Sadece yaşadığımız ülke değil, dünyanın zorlu süreçlerden geçtiği doğrudur…
Ve hatta bu süreçlerin en kırılgan zemininde; çocuklar, kadınlar ve yaş almış insanların etkilendiği de doğrudur…
Fakat, yaşadığımız coğrafyayı değerlendirmek istediğimizde görüyoruz ki; aydınlık dünyaya doğru yol almak yerine, Ortaçağ’a dönmeye başlayan düşüncelerin hakimiyet kurmaya çalıştığı bir garip zamanın içindeyiz…
Her geçen gün şiddetin daha da arttığı bir ortamda hiç kimse güvende değil, ama kadınlar hiç değil…
Düşünün bir günde altı kadın cinayeti işleniyor.
Farkında mısınız? Bu toplum kadınları her gün öldürüyor.
İşin başka acı tarafıysa; tüm bu cinayetler, kanıksanmış birer haber başlığından öte gitmiyor…
Elbette bugün gündem kadın cinayetleri olacak.
Eğer ülkemizde bir günde altı kadın, boşandığı, ya da boşanmak üzere olduğu adamlar tarafından ve üstelik uzaklaştırma kararlarına rağmen öldürülüyorsa konuşmamız gereken en büyük sorunlardan birisi budur.
Kadınların hayatları günlük gündemlerden biri değil, çözülmesi acil olan devasa ve çok derin bir sorundur…
Tüm çıplaklığıyla karşımızda duran bu sorunu, birkaç haber ve bir iki duyarlı paylaşımla geçiştiremeyiz…
Gündemde her gün tutmak zorundayız…
Çocuklarının önünde dayak yiyerek işkence ile öldürülüp ormana atılan, yakılarak, tecavüze uğrayarak, beden bütünlüğü yok edilecek şekilde hunharca katledilen kadınları…
Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız demek zorundayız…
Bu ağır gerçekler sadece kadınları değil, tüm toplumu vuruyor…
Ve tüm bunların politik olduğunu biliyoruz.
Zira; eğer bir suç toplumun tüm tepkilerine rağmen sürekli tekrarlanıyor, fakat engellenemiyorsa, o ülkede vatandaşların bir kısım korunamıyor demektir.
Ve eğer bu kesim her gün daha çok güvensizlik içinde yaşıyor ve öldürülüyorsa elbette ki ortadaki sorun politiktir…
Çünkü; bu derin sorun, erkek egemen kültürün kadına yönelik tahakkümünün sonucudur…
Peki ne yapacağız.?
Her gün bu ölümlere seyircimi kalacağız.?
Birkaç haber yapıp, biraz da duyarlılık gösterip kenara mı çekileceğiz.?
Hayır…
Sistematik baskının ve şiddetin kol gezdiği, nefretin büyüdüğü bu zamanda susarak hiç bir sorunu çözmeyeceğimiz gibi, bu sorunu da çözemeyiz…
Kadına yönelik artan şiddet ve vahşetin neden durmadan devam ettiği sorusunu cesurca sormak ve toplumsal yüzleşme ile bu sorulara samimi cevap vermek zorundayız…
İlerleyen toplumlar, sorunları ile yüzleşerek çözüm üretenlerdir…
Erk egemen tahakküme karşı; toplum nezdinde, hakikat temelli bir yüzleşme olmadan ne bu cinayetleri durdurabiliriz ne de iyileşebiliriz…
Hayır, susamayız.
Kadınların her gün öldürülmesine seyirci kalamayız…
