlar…

Kâğıt üretimi ilk önce Mısır’da papirüs bitkisinden yapılmıştır. Papirüs, Mısır’da Nil Nehri kıyılarında yetişmekte olan bir bitkidir.  M.Ö. 3000’den başlayarak papirüs, kâğıt yapımında kullanılmaya başlanmış ve o tarihten itibaren ismini bu bitkiden alan, kâğıtta bir marka olarak günümüze kadar gelmiştir.

Daha sonra papirüse alternatif olarak Anadolu’da parşömen kâğıdı, İzmir’in ilçesi olan Bergama’da icat edilmiştir. Parşömen, üzerine yazı yazmak veya resim yapmak için kullanılan özel hazırlanmış hayvan derisidir. Parşömen ismi Bergama'dan gelmektedir ve Bergama Kâğıdı anlamında Latince Charta Pergamena'dan türemiş ve bütün dillere de buradan geçmiştir.

Anadolu’da, İzmir bölgesinde parşömenin üretilmesi ve bollaşması-yaygınlaşması bu bölgedeki yazma faaliyetlerini de görünür kılmıştır. Yani Ege bölgesinde kâğıda kolay ulaşım, yazma edimi içerisinde olanların hem sayısının artırmış hem de bu yazılı eserlerin günümüze ulaşmasına katkı sağlamıştır. Yine o günkü yazarların, bugünkü ülkemiz sınırları içerisinde kalmalarına-yaşamalarına da vesile olmuştur. Örneğin sadece felsefe alanında Ege bölgesinde Thales, Anaksimonros, Anaksimes, Anaksagoras, Herakleitos, Ksenofanes, Epiktetos, Aristoteles ve Kleantes ve ‘Oinoandalı Diogenes’ gibi ünlü filozofların eser üretmelerinde parşömenin burada icat edilmesinin çok büyük katkısı ve etkisi olmuştur.   

Yani kâğıdın bu bölgedeki icadı ve bollaşması yazar, şair, tarihçi ve filozof dünyasındaki beyin göçünü de önlemiştir. Felsefenin bu kadim topraklarda yeşermesine olanak sağlamıştır.

  Not: Ulus’ta Algı Ötesi youtube programlarında felsefe sohbetlerimizi izleyiniz lütfen…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.