Safiye Özşener - Araştırmacı, Yazar
Köşe Yazarı
Safiye Özşener - Araştırmacı, Yazar
 

MEDENİYET!..

Hangi vicdan, hangi akıldır ki, halklar arasında ayrıştırma yapıyor… Ne farkı var. Arakan’nın, Myanmar’ın, Somali’nin; Filistin, Gazze’ den, İran’dan ya da Suriye’ de, Rojava’ dan… Özetle; Dünyanın dört bir yanındaki mazlum halkların derdi ile dertlenemedikten sonra, insan hak ve hürriyetinden nasıl bahsedebiliriz ki… İnsan; vicdanın ritmine göre hareket etmediği sürece fark eder mi, kimlik ya da renk… Bir de şu var tabi... Medeniyet diyoruz. Peki nedir bu medeniyet. Toprağın, taşın adı mıdır? Hayır… Medeniyet; Halkların, kendinden olmayan halklara katlanabilme ve onları yok değil, var sayabilme yetisidir… Birlikte yaşamanın hukuku, sınırı ve toplumsal etiğini kuramayan hiçbir toplum, ne kadar zengin olursa olsun medenî değildir. Kaldı ki, çocukların öldüğü bir dünya da medeniyet denilen şey neye yarar ki? Mesela; kara bi cehaletin ortasında, molla rejimlerinin gölgesinde doğan çocukların, Rabbin yarattığı diyerek iman edip, öldürürken çocukları rabbe hizmet ettiğini sananların olduğu yerde… Fark etmez… Ortadoğu’nun herhangi bir yerinde; kendisi gibi düşünmeyenleri yok ederek ibadet ettiğini sanan kalabalıkların olduğu yerde… Ne yarar insanın, medeniyet dediği şey… Para, altın, döviz ve iktidar hırsı, kana ve gözyaşına dönüştürülmüşse neye yarar şu medeniyet… Ortadoğu’da ya da Afrika’da çocuk olmak korkmaksa ve yalvarmaksa büyüklere ölmemek için, ne anlamı var bu medeniyetin… Ağlamadan şeker ve ağlamadan süt içip, ekmek yiyebiliyorsa…   Giyebiliyorsa elbise ağlamadan ve ayakkabı giyip parkta ağlamadan oynayabiliyorsa Ve okuyabiliyorsa korkmadan, oyuncakla oynaya biliyorsa çocuklar Dövülmeden, vurulmadan sokak ortalarında, yaşayabiliyorsa Medeniyetten bahsedebiliriz. Bahsedebiliriz adaletten… İnsan hak ve hürriyetinden… Ve eşitlikten elbette… Hani Norveç’te, Almanya’ da Fransa’ da yaşayan çocuklar gibi; yaşamak için yalvarmak zorunda kalmıyorsa ve ağlamadan yaşayabiliyorsa çocuklar, O zaman konuşabiliriz işte insan ve şu meşhur medeniyetinden... İşte tam da bu yüzden, önce ayrıştırmayı bırakmak, dünyanın neresinde olursa olsun ölen bir çocuk varsa; dinine, diline, kimliğine, rengine bakmaksızın bu ölümlerin karşısında durmak lazım… Sonra; insanlıktan, haktan, onurdan ve medeniyetten, memleket sevgisinden konuşuruz... Çocuklar ölürken değil…
Ekleme Tarihi: 15 Ocak 2026 -Perşembe

MEDENİYET!..

Hangi vicdan, hangi akıldır ki, halklar arasında ayrıştırma yapıyor…

Ne farkı var.

Arakan’nın, Myanmar’ın, Somali’nin; Filistin, Gazze’ den, İran’dan ya da Suriye’ de, Rojava’ dan…

Özetle; Dünyanın dört bir yanındaki mazlum halkların derdi ile dertlenemedikten sonra, insan hak ve hürriyetinden nasıl bahsedebiliriz ki…

İnsan; vicdanın ritmine göre hareket etmediği sürece fark eder mi, kimlik ya da renk…

Bir de şu var tabi...

Medeniyet diyoruz.

Peki nedir bu medeniyet.

Toprağın, taşın adı mıdır?

Hayır…

Medeniyet;

Halkların, kendinden olmayan halklara katlanabilme ve onları yok değil, var sayabilme yetisidir…

Birlikte yaşamanın hukuku, sınırı ve toplumsal etiğini kuramayan hiçbir toplum, ne kadar zengin olursa olsun medenî değildir.

Kaldı ki, çocukların öldüğü bir dünya da medeniyet denilen şey neye yarar ki?

Mesela; kara bi cehaletin ortasında, molla rejimlerinin gölgesinde doğan çocukların,

Rabbin yarattığı diyerek iman edip, öldürürken çocukları rabbe hizmet ettiğini sananların olduğu yerde…

Fark etmez…

Ortadoğu’nun herhangi bir yerinde; kendisi gibi düşünmeyenleri yok ederek ibadet ettiğini sanan kalabalıkların olduğu yerde…

Ne yarar insanın, medeniyet dediği şey…

Para, altın, döviz ve iktidar hırsı, kana ve gözyaşına dönüştürülmüşse neye yarar şu medeniyet…

Ortadoğu’da ya da Afrika’da çocuk olmak korkmaksa ve yalvarmaksa büyüklere ölmemek için, ne anlamı var bu medeniyetin…

Ağlamadan şeker ve ağlamadan süt içip, ekmek yiyebiliyorsa…

 

Giyebiliyorsa elbise ağlamadan ve ayakkabı giyip parkta ağlamadan oynayabiliyorsa

Ve okuyabiliyorsa korkmadan, oyuncakla oynaya biliyorsa çocuklar

Dövülmeden, vurulmadan sokak ortalarında, yaşayabiliyorsa

Medeniyetten bahsedebiliriz.

Bahsedebiliriz adaletten…

İnsan hak ve hürriyetinden…

Ve eşitlikten elbette…

Hani Norveç’te, Almanya’ da Fransa’ da yaşayan çocuklar gibi; yaşamak için yalvarmak zorunda kalmıyorsa ve ağlamadan yaşayabiliyorsa çocuklar,

O zaman konuşabiliriz işte insan ve şu meşhur medeniyetinden...

İşte tam da bu yüzden, önce ayrıştırmayı bırakmak, dünyanın neresinde olursa olsun ölen bir çocuk varsa; dinine, diline, kimliğine, rengine bakmaksızın bu ölümlerin karşısında durmak lazım…

Sonra; insanlıktan, haktan, onurdan ve medeniyetten, memleket sevgisinden konuşuruz...

Çocuklar ölürken değil…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.