Başkent Ankara, 7- 8 Temmuz’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak.
Günlerdir hummalı çalışmalar yapılıyor.
Yol düzenlemesi, kaldırım tamirleri. Cadde süslemesi, brandalarla semtleri arka planda bırakacak şekilde kapatmak, hatta; sokaktaki kedi, köpeği toplamaya kadar bir çalışma.
Birde birkaç kurum hariç, kamu çalışanına verilen izinle koca şehri; sakin, sükunlu, bakınız ne kadar gelişmiş, gürültüsü, patırtısı olmayan bir medeniyet kenti görüntüsü için yalnızlaştırmakta var.
“Söyle Ahmet abi, bir mendil niye kanar” demişti şair. Acıyı, yasa boğulanları ve göz yaşını anlatmaya çalışırken dizelerinde…
Soruyorum, bir halk niye bu kadar tepkisiz ve yalnız Ahmet abi…
Toplumsal sorunların ve toplumsal acıların üstleri böyle örtülüyor.
Sokaklar ıssızlaşacak, yalnızlaşacak caddeler.
Tıpkı, halkım gibi Ahmet abi…
Yalnızlık demişken:
Göçmenler milyonların içinde yalnız…
Duraklarda, kalabalık sıralarda insanlar yalnız.
Karşıdan geçen otobüste cama dayanan insan bakışları yalnız
Parklar yalnız başına oturan insanların hikayeleriyle dolu, yanı başındaki ağaç dibine kıvrılan evsiz yalnız…
Kimisi işine gidiyor, içinde başka bir yolculukta, yalnız
Kimi hayatın kırdığı kemikleriyle kalbine sarılı durduğu köşe başında yalnız
Gurbette olanın bakışları uzaklarda, yalnız…
Yanı başında avazınca bağıran onlarca insan içinde, çaresizliğin susturdukları yalnız
Mevsimlik tarım işçisi çocukların çığlıkları, sokakta öldürülen kadınların haykırışları yalnız
Hayatın yüklerinden beli bükülenler yalnız
Yoksulluğun ince sızısında inim inim inleyenler yalnız
Durmadan güçlü görünmeye çalışan ben gibi, Ahmet abi…
Koca bir halk yalnız…
Neresinden tutmalı bilmiyorum ki Ahmet abi.
Neresinden tutmalı ki insanları, ayağa kaldırmalı…
Hayır yalnız değilsin, sadece gücünün farkında değilsin demeli…
Söyle Ahmet abi, ne etmeli de adalet terazisinin dengesini yeniden tamir etmeli…
Söyle, bir halk bunca yalnızlaştırılmaya niye boyun büker, neden tepki vermez Ahmet abi…
