Safiye Özşener - Araştırmacı, Yazar
Köşe Yazarı
Safiye Özşener - Araştırmacı, Yazar
 

“Terazide Kırık Var”

Eski mahallelerin birinde bir Manav varmış ve her sabah aynı yerde tezgahını kurarmış. Bir gün terazisi bozulmuş. Ağırlık tarafı 100 gram eksik göstermeye başlamış. Manav da pek oralı olmamış. Bir hafta durumu kimse fark etmemiş. İnsanlar geliyor, 1 kilo sandıkları domatesi aslında 900 gram alıp gidiyorlarmış. Kimsede tartmıyormuş. Birkaç hafta sonra bir genç fark etmiş ve bağırmış: "Amca bu eksik!" Manav durumun anlaşıldığını görünce mahcup olmuş, "Evladım elektriğe zam, her şeye zam ben de böyle idare ediyorum işte” demiş. Her ne kadar genç adam bağırıp çağırsa da sesini pek duyuramamış. Bir 3-5 kişi arkasını dönüp bakmış. Ama onlarda sonra "boşver ya, başımıza iş almayalım" deyip dağılmış. Birkaç ay sonra artık herkes durumu biliyormuş. Hatta komşu manav da aynı şeyi yapmaya başlamış. "O yapıyorsa ben niye yapmayayım" demiş. Adaletsizlik çoğalmış ama bir türlü bu adaletsizliğe ses çoğalmamış. Öyle ki zamanla üç - beş kişiden başka ses çıkaran kalmamış. Herkesin cebi delik, “ya hu zaten benim parama bu kadar geliyordur.” diyip giden bile olmuş. İnsanlar öyle yorgunmuş ki, "Zaten herkes aynı düzelmez" diyip geçiyorlarmış. Günlerden bir gün yaşlıca bir kadın gelmiş. Elinde torba, içinde 3-5 kuruş. Teraziye bakmış, eksikliği görmüş. "Evladım” Demiş. “Terazi şaşarsa, rızık şaşar. Senin 100 gram dediğin şey, çoluk çocuğun aşından gidiyor. Hak yiyorsun” demiş demesine ama kimse arkasında durmamış. O günden sonra da terazi hiç düzelmemiş ama çarşı esnafından alışveriş yapan herkes yaşlı kadının sözünü hep hatırlamış. İçleri burkulmuş. Yine de kimse ses çıkarmamış. Çünkü, herkes aynı şeyi düşünüyormuş. “Tek başıma ne yapabilirim ki.” Eeeee böyledir. Yoksulluk insanı yorar, korku adaletsizliği beslediğinde insanı sustur. En tehlikelisi de budur. Haksızlığı görünce "bu böyle" deyip refleksini kaybetmek. Çünkü bir gün gelir, terazide eksik kalan sadece domates değil, vicdan olur. Terazi bozulunca tamir etmek zorlaşır. Ama ilk "dur" diyen sese, ses veren olsaydı. Ne bu adaletsizlik böyle büyürdü ne de tamiri bu kadar zorlaşırdı…. Susmak bir şeyi düzeltmez. Korku çözüm üretmez. Sadece erteler… İnsanlar yorulduğu, korktuğu, "düzelmez" dediği için susuyor. Ama unutmayın ilk sesi çıkaran, sessizliği bozuyor. Yeter ki çıkan sesin arkasında durmayı bilelim Ne dersiniz? Sizce de terazide kırık var demenin Sessizliği bozmanın zamanı değil mi?
Ekleme Tarihi: 14 Temmuz 2026 -Salı

“Terazide Kırık Var”

Eski mahallelerin birinde bir Manav varmış ve her sabah aynı yerde tezgahını kurarmış.

Bir gün terazisi bozulmuş. Ağırlık tarafı 100 gram eksik göstermeye başlamış.

Manav da pek oralı olmamış.

Bir hafta durumu kimse fark etmemiş.

İnsanlar geliyor, 1 kilo sandıkları domatesi aslında 900 gram alıp gidiyorlarmış.

Kimsede tartmıyormuş.

Birkaç hafta sonra bir genç fark etmiş ve bağırmış: "Amca bu eksik!"

Manav durumun anlaşıldığını görünce mahcup olmuş, "Evladım elektriğe zam, her şeye zam ben de böyle idare ediyorum işte” demiş.

Her ne kadar genç adam bağırıp çağırsa da sesini pek duyuramamış.

Bir 3-5 kişi arkasını dönüp bakmış.

Ama onlarda sonra "boşver ya, başımıza iş almayalım" deyip dağılmış.

Birkaç ay sonra artık herkes durumu biliyormuş.

Hatta komşu manav da aynı şeyi yapmaya başlamış. "O yapıyorsa ben niye yapmayayım" demiş.

Adaletsizlik çoğalmış ama bir türlü bu adaletsizliğe ses çoğalmamış.

Öyle ki zamanla üç - beş kişiden başka ses çıkaran kalmamış.

Herkesin cebi delik, “ya hu zaten benim parama bu kadar geliyordur.” diyip giden bile olmuş.

İnsanlar öyle yorgunmuş ki, "Zaten herkes aynı düzelmez" diyip geçiyorlarmış.

Günlerden bir gün yaşlıca bir kadın gelmiş. Elinde torba, içinde 3-5 kuruş.

Teraziye bakmış, eksikliği görmüş.

"Evladım” Demiş.

“Terazi şaşarsa, rızık şaşar. Senin 100 gram dediğin şey, çoluk çocuğun aşından gidiyor.

Hak yiyorsun” demiş demesine ama kimse arkasında durmamış.

O günden sonra da terazi hiç düzelmemiş ama çarşı esnafından alışveriş yapan herkes yaşlı kadının sözünü hep hatırlamış.

İçleri burkulmuş. Yine de kimse ses çıkarmamış.

Çünkü, herkes aynı şeyi düşünüyormuş. “Tek başıma ne yapabilirim ki.”

Eeeee böyledir.

Yoksulluk insanı yorar, korku adaletsizliği beslediğinde insanı sustur.

En tehlikelisi de budur.

Haksızlığı görünce "bu böyle" deyip refleksini kaybetmek.

Çünkü bir gün gelir, terazide eksik kalan sadece domates değil, vicdan olur.

Terazi bozulunca tamir etmek zorlaşır. Ama ilk "dur" diyen sese, ses veren olsaydı.

Ne bu adaletsizlik böyle büyürdü ne de tamiri bu kadar zorlaşırdı….

Susmak bir şeyi düzeltmez.

Korku çözüm üretmez.

Sadece erteler…

İnsanlar yorulduğu, korktuğu, "düzelmez" dediği için susuyor.

Ama unutmayın ilk sesi çıkaran, sessizliği bozuyor.

Yeter ki çıkan sesin arkasında durmayı bilelim

Ne dersiniz?

Sizce de terazide kırık var demenin

Sessizliği bozmanın zamanı değil mi?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.