Prof.Dr. KEMAL DURUHAN
Köşe Yazarı
Prof.Dr. KEMAL DURUHAN
 

İRAN SAVAŞI'NIN SİYASİ FATURASI: NETANYAHU KAYBEDERSE TRUMP DA KAYBEDER Mİ?

**İki lider, iki ülke, iki ayrı sandık… Peki, aynı savaşın siyasi faturası da ortak olabilir mi?** Siyaset bazen cephede kazanılanlarla değil, sandıkta kaybedilenlerle açıklanır. Bir lider askerî başarıdan söz ederken halkı ekonomik kayıpları, güvenlik kaygılarını ve savaşın geleceğini sorguluyorsa, siyasi hesabın sonucu cephedeki açıklamalardan farklı çıkabilir. Bugün Netanyahu ile Trump'ın önündeki sınavı bu açıdan okumak gerekiyor. İsrail'de 27 Ekim'de yapılan seçimlerin ardından ortaya çıkan tablo, Netanyahu'nun siyasi geleceğini henüz kesinleştirmiş değil. 28 Ekim'de açıklanan kısmi sonuçlarda Netanyahu'nun desteklediği blok, hükümet kurmak için gereken 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşamamış görünüyor. Muhalefetin de tek başına çoğunluğu elde edememesi, ülkeyi yeni bir koalisyon pazarlığına sürüklüyor. Dolayısıyla Netanyahu için mesele yalnızca kaç oy aldığı değil, aldığı oyları iktidara dönüştürüp dönüştüremeyeceğidir. Şimdi gözümüzü Washington'a çevirelim. ABD'de 3 Kasım'da yapılacak ara seçimler, Trump'ın başkanlığını doğrudan sona erdirecek bir seçim değil. Amerikan halkı Kongre'nin Temsilciler Meclisi üyelerini ve Senato'nun bir bölümünü seçecek. Ancak bu seçimlerin sonucu, Trump'ın yasama desteğini, siyasi hareket alanını ve başkanlığının geri kalan dönemindeki gücünü önemli ölçüde etkileyebilir. Asıl soru burada başlıyor: İsrail'de Netanyahu'nun karşılaştığı siyasi güçlüklerle ABD'de Trump'ın karşılaşabileceği güçlükler arasında bir neden-sonuç ilişkisi var mı? Benim öngörüm, bu iki liderin siyasi geleceğinin birbirinden bütünüyle bağımsız değerlendirilemeyeceği yönünde. Çünkü İran karşısında ortak bir askerî ve siyasi çizgide buluşan iki liderin, savaşın sonuçları karşısında kendi toplumlarına hesap vermek zorunda kalmaları doğaldır. Savaşın askerî sonuçları kadar ekonomik maliyetleri, güvenlik kaygıları ve geleceğe ilişkin belirsizlikleri de seçmen davranışını etkileyebilir. Elbette İsrail ile ABD aynı ülke değildir. İsrail'de hükümet kurabilmek için 120 sandalyeli Knesset'te 61 sandalyelik çoğunluk gerekir. ABD'de ise ara seçimler, başkanlık makamından ayrı bir seçim mekanizması üzerinden yürür. Bu nedenle iki ülkedeki siyasi sonuçları aynı ölçüyle değerlendiremeyiz. Fakat farklı sistemlerde benzer toplumsal tepkilerin ortaya çıkması mümkündür. Bir başka ifadeyle, savaşın siyasi faturası iki ülkede aynı biçimde kesilmeyebilir; ancak faturayı ödemesi beklenen liderler aynı siyasi baskıyla karşılaşabilir. Burada toplumların savaş karşısındaki tutumunu da küçümsememek gerekir. Halklar yalnızca kendilerine anlatılan zafer hikâyelerine göre karar vermezler. Güvenliklerinin gerçekten artıp artmadığına, ekonomik yükün nasıl dağıldığına, savaşın ne kadar süreceğine ve bütün bunların hangi siyasi tercihler nedeniyle yaşandığına da bakarlar. Bir noktadan sonra liderin savaş gerekçeleri ile toplumun gündelik gerçekliği arasındaki mesafe açılabilir. İşte benim dikkat çektiğim paralellik budur. Netanyahu'nun İsrail'de hükümet kuramaması veya iktidarını kaybetmesi, Trump'ın ABD'de siyasi güç kaybetmesinin habercisi olabilir mi? İsrail'de ortaya çıkan seçmen tepkisi, birkaç gün sonra Amerikan seçmeninin önüne gelecek siyasi hesabın bir işareti sayılabilir mi? Bunları şimdiden kanıtlanmış gerçekler olarak ileri sürmüyorum. Ancak ortak bir savaş politikasının, iki ayrı toplumda benzer sorgulamalara yol açabileceği varsayımının araştırılmaya değer olduğunu düşünüyorum. **Benim açık tahminim şudur: Netanyahu İsrail'de, Trump ise ABD'de kendi halklarının tepkisi nedeniyle siyasi sınavı kaybedecek.** Burada Trump'ın başkanlığını kaybetmesini değil, 3 Kasım ara seçimlerinde partisinin siyasi güç kaybına uğramasını kastediyorum. Netanyahu açısından ise belirleyici ölçüt, hükümet kurup kuramayacağı ve iktidarını sürdürebilip sürdüremeyeceğidir. Bu tahmini doğrulayacak ya da yanlışlayacak olan şey, siyasi yorumların gücü değil, sonuçların kendisi olacaktır. Siyasette bazen bir ülkedeki seçim, başka bir ülkede yaşanacak gelişmenin habercisi olabilir. Bazen de birbirine çok benzeyen iki siyasi tablo, gerçekte farklı nedenlerden doğar. Önemli olan, benzerliği görmek kadar onun sınırlarını da bilmektir. Şimdi iki sandığın sonuçlarını bekleyelim. İsrail'deki siyasi tablo ile ABD'deki ara seçimler arasında gerçekten bir paralellik ortaya çıkacak mı? Yoksa aynı savaşın gölgesinde iki farklı siyasi hikâye mi yazılacak? Cevabı zaman verecek. Benim tahminim belli; şimdi sıra sandıkta.
Ekleme Tarihi: 31 Ekim 2026 -Cumartesi

