Aynı başlığı taşıyan 20/04/2026 günlü yazımdan bu yana, ülkemizin hemen tüm coğrafyasında ormanlarımızı, doğamızı maden arama, işletme amaçlı ruhsatlandırılmış(!) ve devlet güçlerince de koruma altına alınmış girişimlere karşı, yurttaş eylemleri yaygınlaştı ve yeni boyutlar kazandı.
Doğasına, ağacına, havasına suyuna sahip çıkmak isteyenler, Doğu Karadeniz Bölgesinden, Kaz Dağlarından, Manisa Ovası’na, Bayramiç’e, Akbelen’e, kendi öncülerini de yaratıyorlar. Benim belleğime kazınanlar arasında, Fırtına Vadisinde, ağacına, toprağına, börtü-böceğine sahip çıkmak için, elindeki asasına dayanarak jandarmaya “ben devletim” diye karşı çıkan aksaçlı kadın; tutuklanan ve tutuksuz yargılaması red edilen Akbelen Direnişçisi Esra Işık, ağacına sımsıkı sarılan ve şimdiler çekildiği yıldızından bizleri seyreden Zehra Teyze yer almaktadır. Bütün bu direnişler, ülkemizde çevre koruması ve ekolojik adalet konusunda simgeye dönüşen direniş hareketleridir. Bütün bu direnişler, yerel halkın toprağına, suyuna, ormanına, börtü-böceğine ve yaşam alanına sahip çıktığı, çevre savunucuları ve toplum örgütleri tarafından da desteklenmektedir. Toplum,1961 Anayasasında ve 1982 Anayasasında yer almama eksikliği Anayasa Mahkemesi Kararı ile giderilen “direnme hakkını”, yürütmenin baskılamasına karşın, kullanılır olmakta. Bu direnişler, Nazım Hikmet Usta’nın “Kurtuluş Savaşı Destanı’ndaki “… seyrediyordu dünyanın en yıldızlı karanlığını, dağlarda tek tek ateşler yanıyordu…” deyişini çağrıştırıyor.
Bir yandan yerinde, yargı organına kararlarına karşın sürdürülen bu direniş ve savaşım sürerken, toplumsal ve siyasal gündemimize 13 Nisan 2026’da Eskişehir’den başlayan ve haklarını almaksızın ayrılmayacakları haykıran maden işçilerinin Ankara yürüyüşü başladı. Bağımsız Maden İş Sendikası tarafından başlatılan yürüyüş ve devletin güvenlik güçleri ile çatışmalı süren bu direniş 17 gün sürdü. Sorunun çözümünde sorumlu olması gereken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı(ETKB) ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı 17 gün görünmez olurken, araya ilgisiz ve yetkisiz İçişleri Bakanı’nın girmesi ile çözüme kavuşmasından sonra ortaya çıkabilmişlerdir.Bunlardan ETKB, hukuk devletinde olması mümkün olmayan yönteme başvurarak,destekledikleri Yıldız Holding’i, “protokole uymazlarsa onlara ruhsat vermeyeceği” tehdidinde bulunarak, verilen ruhsatların keyiflerine göre verildiği gerçeğini de söyleyebilmiştir.
Giderek yaygınlaşan ve toplumsal meşruiyet kazanan, sıradan yurttaşlar tarafından da desteklenen direniş ve toprağını, doğasını, börtü böceğini savunma çabalarında halkın karşısına, yurdu ve yurttaşı koruma görevini üstlenmiş devlet güvenlik güçleri ile yargının çıkarılması, devletin sınıfsal kimliğini de ortaya koymaktadır. Bu uygulamalar,1961 ve 1982 Anayasa kurallarına da aykırıdır. Gerçi burada bana, haklı olarak, ”hangi uygulama Anayasaya, AYM ve AİHM Kararlarına uygunluk taşıyor?” ki sorusunu yöneltebilirsiniz. Üzülerek katıldığım bu yargınıza karşın, yine de tek sığınacağımız olan toplumsal sözleşmemizi (Anayasayı) anımsamanın yararı vardır.
09/07/1961 Günlü 1961 Günlü Anayasada “Ekonomik Hükümler” başlığı altında yer alan Madde 130; “Doğal Servet Kaynaklarının Aranması ve İşletilmesi”; Madde 131; “Ormanların ve Orman Köylüsünün Korunması,Ormanların Geliştirilmesi” madde başlıklarını; 09/11/1982 Günlü Anayasa’da,yine “Ekonomik Hükümler” başlığı altında yer alan Madde 168;“Tabii Servetlerin ve Kaynakların Aranması ve İşletilmesi”; Madde 169 “Ormanların Korunması ve Geliştirilmesi”; Madde 170; “Orman Köylüsünün Korunması” madde başlıklarını taşımaktadır.
- 1961 ANAYASASINDA ORMANLARIN VE ORMAN KÖYLÜSÜNÜN KORUNMASI, ORMANLARIN GELİŞTİRİLMESİ
Madde 131: Devlet, ormanların korunması ve ormanlık sahaların genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanları, kanuna göre Devletçe yönetilir ve işletilir. Devlet ormanlarının mülkiyeti, yönetimi ve işletilmesi özel kişilere devrolunamaz. Bu ormanlar, zamanaşımıyla mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez.
Ormanlar içinde veya hemen yakınında oturan halkın kalkındırılması ve ormanı koruma bakımından, ormanın gözetilmesinde ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliği yapmasını sağlayıcı tedbirler ve gereken hallerde başka yere yerleştirme kanunla düzenlenir.
Anayasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar bulunan topraklarla şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında orman sınırlarında hiçbir daraltma yapılamaz. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir ve bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz.
Ormanların tahrip edilmesine yol açan hiçbir siyasî propaganda yapılamaz.”
- 1982 ANAYASASINDA ORMANLARIN KORUNMASI VE GELİŞTİRİLMESİ
MADDE 169- Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasî propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.
Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında,orman sınırlarında daraltma yapılamaz.
- 1961 ANAYASASINDA ORMANLARIN VE ORMAN KÖYLÜSÜNÜN KORUNMASI, ORMANLARIN GELİŞTİRİLMESİ
Madde 131: Devlet, ormanların korunması ve ormanlık sahaların genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanları, kanuna göre Devletçe yönetilir ve işletilir. Devlet ormanlarının mülkiyeti, yönetimi ve işletilmesi özel kişilere devrolunamaz. Bu ormanlar, zamanaşımıyla mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez.
Ormanlar içinde veya hemen yakınında oturan halkın kalkındırılması ve ormanı koruma bakımından, ormanın gözetilmesinde ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliği yapmasını sağlayıcı tedbirler ve gereken hallerde başka yere yerleştirme kanunla düzenlenir.
Anayasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar bulunan topraklarla şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında orman sınırlarında hiçbir daraltma yapılamaz. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir ve bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz.
Ormanların tahrip edilmesine yol açan hiçbir siyasî propaganda yapılamaz.”
- 1982 ANAYASASINDA ORMAN KÖYLÜSÜNÜN KORUNMASI
MADDE 170- Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerle, 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir.
Devlet, bu halkın işletme araç ve gereçleriyle diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırıcı tedbirleri alır.
Orman içinden nakledilen köyler halkına ait araziler, Devlet ormanı olarak derhal ağaçlandırılır.
(Sürecek)
Not: 19/05/2026 Günlü yazımda,1961 Anayasası ile 1982 Anayasası arasında ki yaklaşım farklılıkları ile, Orman ve Orman Köylülerinin korunması görevinin yerine, getirilmemesini resmi bir belgeye dayalı olarak irdeleyeceğim.
