Okulları mı koruyalım, öğretmenleri, çocukları mı koruyalım…
Ormanları, dereleri mi, sokakta canları mı koruyalım…
Her gün katledilen kadınları mı, işsizlikle boğuşan gençleri mi koruyalım…
Bir değil, beş değil.
Her yeni güne gözümüzü açtığımızda onlarca acı ve sorunla karşılaşıyoruz…
Ama temelde insan ve ilişkiler üzerinde bakmak istersek, burada en önemli şey elbette eğitim ve sistemi…
Hani sanattan bihaber, kopuk sistem…
Karşılıklı anlayış, empati ve dayanışma temeliyle oluşur insan ilişkileri…
Eğer bunları oturtamamış bir toplumsanız, insan ilişkilerinde ki çöküş kaçınılmazdır…
Ekonomik kaygılarla dolu modern toplumlarda hepimiz birer makina parçası gibi mekanik hayatlar yaşamaktan, duygusal dünyalarımızı devasa erezyonlara uğratıyoruz…
Başarısızlıkların beslediği içsel huzursuzluklar, öfkeyi parlatıyor.
Tüm bunları ötekinden, karşıdakinden hatta tanımaksızın kendinden daha farklı olabilenden çıkarmaya kadar varıyor…
Çünkü; ötekiler, kendisi gibi olmayanlar nefret edilebilecek kolay hedeflerdir.
Zira; öfkeyi sokağa kadar yayan kendisini de toplumun dışladığı, zayıf ve kırılgan bir "öteki" olarak konumlandırmıştır…
İşte tam da bu nokta da eğitim sadece kazanılmadı, gereken bir yarış değildir bir kez daha önem kazanıyor..,
Geçmek zorunda olunan ders, verilmek zorunda olunan sınav, nihayetinde ele geçecek bir diplomadan çok daha fazlasıdır eğitim…
Eğer ki, bir toplumda insan ilişkilerinde dilin anlatımı ve mantık bitmiş ise orada eksik olan bir şeyler vardır…
Mesela sanat gibi…
Çünkü sanat kelimelerle ifade edilemeyen örneğin; bir yalnızlığın, belki bir çaresizliğin, acizliğin, hani, tüm ortak insani acıların… tercümanı olur…
İnsan ilişkilerinde empatiyi, şefkati ve sevgiyi büyütmek ve eğitimde bunları öncelemek, öteki gördüklerimizle barışabilmenin de yolunu açar.
Ve bu yol, sanatla ulaşılabilecek bir yoldur…
Ama dört bir yanımız insani bağlar ego, ön yargı ve maddi hırslarla öylesine örülü ki, gerimizde bıraktığımız yaşanmamış hayatların içine düştüğü çukurları göremeyecek kadar büyük…
Eğitimden, sağlığa,
Barınmadan işsizliğe
Gelir adaletsizliğinden, derin yoksulluğa, karın doyurmaya bin bir sorunla baş başa bıraktığımız toplum kesimleri, bırakın çocuklarını ya da çevreyi kendi insani yaşamsal ihtiyaçlarının bile farkına varamayacak kadar unuttular insanca yaşamayı…
Tabi içinde en önemlisi çocuklarını da...
Ki, tüm bu sorunlar sistemseldir…
Ve sistemden beslenenler hayatı maddi hesaplarla tüketirken, toplum bireylerine, yanı başındakilere verilen zararın ne olduğunun bile farkında değiller ya da farkındalarsa bile ta ki beslendikleri sistem kendilerine de dokunana kadar zarara uğrayanların hesabını tutmuyorlar…
Sonuç; kaybolmuş bir toplum…
Adaletle, hukukla, insanca yaşanacak bir gelir dengesi ile ve en önemlisi insanı ve yaşamı önceleyen eğitim sistemiyle bir an önce adım atmazsak, kaybolan değil yok olan bir toplum olacağız…
Tam da bu noktada; gençleri, çocukları MEŞEM lerde sermayeye ucuz emek gücü yapmak yerine, yeniden sanatla buluşturmak, sanatla eğitmek zorundayız…
Sanata ve onun iyileştirici gücüne sarılmak zorundayız…
