Safiye Özşener - Araştırmacı, Yazar
Köşe Yazarı
Safiye Özşener - Araştırmacı, Yazar
 

“Ben Claudius"

ABD Başkanı Donald Trump, “Bu gece bütün bir medeniyet (İran) yok olacak ve bir daha asla geri gelmeyecek. ifadesini kullandı. Bu ifadenin hemen ardından, "Temsilciler Meclisi Demokrat liderliği ortak bir açıklamada, 'Temsilciler Meclisi derhal yeniden toplanmalı, Ortadoğu'daki bu pervasız, keyfi savaşa son vermek için oylama yapmalıdır' dedi. 24 Kongre üyesi Trump'ın görevden alınmasını veya başkanlık yetkilerinin Başkan Yardımcısına devredilmesi için 25. maddenin yürürlüğe konmasını desteklediklerini ifade etti. Ardından, ateşkes ihlali ve sonra tekrar ateşkes hükümlerine uyum çağrısı… Tüm bu gelişmeler yaşanırken aklıma; Robert Graves'in, "Ben Claudius" romanı geldi. Graves’in bu eseri, İnsanların ve yönetimlerin her devirde her coğrafyada aynı olduklarını vurgular. Roman, Roma İmparatorluğunun MÖ 44 ile 41 arasındaki 3 yılını anlatıyor. Romanın kahramanı Claudius; İmparator Augustus'un kimse tarafından ciddiye alınmayan sessiz, kendi halinde üstelik; kekemeliği ve tikleri olan zihinsel olarak zayıf sanılan kendi yeğeni. Çıkınca entrikalar ve iktidar savaşlarının hüküm sürdüğü Roma imparatorluk sarayında hiç kimse için bir tehdit olarak görülmez. Hatta kendinden önceki “gaddar” olarak anılan imparator Caligula öldürülünce çıkan kaosta bir perde arkasına saklanacak kadar ölümden korkar. Onu o halde bulan askerler, “Bundan bir zarar gelmez" diye düşünerek onu tahta geçirirler. Böylece; Claudius, bir anda kendini 50 yaşında imparatorluk koltuğunda bulur. Fakat; Claudius "iyi bir imparator" oldu ve birçok eser yazar. Karısı tarafından 64 yaşında zehirlenene kadarda hüküm sürer… Graves'in, "Ben Claudius" kitabı; iktidar savaşlarının vahşi doğasını sın derece en iyi anlatır… Ki, uzak ve yakın geçmiş tarihleri incelediğimizde anlıyoruz ki, tüm insanlık tarihinin her devrinde iktidarlar için hep, her yol mübah olmuş. Bugün; ABD-İsrail-İran gerilim hattında sıcak yaşanan gelişmeleri salt, “Trump”ın deliliğine bağlamamız yersiz olur. Ortadoğu’ da yeniden belirlenmek istenen güç dengesi sadece ABD’yi değil, Rusya, Çin, İngiltere gibi küresel ağda yüksek pazar payı olan ülkeleri de içerir… Tabi birde üstü örtülmek istenen, “Epstein dosyaları” var, o da kamuoyuna açıklandığı kadarıyla neredeyse tüm dünya uluslarına dokunacak derin bilgiler içeriyor… Akabinde zaten baş gösteren enerji kaynak sıkıntısı küresel ölçekteki tüm ulusları ilgilendiren büyük bir sorun. Trump; o bir deli, o bir çılgın, o bir diye devam eden hiçbir cümle tek başına anlam içermeyecektir... Küresel sermayenin izin vermediği hiçbir savaş olmadığı gibi, o istemeden de hiçbir savaş bitmiyor… Kişiler bazında savaş ve çatışmalı ortamlarla mücadele yerine, sınıf mücadelesi olmadan; halkların ve ulusların kurtuluşu mümkün gözükmüyor… Ortadoğu’nun, Anadolu’nun, onurlu, bilge, ayakları yere sağlam basan halkları yeniden birlik ve beraberlikle ayağa kalkmadan da düzelecek görünmüyor. Karnı acıktıkça kederi artan insanlar bilin ki aslına ermeyen gocunur… Yaşananları gördükçe kaş eğmek yerine aslına dönecek, küresel sermayenin çıkarına geçit vermeyeceksin… Başka türlü; yolu değişiyor, rengi değişiyor, şekli değişiyor, ama halkların kaderi değişmiyor… Trump’ lı ya da Trump’sız. Netanyahu’ lu ya da onsuz. Mücteba Hamenei’ yli ya da değil, ne fark eder ki… Kurtuluş için; Mücadele isimler bazında değil, sistem ve sistemlere karşı sınıf mücadelesi olmak zorunda... Çünkü savaşların sermayeden başka kazananı olmaz, kaybedeni daima halklardır….
Ekleme Tarihi: 09 Nisan 2026 -Perşembe

“Ben Claudius"

ABD Başkanı Donald Trump, “Bu gece bütün bir medeniyet (İran) yok olacak ve bir daha asla geri gelmeyecek. ifadesini kullandı.

