Safiye Özşener - Araştırmacı, Yazar
Köşe Yazarı
Safiye Özşener - Araştırmacı, Yazar
 

Sahi, Sizin Ömrünüz Kaç Aylık?

Efendim memlekette bolluk olmaz olur mu, var elbet. Mesela, krizden bol ne var. Hani bir değil, üç değil onlarcası var. Öğrencisinden işçisine, ücretliden, tüccarına, çiftçisine haykırdığı bir ekonomik kriz var… Eğitimde, sağlıkta var… Gelir ve vergi adaletsizliği var… Temel gıdaya ulaşamama var… Tabi her şeyin başı; hukukta var… Say say bitmez ve fakat bir tanesi var ki, insanları canından bezdirdi… Barınma sorunu… Artık sadece adete başımızı sokacak bir çatı bulmak bile lüks haline geldi. E hal böyle olunca, yani en temel insani haklardan biri olan barınma hakkı sekteye uğradığında, bireylerin hayatta kalabilme şansıda kalmıyor… “Ev sahibinin mi ömrü uzun, kiracının mı?” Nasreddin Hoca’nın ev sahibi, her altı ayda bir Hoca’nın kapısına dayanır, enflasyonu bahane ederek kirayı ikiye katlamak ister. Hoca ne zaman "Yahu insaf et, ben bir garip hocayım, bu kadar parayı nereden bulayım?" dese, adam da hemen: — "Beğenmiyorsan taşın. Kapıda bu parayı vermeye hazır yüz kişi bekliyor" der diklenir. Yine tartışmalı bir kira zammı günü hoca artık dayanamaz çıkar kahveye gider. Ahalili dostlarıyla dertleşip, otururken birisi sorar: — "Hoca Efendi, sence bu dünyada ev sahiplerinin ömrü mü daha uzundur, yoksa kiracıların mı?" Hoca derin bir iç çekip acı acı gülümser: — "Vallahi dostlar, mülk, para hırsı, olanlarda bu iştah varken efendiler yüzyıl yaşar. Ama bizim gibi her ay fahiş kira ödeyen kiracıların ömrünü sorarsanız; biz her ayın birinde zaten bir kere ölür, kira makbuzunu alınca tekrar diriliriz. Yani bizim ömrümüz birer aylıktır!" Barınmanın aslı elbette ki bir sistem sorunudur… Ve fakat diğer bir sorun, sistemin her dayattığına ses çıkarmadan boyun eğmektir. Bugün, özellikle emekli ve öğrencilerle birlikte asgari ücretlinin karşı karşıya sokakta kalma riski tam da bu toplumsal refleksizlikten beslendi... Öyledir; zamanında ses çıkartılmayan her sorun büyür, gün gelir kendisini teğet geçti zannedenlere de dokunur…  Adaletsizliğe karşı zamanında gösterilmeyen her tepki, gelecekte kendi kapımıza dayanacak olan felaketin habercisi olur. Bugün kirasını ödeyemeyen de ev sahibiyle davalık olan da aslında geçmişteki o büyük sessizliğin bedelini ödüyor. Tabi parasını tahsil edemeyen ev sahipleri de… Sevgili olurlar benim ömür de hoca misali bir aylık… Sahi, sizin ömrünüz kaç aylık?
Ekleme Tarihi: 29 Ekim 2026 -Perşembe

Sahi, Sizin Ömrünüz Kaç Aylık?

Efendim memlekette bolluk olmaz olur mu, var elbet. Mesela, krizden bol ne var.

Hani bir değil, üç değil onlarcası var.

Öğrencisinden işçisine, ücretliden, tüccarına, çiftçisine haykırdığı bir ekonomik kriz var…

Eğitimde, sağlıkta var…

Gelir ve vergi adaletsizliği var…

Temel gıdaya ulaşamama var…

Tabi her şeyin başı; hukukta var…

Say say bitmez ve fakat bir tanesi var ki, insanları canından bezdirdi…

Barınma sorunu…

Artık sadece adete başımızı sokacak bir çatı bulmak bile lüks haline geldi.

E hal böyle olunca, yani en temel insani haklardan biri olan barınma hakkı sekteye uğradığında, bireylerin hayatta kalabilme şansıda kalmıyor…

“Ev sahibinin mi ömrü uzun, kiracının mı?”

Nasreddin Hoca’nın ev sahibi, her altı ayda bir Hoca’nın kapısına dayanır, enflasyonu bahane ederek kirayı ikiye katlamak ister. Hoca ne zaman "Yahu insaf et, ben bir garip hocayım, bu kadar parayı nereden bulayım?" dese, adam da hemen:

— "Beğenmiyorsan taşın. Kapıda bu parayı vermeye hazır yüz kişi bekliyor" der diklenir.

Yine tartışmalı bir kira zammı günü hoca artık dayanamaz çıkar kahveye gider.

Ahalili dostlarıyla dertleşip, otururken birisi sorar:

— "Hoca Efendi, sence bu dünyada ev sahiplerinin ömrü mü daha uzundur, yoksa kiracıların mı?"

Hoca derin bir iç çekip acı acı gülümser:

— "Vallahi dostlar, mülk, para hırsı, olanlarda bu iştah varken efendiler yüzyıl yaşar. Ama bizim gibi her ay fahiş kira ödeyen kiracıların ömrünü sorarsanız; biz her ayın birinde zaten bir kere ölür, kira makbuzunu alınca tekrar diriliriz. Yani bizim ömrümüz birer aylıktır!"

Barınmanın aslı elbette ki bir sistem sorunudur…

Ve fakat diğer bir sorun, sistemin her dayattığına ses çıkarmadan boyun eğmektir.

Bugün, özellikle emekli ve öğrencilerle birlikte asgari ücretlinin karşı karşıya sokakta kalma riski tam da bu toplumsal refleksizlikten beslendi...

Öyledir; zamanında ses çıkartılmayan her sorun büyür, gün gelir kendisini teğet geçti zannedenlere de dokunur…

 Adaletsizliğe karşı zamanında gösterilmeyen her tepki, gelecekte kendi kapımıza dayanacak olan felaketin habercisi olur.

Bugün kirasını ödeyemeyen de ev sahibiyle davalık olan da aslında geçmişteki o büyük sessizliğin bedelini ödüyor.

Tabi parasını tahsil edemeyen ev sahipleri de…

Sevgili olurlar benim ömür de hoca misali bir aylık…

Sahi, sizin ömrünüz kaç aylık?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.