Safiye Özşener - Araştırmacı, Yazar
Köşe Yazarı
Safiye Özşener - Araştırmacı, Yazar
 

Behçet Bey’in Çiftliği (Fethiye’den Bugüne Bir Kıssa)

Uzun yıllar önce Fethiye’de Behçet Bey diye ileri görüşlü, varlıklı bir adam varmış. Büyük bir arazi almış. Arazi o kadar büyükmüş ki burasını ne yapacak diye düşünmüş. Çiftlik olmaya da uygun bir alanmış. O sıralarda mezarlık ihtiyacı oluşunca civar köylerin ölülerini defnebilmeleri için bir kısmını mezarlık olarak kullanıma açmış, sanki yıllar sonra olacağı görür gibi… Yıllar sonra Ankara’dan bir adamın yolu Fethiye’ye düşmüş. Uzun zamandır haber alamadığı üniversiteden arkadaşını aramış. Bir türlü ulaşamamış. Sorup soruşturunca bir kaza geçirdiğini ve hastaneye götürüldüğünü öğrenmiş. Hemen hastaneye koşup falan kişi kaza geçirmiş buraya getirmişler diyerek sormuş. Doktorlar: “Arkadaşınız şimdi Behçet Bey’in çiftliğinde.” Adam biraz şaşırmış, ama sevinmişte: “Vay be, bravo valla. İyi bari mis gibi bir çiftlikte çalışıyor” İyileşmiş diye düşünerek de mutlu olmuş. Hemen çiftliği aramaya koyulmuş. Fakat ne öyle bir çiftlik var ne de ortada arkadaşı. Biraz da sinirlenerek tekrar hastaneye gidip doktorlara: “Ya hu siz falan kişi için Behçet Bey’in Çiftliğinde demediniz mi?” Doktorlar: “Dedik” Adam: “E aradım yok öyle bir çiftlik” Doktorlar: “Kardeşim arkadaşınız o kazada öldü. Eskiden beri burada mezarlığa Behçet Beyin Çiftliği denir. Arkadaşınızda o mezarlıkta” demişler. Adam dostunu yemyeşil bir çiftlikte sanarken meğerse çoktan toprağın altındaymış. Bugün de halimiz çok da farklı değil. Dışarıdan baksan gelişmiş, ışıl ışıl bir ülkede biliyor herkes bizi. Gökdelenler, AVM’ler, “büyüyoruz” manşetleri. Dışarıdan bakınca her şey yolundaymış gibi. Değil mi? Ama içeride gençler iş bulamıyor, diplomayı duvara asmış. Emekli kirayı ödeyemiyor, öğrenci bursla ay sonunu getiremiyor. Adalet gecikiyor, umut tükeniyor. Konuşan susturuluyor, susan alkışlıyor. Dışarıdan bakılıp da görüldüğü, bilindiği gibi değil… Zira içeride yoksullukla, adaletsizlikle, umutsuzlukla çürüyen yaşayan ölülere dönmüşüz. Fark ne biliyor musunuz? Behçet Bey’in Çiftliğinde yatanın en azından öldüğünü biliyorlar. Bizim ne halimizden anlayanımız var ne de yaşayan ölülere döndüğümüzden…
Ekleme Tarihi: 16 Temmuz 2026 -Perşembe

Behçet Bey’in Çiftliği (Fethiye’den Bugüne Bir Kıssa)

Uzun yıllar önce Fethiye’de Behçet Bey diye ileri görüşlü, varlıklı bir adam varmış. Büyük bir arazi almış. Arazi o kadar büyükmüş ki burasını ne yapacak diye düşünmüş. Çiftlik olmaya da uygun bir alanmış. O sıralarda mezarlık ihtiyacı oluşunca civar köylerin ölülerini defnebilmeleri için bir kısmını mezarlık olarak kullanıma açmış, sanki yıllar sonra olacağı görür gibi…

Yıllar sonra Ankara’dan bir adamın yolu Fethiye’ye düşmüş. Uzun zamandır haber alamadığı üniversiteden arkadaşını aramış. Bir türlü ulaşamamış. Sorup soruşturunca bir kaza geçirdiğini ve hastaneye götürüldüğünü öğrenmiş.

Hemen hastaneye koşup falan kişi kaza geçirmiş buraya getirmişler diyerek sormuş.

Doktorlar: “Arkadaşınız şimdi Behçet Bey’in çiftliğinde.”

Adam biraz şaşırmış, ama sevinmişte: “Vay be, bravo valla. İyi bari mis gibi bir çiftlikte çalışıyor”

İyileşmiş diye düşünerek de mutlu olmuş.

Hemen çiftliği aramaya koyulmuş. Fakat ne öyle bir çiftlik var ne de ortada arkadaşı.

Biraz da sinirlenerek tekrar hastaneye gidip doktorlara: “Ya hu siz falan kişi için Behçet Bey’in Çiftliğinde demediniz mi?”

Doktorlar: “Dedik”

Adam: “E aradım yok öyle bir çiftlik”

Doktorlar: “Kardeşim arkadaşınız o kazada öldü. Eskiden beri burada mezarlığa Behçet Beyin Çiftliği denir. Arkadaşınızda o mezarlıkta” demişler.

Adam dostunu yemyeşil bir çiftlikte sanarken meğerse çoktan toprağın altındaymış.

Bugün de halimiz çok da farklı değil.

Dışarıdan baksan gelişmiş, ışıl ışıl bir ülkede biliyor herkes bizi.

Gökdelenler, AVM’ler, “büyüyoruz” manşetleri.

Dışarıdan bakınca her şey yolundaymış gibi. Değil mi?

Ama içeride gençler iş bulamıyor, diplomayı duvara asmış.

Emekli kirayı ödeyemiyor, öğrenci bursla ay sonunu getiremiyor.

Adalet gecikiyor, umut tükeniyor.

Konuşan susturuluyor, susan alkışlıyor.

Dışarıdan bakılıp da görüldüğü, bilindiği gibi değil…

Zira içeride yoksullukla, adaletsizlikle, umutsuzlukla çürüyen yaşayan ölülere dönmüşüz.

Fark ne biliyor musunuz?

Behçet Bey’in Çiftliğinde yatanın en azından öldüğünü biliyorlar.

Bizim ne halimizden anlayanımız var ne de yaşayan ölülere döndüğümüzden…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Halit Suiçmez
(16.07.2026 09:40 - #5997)
Muhteşem bir yazı. Candan kutlarım yazarı. Yaşamda her şeyin bir öyküsü var. Öykünün de öyküsü var. Değerli yazar Safiye Özşener; o kıvrak, içten, akıcı kalemiyle onu da yazar ileride. Güncel durumumuza göndermeleri de harika. Uyarıcı, sarsıcı bir yazı. Eline-zihnine sağlık Sevgili Yazar...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.