Safiye Özşener - Araştırmacı, Yazar
Köşe Yazarı
Safiye Özşener - Araştırmacı, Yazar
 

Herkesin Bir Çukurova’sı Var İşte

Sürekli aynı şeyleri yazarak tekrara düşmek, elbette mutlu etmiyor. Ama gel gör ki memlekette aynılar, aynıları yapmaktan ne usanıyor ne yoruluyor… Mesela çocukların ayaklarına vurulmuş bir pranga gibi olan MESEM. Kaldırılması gerekirken çoğalıyor ve buralarda çocuklar ölüyor. Bir ülkenin temel yapı taşı olan eğitim, zenbereğinden boşalmış bir saat gibi ayarsız… Uzun vadeli ve adil destek olmadan eğitimde eşitlik ve katılım mümkün gözükmüyor… Emeklisi, işçisi, asgari ücretlisi desen aynı keza, damla ile verilen; gıdadan, yakacağa, elektrikten, doğalgaza gelen zamlarla hortumla alındı. Her yeni gün biraz daha fakirleşiyoruz… Şiddet, evde, sokakta her yerde kol geziyor… Diziler desen, silahtan, kılıçtan, mafyadan, vurup kırmaktan geçilmiyor. Tam bir sosyo-ekonomik çöküşün ortasında kalan gençler ümitsiz. Aileler çökmüş durumda… Yanı başımızda yaşanan çatışmalı ortamlar, ölen çocuklar, göçe zorlanan hayatlar ve beraberinde gelen evsizlik, yurtsuzluk. Uluslararası çıkar çatışmaları derken, en son ABD’ de su yüzüne çıkan dünya tarihinin en insanlık dışı, “Epstein” dosyaları yozlaşmayı, çürümüşlüğü net şekilde ortaya koyuyor ..  Toplumsal öfke büyüyor… Zira; Toplumsal sorunlar her geçen gün derinleşiyor, ama asıl soru cevapsız bir şekilde hâlâ havada duruyor: Çözüm? Dünyada yoksunluğunu çektiğimiz şey adalet. Şimdi; tutup diyenler oluyor. Hep; işsizlik, yoksulluğu, zaten bildiğimiz sorunları mı yazacaksınız? Sorunlar yerli yerinde durdukça, evet. Ortada çözüm adına bir refleks verilmedikçe, biliyor olmamız tek başına anlam ifade etmeyecek. Bende bilirim; güzel şeylerden bahsetmeyi. Sanatı, sinemayı, aşkı, sevgiyi. Bilirim özlemi, hayata dair insanı anlamlı kılan her şeyi yazmayı... Gazetecilikte kısım kısımdır. Kimi ekonomiyi, sanatı, kültürü yazar. Kimi siyaseti. Kimisi de kendi Çukurova’sını. Yaşar Kemal bir röportajında şöyle der: “Bir tanesi kalktı, “siz ömrünüz boyunca Çukurova’yı mı yazacaksınız” dedi. “Ben de dedim ki, kendi Çukurova’sını yazmayan hiçbir yazar yok. Sayayım mı dedim. Tolstoy, Dostoyevski, Balzac…” E şimdi sorunlarımız bunlarken, neyi yazalım? Söyleyeyim. Herkesin bir Çukurova’sı var işte. Bende kendi Çukurova’mı yazacağım. Yorulmadan, usanmadan. Ta ki; duyulana kadar, toplumun sesi olacağım.
Ekleme Tarihi: 13 Şubat 2026 -Cuma

Herkesin Bir Çukurova’sı Var İşte

Sürekli aynı şeyleri yazarak tekrara düşmek, elbette mutlu etmiyor.

Ama gel gör ki memlekette aynılar, aynıları yapmaktan ne usanıyor ne yoruluyor…

Mesela çocukların ayaklarına vurulmuş bir pranga gibi olan MESEM.

Kaldırılması gerekirken çoğalıyor ve buralarda çocuklar ölüyor.

Bir ülkenin temel yapı taşı olan eğitim, zenbereğinden boşalmış bir saat gibi ayarsız…

Uzun vadeli ve adil destek olmadan eğitimde eşitlik ve katılım mümkün gözükmüyor…

Emeklisi, işçisi, asgari ücretlisi desen aynı keza, damla ile verilen; gıdadan, yakacağa, elektrikten, doğalgaza gelen zamlarla hortumla alındı.

Her yeni gün biraz daha fakirleşiyoruz…

Şiddet, evde, sokakta her yerde kol geziyor…

Diziler desen, silahtan, kılıçtan, mafyadan, vurup kırmaktan geçilmiyor.

Tam bir sosyo-ekonomik çöküşün ortasında kalan gençler ümitsiz. Aileler çökmüş durumda…

Yanı başımızda yaşanan çatışmalı ortamlar, ölen çocuklar, göçe zorlanan hayatlar ve beraberinde gelen evsizlik, yurtsuzluk.

Uluslararası çıkar çatışmaları derken, en son ABD’ de su yüzüne çıkan dünya tarihinin en insanlık dışı, “Epstein” dosyaları yozlaşmayı, çürümüşlüğü net şekilde ortaya koyuyor ..

 Toplumsal öfke büyüyor…

Zira; Toplumsal sorunlar her geçen gün derinleşiyor, ama asıl soru cevapsız bir şekilde hâlâ havada duruyor:

Çözüm?

Dünyada yoksunluğunu çektiğimiz şey adalet.

Şimdi; tutup diyenler oluyor. Hep; işsizlik, yoksulluğu, zaten bildiğimiz sorunları mı yazacaksınız?

Sorunlar yerli yerinde durdukça, evet.

Ortada çözüm adına bir refleks verilmedikçe, biliyor olmamız tek başına anlam ifade etmeyecek.

Bende bilirim; güzel şeylerden bahsetmeyi. Sanatı, sinemayı, aşkı, sevgiyi.

Bilirim özlemi, hayata dair insanı anlamlı kılan her şeyi yazmayı...

Gazetecilikte kısım kısımdır. Kimi ekonomiyi, sanatı, kültürü yazar. Kimi siyaseti.

Kimisi de kendi Çukurova’sını.

Yaşar Kemal bir röportajında şöyle der:

“Bir tanesi kalktı, “siz ömrünüz boyunca Çukurova’yı mı yazacaksınız” dedi.

“Ben de dedim ki, kendi Çukurova’sını yazmayan hiçbir yazar yok. Sayayım mı dedim. Tolstoy, Dostoyevski, Balzac…”

E şimdi sorunlarımız bunlarken, neyi yazalım?

Söyleyeyim.

Herkesin bir Çukurova’sı var işte.

Bende kendi Çukurova’mı yazacağım.

Yorulmadan, usanmadan.

Ta ki; duyulana kadar, toplumun sesi olacağım.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.