Hangi vicdan, hangi akıldır ki, halklar arasında ayrıştırma yapıyor…
Ne farkı var.
Arakan’nın, Myanmar’ın, Somali’nin; Filistin, Gazze’ den, İran’dan ya da Suriye’ de, Rojava’ dan…
Özetle; Dünyanın dört bir yanındaki mazlum halkların derdi ile dertlenemedikten sonra, insan hak ve hürriyetinden nasıl bahsedebiliriz ki…
İnsan; vicdanın ritmine göre hareket etmediği sürece fark eder mi, kimlik ya da renk…
Bir de şu var tabi...
Medeniyet diyoruz.
Peki nedir bu medeniyet.
Toprağın, taşın adı mıdır?
Hayır…
Medeniyet;
Halkların, kendinden olmayan halklara katlanabilme ve onları yok değil, var sayabilme yetisidir…
Birlikte yaşamanın hukuku, sınırı ve toplumsal etiğini kuramayan hiçbir toplum, ne kadar zengin olursa olsun medenî değildir.
Kaldı ki, çocukların öldüğü bir dünya da medeniyet denilen şey neye yarar ki?
Mesela; kara bi cehaletin ortasında, molla rejimlerinin gölgesinde doğan çocukların,
Rabbin yarattığı diyerek iman edip, öldürürken çocukları rabbe hizmet ettiğini sananların olduğu yerde…
Fark etmez…
Ortadoğu’nun herhangi bir yerinde; kendisi gibi düşünmeyenleri yok ederek ibadet ettiğini sanan kalabalıkların olduğu yerde…
Ne yarar insanın, medeniyet dediği şey…
Para, altın, döviz ve iktidar hırsı, kana ve gözyaşına dönüştürülmüşse neye yarar şu medeniyet…
Ortadoğu’da ya da Afrika’da çocuk olmak korkmaksa ve yalvarmaksa büyüklere ölmemek için, ne anlamı var bu medeniyetin…
Ağlamadan şeker ve ağlamadan süt içip, ekmek yiyebiliyorsa…
Giyebiliyorsa elbise ağlamadan ve ayakkabı giyip parkta ağlamadan oynayabiliyorsa
Ve okuyabiliyorsa korkmadan, oyuncakla oynaya biliyorsa çocuklar
Dövülmeden, vurulmadan sokak ortalarında, yaşayabiliyorsa
Medeniyetten bahsedebiliriz.
Bahsedebiliriz adaletten…
İnsan hak ve hürriyetinden…
Ve eşitlikten elbette…
Hani Norveç’te, Almanya’ da Fransa’ da yaşayan çocuklar gibi; yaşamak için yalvarmak zorunda kalmıyorsa ve ağlamadan yaşayabiliyorsa çocuklar,
O zaman konuşabiliriz işte insan ve şu meşhur medeniyetinden...
İşte tam da bu yüzden, önce ayrıştırmayı bırakmak, dünyanın neresinde olursa olsun ölen bir çocuk varsa; dinine, diline, kimliğine, rengine bakmaksızın bu ölümlerin karşısında durmak lazım…
Sonra; insanlıktan, haktan, onurdan ve medeniyetten, memleket sevgisinden konuşuruz...
Çocuklar ölürken değil…
