Safiye Özşener - Araştırmacı, Yazar
Köşe Yazarı
Safiye Özşener - Araştırmacı, Yazar
 

“Hayat, Diyor, Yaşıyoruz…”

Kırık dökük şiir dizelerinden düşmüş, dağılmış nar taneleri gibiyiz… Doğru, çoğalıyoruz. Ama ne birlik beraberlikte ne de mücadelede… Ne de düştüğümüz yerde kırılıp, kırıldığımız yerden çoğalıyoruz… Bir varsa çoğaldığımız yoksulluk… Her şey güzel olacaktı ya hani, böyle mavi patiskalarda gemiler yüzecekti. Ayın şavkı yüzlere vuracaktı… Hah işte, o da geçti… Kazanmayı umduğu savaştan herkes umudu kesmiş… Yenilgiyi kabullenmiş… Koca ülke birbirine yabancılaşmış insanlarla dolu… Öyle bir geçim derdi binmiş ki insanların tepesine, kimse önünü göremiyor ki, bir başkasını görebilsin… Git gide sertleşen yaşam koşulları içinde herkes kendine bile yabancılaştı… Zira; sadece ekonomik bir yetersizlik hali değil ki yoksulluk, toplumsal bir kenara itilmişlikle hali aynı zamanda…. Uçup giden bir gemiye benziyor yarınların hayali… Gelecek yok, kayıp. Tıpkı, umutlar gibi… Emek ve sermaye çelişkisine dayanıyor elbette tüm bu halk yoksulluğu… Toplumsal değişim, hüzünlü insanları toplumsal yozlaşma karşısında çaresizliğe itiyor… En çokta yaş almış insanlarımızı… Çiçeği burnunda anne-baba iken, gençken, zıpkın gibiyken bin bir emekle yaşama dokunan ve sonunda dinlenmesi gereken yaşa gelen emeklilerimizi, devasa bir çaresizlik obruğunun içine atmış durumdayız…  Değerler küçüldükçe küçülüyor. Büyüyen tek şey sevgisizlik oluyor… Herkes milyonlar içinde tek başına… Ama en çokta yaş almış insanlar bir başına… Ömürleri boyunca uzun çöpten hakkını almak için mücadele eden bu insanlar, en sonunda ellerinde kısa çöple kala kalmışlar… Baharda geçiyor işte, yaz da geliyor… Zaman akıyor, tabiat uyanıyor yenileniyor, değişiyor her şey mevsimler değişiyor... Bir değişmeyen; emeklinin, emekçinin kaderi bir de 25 yıldır ülkenin… Bak işte, bir bayram daha geliyor... Yine boyun bükecek emekli, çaresizlik içinde Değişir mi? Zor. Çok zor bu gidişle… Bunca çıplak gerçekliğiyle ortada durmasına rağmen, toplumsal yoksulluğu ve derine inmiş sorunları merkeze alan bir çözüm ayağı yok… Kimsenin çözüm üretmek gibi bir derdi de yok… Yüzde 85, dut yemiş bülbül gibi sessiz sedasız yüzde 15’i doyurmaya devam ettikçe niye olsun ki? Neyse… “Hayat, diyor, yaşıyoruz…” İşte… Artık, nereye kadar gidecekse…
Ekleme Tarihi: 14 Mayıs 2026 -Perşembe

“Hayat, Diyor, Yaşıyoruz…”

Kırık dökük şiir dizelerinden düşmüş, dağılmış nar taneleri gibiyiz…

Doğru, çoğalıyoruz.

Ama ne birlik beraberlikte ne de mücadelede…

Ne de düştüğümüz yerde kırılıp, kırıldığımız yerden çoğalıyoruz…

Bir varsa çoğaldığımız yoksulluk…

Her şey güzel olacaktı ya hani, böyle mavi patiskalarda gemiler yüzecekti. Ayın şavkı yüzlere vuracaktı…

Hah işte, o da geçti…

Kazanmayı umduğu savaştan herkes umudu kesmiş…

Yenilgiyi kabullenmiş…

Koca ülke birbirine yabancılaşmış insanlarla dolu…

Öyle bir geçim derdi binmiş ki insanların tepesine, kimse önünü göremiyor ki, bir başkasını görebilsin…

Git gide sertleşen yaşam koşulları içinde herkes kendine bile yabancılaştı…

Zira; sadece ekonomik bir yetersizlik hali değil ki yoksulluk, toplumsal bir kenara itilmişlikle hali aynı zamanda….

Uçup giden bir gemiye benziyor yarınların hayali…

Gelecek yok, kayıp. Tıpkı, umutlar gibi…

Emek ve sermaye çelişkisine dayanıyor elbette tüm bu halk yoksulluğu…

Toplumsal değişim, hüzünlü insanları toplumsal yozlaşma karşısında çaresizliğe itiyor…

En çokta yaş almış insanlarımızı…

Çiçeği burnunda anne-baba iken, gençken, zıpkın gibiyken bin bir emekle yaşama dokunan ve sonunda dinlenmesi gereken yaşa gelen emeklilerimizi, devasa bir çaresizlik obruğunun içine atmış durumdayız…

 Değerler küçüldükçe küçülüyor. Büyüyen tek şey sevgisizlik oluyor…

Herkes milyonlar içinde tek başına…

Ama en çokta yaş almış insanlar bir başına…

Ömürleri boyunca uzun çöpten hakkını almak için mücadele eden bu insanlar, en sonunda ellerinde kısa çöple kala kalmışlar…

Baharda geçiyor işte, yaz da geliyor…

Zaman akıyor, tabiat uyanıyor yenileniyor, değişiyor her şey mevsimler değişiyor...

Bir değişmeyen; emeklinin, emekçinin kaderi bir de 25 yıldır ülkenin…

Bak işte, bir bayram daha geliyor...

Yine boyun bükecek emekli, çaresizlik içinde

Değişir mi?

Zor. Çok zor bu gidişle…

Bunca çıplak gerçekliğiyle ortada durmasına rağmen, toplumsal yoksulluğu ve derine inmiş sorunları merkeze alan bir çözüm ayağı yok…

Kimsenin çözüm üretmek gibi bir derdi de yok…

Yüzde 85, dut yemiş bülbül gibi sessiz sedasız yüzde 15’i doyurmaya devam ettikçe niye olsun ki?

Neyse…

“Hayat, diyor, yaşıyoruz…”

İşte…

Artık, nereye kadar gidecekse…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.