İRAN SAVAŞI'NIN SİYASİ FATURASI: NETANYAHU KAYBEDERSE TRUMP DA KAYBEDER Mİ?

**İki lider, iki ülke, iki ayrı sandık… Peki, aynı savaşın siyasi faturası da ortak olabilir mi?**

Siyaset bazen cephede kazanılanlarla değil, sandıkta kaybedilenlerle açıklanır. Bir lider askerî başarıdan söz ederken halkı ekonomik kayıpları, güvenlik kaygılarını ve savaşın geleceğini sorguluyorsa, siyasi hesabın sonucu cephedeki açıklamalardan farklı çıkabilir. Bugün Netanyahu ile Trump'ın önündeki sınavı bu açıdan okumak gerekiyor.

İsrail'de 27 Ekim'de yapılan seçimlerin ardından ortaya çıkan tablo, Netanyahu'nun siyasi geleceğini henüz kesinleştirmiş değil. 28 Ekim'de açıklanan kısmi sonuçlarda Netanyahu'nun desteklediği blok, hükümet kurmak için gereken 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşamamış görünüyor. Muhalefetin de tek başına çoğunluğu elde edememesi, ülkeyi yeni bir koalisyon pazarlığına sürüklüyor. Dolayısıyla Netanyahu için mesele yalnızca kaç oy aldığı değil, aldığı oyları iktidara dönüştürüp dönüştüremeyeceğidir.

Şimdi gözümüzü Washington'a çevirelim.

ABD'de 3 Kasım'da yapılacak ara seçimler, Trump'ın başkanlığını doğrudan sona erdirecek bir seçim değil. Amerikan halkı Kongre'nin Temsilciler Meclisi üyelerini ve Senato'nun bir bölümünü seçecek. Ancak bu seçimlerin sonucu, Trump'ın yasama desteğini, siyasi hareket alanını ve başkanlığının geri kalan dönemindeki gücünü önemli ölçüde etkileyebilir.

