**İstiklâli tam tarladaki çift ve ürünün halkın evine ulaştırılması ile olur.**
“MİM MİM” dediğimizde akla bugün mazot gelmez.
Oysa biraz tarih bilen için bu iki kelimenin arkasında, Millî Mücadele'nin en kritik damarlarından biri vardır.
Mim Mim Grubu'nun adı, **Müdafaa-i Millîye** terkibinin baş harflerinden geliyordu. Mütareke İstanbul'unda çalışan bu gizli teşkilat yalnızca bilgi toplamıyordu. Anadolu'ya silah ve cephane ulaştırıyor, millî ordunun ihtiyaç duyduğu insan ve malzemenin geçirilmesine yardım ediyor, işgal kuvvetlerinin faaliyetleri hakkında Ankara'ya istihbarat sağlıyordu. Türk Tarih Kurumu'nun yayımladığı bilgilere göre grup, çeşitli yollarla Anadolu'ya binlerce ton askerî malzeme ulaştırmıştı.
Yani Millî Mücadele'nin istiklâl anlayışı yalnızca cephede tüfekle savaşmak değildi.
**Lojistikti.**
Üretimdi.
Ulaştırmaydı.
Örgütlenmeydi.
Bugün silah ve cephanenin yerini başka bir temel mesele aldı:
**Gıda.**
Çünkü bağımsızlığın bir başka adı da, milletin sofrasını başkasının fiyatına ve kararına terk etmemektir.
Bugün Türkiye'de tüketici fiyatları yıllık %31,51 artmış durumda. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış %33,79. Tarımsal üretici fiyatlarında yıllık artış %21,91 olurken, tarımsal girdi fiyatlarında Haziran 2026 itibarıyla yıllık artış %32,06 seviyesindeydi.
Bu rakamlar bize basit bir soru sorduruyor:
**Çiftçi tarlasına nasıl daha düşük maliyetle ulaşacak?**
Mazot, tarımsal üretimin temel girdilerinden biridir.
Traktör tarlaya mazotla gider.
Pulluk mazotla çalışır.
Ekim, ilaçlama, biçim ve hasat makineleri mazot tüketir.
Ürün tarladan depoya, depodan hale, halden pazara ve markete yine büyük ölçüde motorlu taşıma ile gider.
Dolayısıyla mazotun maliyeti yalnızca akaryakıt istasyonundaki fiyat değildir.
**Tarlanın maliyetidir.**
Aynı zamanda nakliyenin maliyetidir.
Dolayısıyla sofranın da maliyetidir.
Burada enflasyonla mücadele konusunda önemli bir ayrım ortaya çıkıyor:
**Talebi kısmak başka şeydir, üretimin maliyetini düşürmek başka.**
Bir ekonomide tüketimi bastırarak fiyat artışını yavaşlatabilirsiniz.
Fakat tarladaki üretimin maliyeti yüksek kalıyorsa, ekonominin üretim tarafındaki sorun ortadan kalkmış olmaz.
Bu nedenle enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikası ve talep yönetimi üzerinden değil, **üretim maliyetleri üzerinden de tartışılması gerekir.**
İşte “MİM MİM” burada yeniden anlam kazanıyor.
1920'lerde mesele şuydu:
**Anadolu'ya silah nasıl ulaştırılacak?**
Bugün meselelerden biri şudur:
**Tarladaki ürün halka nasıl daha düşük maliyetle ulaştırılacak?**
O gün Anadolu'nun bağımsızlığı için lojistik hayatîydi.
Bugün ekonomik bağımsızlık için üretim lojistiği hayatîdir.
Çiftçiye ucuz girdi.
Üreticiye öngörülebilir maliyet.
Taşımacıya makul enerji maliyeti.
Tüketiciye ulaşılabilir gıda.
Bunlar birbirinden kopuk meseleler değildir.
Bir zincirdir.
**Mazot → tarla → ürün → taşıma → pazar → sofra.**
Zincirin ilk halkalarından birindeki maliyet yükseldiğinde bunun etkisi son halkaya kadar gider.
O halde milliyetçiliği yalnızca bayrak, sınır ve askerî güç üzerinden değil, **üretim kapasitesi ve ekonomik dayanıklılık üzerinden de düşünmek zorundayız.**
Çünkü kendi toprağında yeterli üretimi yapamayan,
ürettiğini yüksek maliyetle taşıyan,
çiftçisinin üretim kararlarını maliyet baskısı altında bırakan
bir ülkenin ekonomik bağımsızlığı sürekli tartışma konusu olur.
Millî Mücadele'nin bize bıraktığı derslerden biri tam da budur:
**İstiklâl yalnızca kazanılmaz; her gün yeniden üretilir.**
1920'de bunun araçlarından biri Mim Mim'in İstanbul'dan Anadolu'ya ulaştırdığı silah ve cephaneydi.
2026'da ise istiklâlin ekonomik araçlarından biri,
**tarladaki üretimi mümkün kılan mazotun, girdilerin ve ulaştırmanın maliyetidir.**
Bu yüzden mesele yalnızca mazot değildir.
**Mesele üretimdir.**
Mesele çiftçidir.
Mesele halkın sofrasıdır.
Ve nihayet mesele ekonomik bağımsızlıktır.
MİM MİM'in tarihsel görevi, Millî Mücadele'nin ihtiyaç duyduğu malzemenin Anadolu'ya ulaşmasını sağlamaktı.
Bugünün MİM MİM sorusu ise şudur:
**Üretimin maliyetini düşürüp tarladaki ürünü milletin sofrasına nasıl daha ucuza ulaştıracağız?**
İstiklâl Harbi'nin lojistiğini anlayanlar, ekonomik istiklâlin lojistiğini de anlamalıdır.
Çünkü bazen milliyetçilik bir nutuk değildir.
**Bazen bir traktörün deposuna konulan mazottur.**
Bazen tarladan şehre giden kamyondur.
Bazen çiftçinin ürettiği buğdayın, domatesin, patatesin, pamuğun ve etin halkın sofrasına ulaşabilmesidir.
Ve bazen memleket sevgisinin en somut ölçüsü şudur:
**Millet üretebiliyor mu?**
**Ürettiğini satabiliyor mu?**
**Halk da onu satın alabiliyor mu?**
İşte ekonomik istiklâlin gerçek sınavı burada başlar.
Ankara Hükümeti:
Ekonomik Lojistiğin xayıf notta. O MİM MİM'in başına bence liyakatlı birini getir. Traktör ve kamyon tekerini de sağlam döndür. Çünkü bu meselenin ucu İstiklal i Tam a çıkar.
Sana tavsiyem budur.
