Esasen söz möz kalmadı bizde.
Canımıza tak etmiş durumdayız.
Yoksulluktan insani duyguları yitirdiği; dertten, sıkıntıdan herkesin birbirine yabancılaştığı, hatta toplumun birbirine düşman öfkesiyle bakmaya başladığı zamanların içindeyiz…
Toplumsal bir öfke var ama doğru yere kanalize olmuyor…
Çünkü insanlar korkuyor.
Sisteme, çarkı çevirenlere öfkeliler ama öfkelerini oraya da yöneltemiyorlar.
E ama öfke de içlerinde; herkes birbirine parlıyor…
İçi boşaltılmış, her şeyi kanıksayan, refleksiz bir topluma dönüştürmeyi başardılar…
"Yok, bu sefer öyle değil." diyenler olacak.
Yok, tam da böyle…
Şimdi birçok kişi NATO Zirvesi ve sonuçları üzerinden konuşacak. Diyecekler ki: "Yatırımlar gelecek, iş birlikleri yapılacak." E, hâliyle para da girecek.
İyi de ilk kez yatırım yapılıyor, ilk kez iş birlikleri kuruluyor değil ki!
Burada önemli olan, halk olarak senin payına ne düşeceği.
Vallahi, bilinen şu ki; yatırımlardan halka genelde pay düşmüyor. Ama dışarı ödenecek bir borç varsa, ödemede halk her zaman birinci sırada…
Yani, bu bir müjde mi?
Tartışılır.
Zira, gayrisafi millî hasıladan bana düşen pay cebime girmiyorsa, müjdeyse bile halka değil…
Sermayedarlara…
Temel, gizli bir çukura parasını gömer. Kimse yerini anlamasın diye de oraya bir not bırakır:
"Ha buraya Temel para gömmemiştir."
Bir süre sonra paraya ihtiyacı olur ve geri döner.
Bir de bakar ki, kendi notunun altına başka bir not eklenmiş.
Notta şöyle yazmaktadır: "Ha buradan Dursun para çıkarmamıştır."
Velhasıl; girer görünen para bize düşer mi bilmem. Ama bildiğim bir şey var:
Hukukun ve adaletin sağlanmadığı yerde, bizim adımıza iyi bir şey pek olmaz.
İşte bundandır ki, ne desek boş…
E, bizde de söz kalmadı…
