Önceki 10/03/2026 günlük yazımı, İkinci Dünya Paylaşım Savaşı sonrasında oluşturulan “İki Kutuplu Yeni Dünya Düzeninde” Türkiye’nin,ulusal yararına dönük kimi girişimlerin önünün kesilmesi amaçlı santaj ve korkutmalar ile, “3 Mart 1924 Günlü Devrim Yasalarından” kopmamız arasındaki bağlantıyı değerlendireceğimi not düşmüştüm. Kimi okurlarım, bu değerlendirmelerimi merak ve sabırsızlıkla bekleyeceklerine ilişkin geri dönüşler olmuştu. Şimdi bu merakı gidermeye çalışacağım.
T.C.nin tarih sahnesine çıkmasında üç andı vardır. Bunlar; Misak-ı Milli, Misak-ı İktisat ve Misak-ı Maariftir. Misak-ı Milli, son Osmanlı Meclis-i Mebusan tarafından, 28 Ocak 1920 ‘de kabul ve ilan edilen ve siyasal bağımsızlık ilkelerimizi belirleyen kararlar demeti idi. Misak-Maarif ise, Kurtuluş Savaşı sürerken, 15-21 Temmuz 1921’de Ankara’da toplanan Maarif Kongresi tarafından oluşturulan, ulusal ve çağdaş eğitim sisteminin temellerini belirleyen ilkelerdir. Misak-ı İktisat ise,17 Şubat-4 Mart 1923’de İzmir’de toplanan “Türkiye İktisat Kongresi Kararları”’olup, ekonomik bağımsızlığımızın ilkelerini belirlemektedir.Görüldüğü gibi, bu üç yeminin ilk ikisi, Osmanlı Saltanatı’nın yıkılmasından (1 Kasım1922) ve sonuncusu ise, Lozan Antlaşması’nın imzalanması(24/07/1923) öncesinde ve her üçü de Cumhuriyetin ilan edilmesinden önce olup, 20 Ocak 1921’de 85 Sayılı “Birinci Teşkilatı Esasıye Kanunu” ile kuruluşu gerçekleştirilen Türkiye Devleti’nin ilk Anayasası olarak kabul edilir.Osmanlı İmparatorluğu’nun sonlanıp, yerine TBMM Hükümeti’nin oluşumuna ilişkin 307 Sayılı Karar ise, 30 Ekim 1923 tarihlidir. Türkiye Devleti’ni, Türkiye Cumhuriyeti’ne dönüştüren Yasa ise,29 Ekim 1923 Günlü 364 Sayılı Yasa olmuştur.
Cumhuriyetin ilanından 3 ay,4 gün sonra, 3 Mart 1924 Yasaları diye adlandırılan 429,430 ve 431 Sayılı üç Devrim Yasası yürürlüğe konmuştur. Bunlar; “429 Sayılı Din ve Vakıflar Bakanlığı Yasası ile Genelkurmay Bakanlığı’nın Kaldırılması (Yerlerine Din İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Genelkurmay Başkanlığı oluşturulmuştur), “430 Sayılı Öğretim Birliği Yasası”, ” 431 Sayılı Hilafetin Kaldırılması ve Osmanlı Hanedanı’nın Ülke Sınırları Dışına Çıkarılması Yasası”dır.
1924’ün önemli bir yasası ise, Türkiye Devleti Anayasası olarak kabul edilen Yasadan 3 yıl,3 yıl, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilanından 173 gün sonra 491 Sayılı Anayasa kabul edilmiştir. Günümüzde de tartışma konusu kılınan 1924 Anayasası, DP’nin iktidarında, 24 Aralık 1952’de, “Teşkilatı Esasiye Kanunu” olarak değiştirilmiştir.
102 yıllık “3 Mart 1924 Devrim Yasaları” diye adlandırılan düzenlemelerin temel özelliği, bir başlangıcı oluşturmalarıdır. Cumhuriyet’in ilanından sonrasında Halifeliğin, Din Bakanlığının ve medreselerin ortadan kaldırılması/Cumhuriyet/Atatürk/ Devrimlerinin ilkleridir. Cumhuriyet/Atatürk Devrimlerinin başlangıcını oluşturan bu üç yasa ile kurulmuş olan Genelkurmay Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı varlıklarını sürdürmektedirler. 431 Sayılı Yasa ile Ülke Sınırları dışına çıkartılan yaklaşık 156 Ailenin kadın üyelerine 1952’de geri dönüş izinleri verilmiş, 1974’de genel af kapsamında erkek üyelerine de T.C.ne dönme hakkı tanınmıştır. Ne yazık ki, günümüzde, Tarih Sayfalarına terk edilmiş bulunan saltanat, halifelik, şeriat kural ve kurumları, kimi müttefiklerimizce(!) de desteklenmekte, köpürtülmekte ve hortlatılmaya çalışılmaktadır.
Şimdi, 19 Mayıs 1919’da ilk adım ile başlayan Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in Kuruluşu sürecinden sonrasında bağımsız ülke ve çağdaş toplum yaratma uğraşımızı önce kesintiye ve sonrasında da geriye sarmalamanın aparatına dönüştürülen, “430 Sayılı Öğretim Birliği Yasası”nı irdeleyeceğim.
430 Sayılı Yasa,1961 Anayasası’nın 153 ve 1982 Anayasası’nın 174.üncü Maddesince, “Korunması Gereken Sekiz Devrim Yasasının ilk sırasında yer alır. Sıralanan Devrim Yasalarına yüklenen görev ise, “TÜRK TOPLUMUNU ÇAĞDAŞ UYGARLIK DÜZEYİNE ÇIKARMA VE T.C. NİN LAİKLİK NİTELİĞİNİ KORUMA” dır.
430 Sayılı Öğretim Birliği Yasası, İkinci Dünya Paylaşım Savaşı sonrasında oluşturulan “Yeni Dünya Düzenine” eklemlenme çabamız başlayan ve günümüze kadar en çok saldırıya uğrayan, en çok kemirilen, üzerinde tepinilen yasa özelliğini taşımaktadır. Bize göre, bu saldırılar, bu kemirmeler ve üzerinde tepinmeler, ihanetler; günümüzde yaşamakta olduğumuz, siyasal ve ekonomik bağımlılığımızın, Türk/Atatürk Devrimlerinden rövanş alma kalkışmalarının varlığı, iç barışımızın bozulmasının, az gelişmiş-gelişmekte olan ekonomiler tanımlaması arasında salınıp-durmamızın temel nedeni diye düşünmekteyim. Çürümenin nedenlerinden birisi ise, 3 Mart 1924 Yasaları ile kurulmuş olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın,1961 ve 1982 Anayasasında yer alması ve kuruluş amacının dışına çıkması olmuştur.
3 Mart 1924 Devrim Yasalarından “Öğretim Birliği Yasası” 1961 ve 1982 Anayasalarına göre, Türk Toplumunu çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkartma ve T.C.nin laiklik niteliğini koruma amacını taşımaktadır. Yasanın gerekçesinde, öğretim-eğitim ilkesi ile ulusun düşünce ve duygu birliği arasında var olan bağlantı üzerine durulmuştur. Yasa ile bir ülkede duygu, düşünce birliğini ve dayanışmayı ortadan kaldırıcı, iki kanallı eğitim-öğretim sisteminin kardırılması amaçlanmıştır. (Sürecek).