Bu ifadenin hemen ardından, "Temsilciler Meclisi Demokrat liderliği ortak bir açıklamada, 'Temsilciler Meclisi derhal yeniden toplanmalı, Ortadoğu'daki bu pervasız, keyfi savaşa son vermek için oylama yapmalıdır' dedi.

24 Kongre üyesi Trump'ın görevden alınmasını veya başkanlık yetkilerinin Başkan Yardımcısına devredilmesi için 25. maddenin yürürlüğe konmasını desteklediklerini ifade etti.

Ardından, ateşkes ihlali ve sonra tekrar ateşkes hükümlerine uyum çağrısı…

Tüm bu gelişmeler yaşanırken aklıma; Robert Graves'in, "Ben Claudius" romanı geldi.

Graves’in bu eseri, İnsanların ve yönetimlerin her devirde her coğrafyada aynı olduklarını vurgular.

Roman, Roma İmparatorluğunun MÖ 44 ile 41 arasındaki 3 yılını anlatıyor.

Romanın kahramanı Claudius; İmparator Augustus'un kimse tarafından ciddiye alınmayan sessiz, kendi halinde üstelik; kekemeliği ve tikleri olan zihinsel olarak zayıf sanılan kendi yeğeni.

Çıkınca entrikalar ve iktidar savaşlarının hüküm sürdüğü Roma imparatorluk sarayında hiç kimse için bir tehdit olarak görülmez.

Hatta kendinden önceki “gaddar” olarak anılan imparator Caligula öldürülünce çıkan kaosta bir perde arkasına saklanacak kadar ölümden korkar.

Onu o halde bulan askerler, “Bundan bir zarar gelmez" diye düşünerek onu tahta geçirirler.

Böylece; Claudius, bir anda kendini 50 yaşında imparatorluk koltuğunda bulur.

Fakat; Claudius "iyi bir imparator" oldu ve birçok eser yazar.

Karısı tarafından 64 yaşında zehirlenene kadarda hüküm sürer…

Graves'in, "Ben Claudius" kitabı; iktidar savaşlarının vahşi doğasını sın derece en iyi anlatır…

Ki, uzak ve yakın geçmiş tarihleri incelediğimizde anlıyoruz ki, tüm insanlık tarihinin her devrinde iktidarlar için hep, her yol mübah olmuş.

Bugün; ABD-İsrail-İran gerilim hattında sıcak yaşanan gelişmeleri salt, “Trump”ın deliliğine bağlamamız yersiz olur.

Ortadoğu’ da yeniden belirlenmek istenen güç dengesi sadece ABD’yi değil, Rusya, Çin, İngiltere gibi küresel ağda yüksek pazar payı olan ülkeleri de içerir…

Tabi birde üstü örtülmek istenen, “Epstein dosyaları” var, o da kamuoyuna açıklandığı kadarıyla neredeyse tüm dünya uluslarına dokunacak derin bilgiler içeriyor…

Akabinde zaten baş gösteren enerji kaynak sıkıntısı küresel ölçekteki tüm ulusları ilgilendiren büyük bir sorun.

Trump; o bir deli, o bir çılgın, o bir diye devam eden hiçbir cümle tek başına anlam içermeyecektir...

Küresel sermayenin izin vermediği hiçbir savaş olmadığı gibi, o istemeden de hiçbir savaş bitmiyor…

Kişiler bazında savaş ve çatışmalı ortamlarla mücadele yerine, sınıf mücadelesi olmadan; halkların ve ulusların kurtuluşu mümkün gözükmüyor…

Ortadoğu’nun, Anadolu’nun, onurlu, bilge, ayakları yere sağlam basan halkları yeniden birlik ve beraberlikle ayağa kalkmadan da düzelecek görünmüyor.

Karnı acıktıkça kederi artan insanlar bilin ki aslına ermeyen gocunur…

Yaşananları gördükçe kaş eğmek yerine aslına dönecek, küresel sermayenin çıkarına geçit vermeyeceksin…

Başka türlü; yolu değişiyor, rengi değişiyor, şekli değişiyor, ama halkların kaderi değişmiyor…

Trump’ lı ya da Trump’sız.

Netanyahu’ lu ya da onsuz.

Mücteba Hamenei’ yli ya da değil, ne fark eder ki…

Kurtuluş için;

Mücadele isimler bazında değil, sistem ve sistemlere karşı sınıf mücadelesi olmak zorunda...

Çünkü savaşların sermayeden başka kazananı olmaz, kaybedeni daima halklardır….

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.