Asıl soru burada başlıyor: İsrail'de Netanyahu'nun karşılaştığı siyasi güçlüklerle ABD'de Trump'ın karşılaşabileceği güçlükler arasında bir neden-sonuç ilişkisi var mı?

Benim öngörüm, bu iki liderin siyasi geleceğinin birbirinden bütünüyle bağımsız değerlendirilemeyeceği yönünde. Çünkü İran karşısında ortak bir askerî ve siyasi çizgide buluşan iki liderin, savaşın sonuçları karşısında kendi toplumlarına hesap vermek zorunda kalmaları doğaldır. Savaşın askerî sonuçları kadar ekonomik maliyetleri, güvenlik kaygıları ve geleceğe ilişkin belirsizlikleri de seçmen davranışını etkileyebilir.

Elbette İsrail ile ABD aynı ülke değildir. İsrail'de hükümet kurabilmek için 120 sandalyeli Knesset'te 61 sandalyelik çoğunluk gerekir. ABD'de ise ara seçimler, başkanlık makamından ayrı bir seçim mekanizması üzerinden yürür. Bu nedenle iki ülkedeki siyasi sonuçları aynı ölçüyle değerlendiremeyiz. Fakat farklı sistemlerde benzer toplumsal tepkilerin ortaya çıkması mümkündür.

Bir başka ifadeyle, savaşın siyasi faturası iki ülkede aynı biçimde kesilmeyebilir; ancak faturayı ödemesi beklenen liderler aynı siyasi baskıyla karşılaşabilir.

Burada toplumların savaş karşısındaki tutumunu da küçümsememek gerekir. Halklar yalnızca kendilerine anlatılan zafer hikâyelerine göre karar vermezler. Güvenliklerinin gerçekten artıp artmadığına, ekonomik yükün nasıl dağıldığına, savaşın ne kadar süreceğine ve bütün bunların hangi siyasi tercihler nedeniyle yaşandığına da bakarlar. Bir noktadan sonra liderin savaş gerekçeleri ile toplumun gündelik gerçekliği arasındaki mesafe açılabilir.

İşte benim dikkat çektiğim paralellik budur.

Netanyahu'nun İsrail'de hükümet kuramaması veya iktidarını kaybetmesi, Trump'ın ABD'de siyasi güç kaybetmesinin habercisi olabilir mi? İsrail'de ortaya çıkan seçmen tepkisi, birkaç gün sonra Amerikan seçmeninin önüne gelecek siyasi hesabın bir işareti sayılabilir mi?

Bunları şimdiden kanıtlanmış gerçekler olarak ileri sürmüyorum. Ancak ortak bir savaş politikasının, iki ayrı toplumda benzer sorgulamalara yol açabileceği varsayımının araştırılmaya değer olduğunu düşünüyorum.

**Benim açık tahminim şudur: Netanyahu İsrail'de, Trump ise ABD'de kendi halklarının tepkisi nedeniyle siyasi sınavı kaybedecek.** Burada Trump'ın başkanlığını kaybetmesini değil, 3 Kasım ara seçimlerinde partisinin siyasi güç kaybına uğramasını kastediyorum. Netanyahu açısından ise belirleyici ölçüt, hükümet kurup kuramayacağı ve iktidarını sürdürebilip sürdüremeyeceğidir.

Bu tahmini doğrulayacak ya da yanlışlayacak olan şey, siyasi yorumların gücü değil, sonuçların kendisi olacaktır.

Siyasette bazen bir ülkedeki seçim, başka bir ülkede yaşanacak gelişmenin habercisi olabilir. Bazen de birbirine çok benzeyen iki siyasi tablo, gerçekte farklı nedenlerden doğar. Önemli olan, benzerliği görmek kadar onun sınırlarını da bilmektir.

Şimdi iki sandığın sonuçlarını bekleyelim. İsrail'deki siyasi tablo ile ABD'deki ara seçimler arasında gerçekten bir paralellik ortaya çıkacak mı? Yoksa aynı savaşın gölgesinde iki farklı siyasi hikâye mi yazılacak?

Cevabı zaman verecek. Benim tahminim belli; şimdi sıra sandıkta.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.