5 Mayıs 2026 günlü yazımı tamamlarken, 1961 ve 1982 Anayasalarında ormanların, doğal kaynakların ve orman köylülerinin korunması farklılıklar üzerinde duracağımı belirtmiştim. Her iki Anayasada da konumuz, ”Kısım”, ”Bölüm” ve “Madde” başlıkları bir önceki ile örtüşmektedir.”Dördüncü Kısım” altında yer alan İkinci Bölüm “Ekonomik Hükümler “alt başlığı altında yer almaktadır. 1961 ve 1982 Anayasalarında madde başlıkları da küçük farkla birbirinin benzeridir.1961 Anayasasında 130 ve 131nci maddelerde yer alan hükümler, 1982 Anayasasında 168,169 ve 170. inci maddelerde yer almaktadır. 1982 Anayasasında “Orman Köylüsünün Korunması”, bağımsız madde altında yer almaktadır.
Yürürlükteki 1982 Anayasası’nın “Orman ve Orman Köylüsünün Korunması” başlıklı maddelerini anımsayıp, uygulamada devletin güvenlik güçleri ile, maden ve kömür çıkarımı uğruna orman yıkımı ile orman köylüsünü toprağından, doğadan kopartılmasını izlediğimizde, Sinoplu Hemşerimiz Diyojen aklımıza gelmekte. Diyojen; güneşlenirken yanına gelip, bir dileği olup olmadığını soran Makedonya Kralı Büyük İskender’e “gölge etme başka ihsan istemem” yanıtı ile yaşamakta. Bizim Orman Köylülerimiz de Anayasanın 170 Maddesine sığınarak toprağını ve doğasını korumaya çalışırken, yanında olması gereken devlet güvenlik güçlerini bulunca Diyojen gibi, “bari 170nci Maddeyi kaldırın da bir de Anayasayı çiğneme suçunu işlemeyin“ diye haykırıyorlar.
Gelelim Devlet Kurumları arasındaki birbirini yadsıyan kararlarına. Bayramiç-Hacıbekir Köyü yakınında Cengiz Holding tarafından altın ve bakır madeni projesine yöre halkı karşı çıkmış ve suç duyurusunda bulunmuştu. İmzacılarından biri de bendim. Başvuru üzerine Bayramiç Cumhuriyet Başsavcılığı,2025/211 sayılı soruşturma açılmıştı. Savcılık; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden v Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPED) kurum ve şahıslar hakkında soruşturma izni için MAPEG’de başvuruda bulunur. Savcılık Maden Yasası’na aykırılıkları/eksiklikleri şu biçimde saptamıştır:
- Maden Yasası 7.Madde izinler (ÇED) Kararının bulunmaması,
- Mülkiyet İzinleri (Çalışma Ruhsatı) bulunmamasına karşın Şirkete Yasaya aykırı olarak maden işletme izninin verilmesi,
- Güvenlik önlemleri tamamlanmadan gerçekleştirilen, Yasaya aykırı ve tehlike gösteren çalışma ile ilgili gerekli denetimin yapılmıyor olması nedeniyle MAPEG’in görevini yerine getirmemesi, savsaklaması ve yaptığı usulsüz işlemlerdir.
Savcılığın bu başvurusu, suçlanan MAPEG, Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından 4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Yasa’nın arkasına saklanarak, Kurum (MAPEG) ve görevlileri hakkında 17.03.2025 günlü ve 2025/13426 sayı lı yazısı ile, SORUŞTURMA İZNİ VERMİYOR. Ve bana da bu karara on gün içinde yetkili yargı makamına itiraz edebileceğimi bildiriyor ve bu kararını ise bana 10.03.2026 günlü 2026181200 sayılı yazısı ile,,tam 375 gün sonrasındaki yazısı ile bildiriyor.
MAPEG, ulus adına görev yapan bir /yürütme organı/kamu kuruluşu. Savcılı, ise Türk Ulusu adına yargı erkini kullanan bir birim. Yasamayı da Yürütmeyi de denetlemek, gereğinde yargılamakla görevli bir organ. Ve ben, MAPEG’e,375 gün sonrasında elime geçen yanıtı üzerine,26.03.2026 günlü yanıt göndererek, Savcılığın suçlamaları üzerine bir inceleme yaptınız mı diye sordum. Halen yanıtlarını bekliyorum. Dilekçemi “Nedenleri ile şikâyet edilen MAPEG’in görevlerini yerine getirmemesi, savsaklama ve usulsüz işlemlerden hangisine, hangi gerekçe ile soruşturma izni vermediniz? Bunlarla ilgili bilgi sahibi olmaksızın, yargıya itiraz hakkımızı nasıl kullanabiliriz?
Yazımı sonlandırırken, iki umut veren gelişme oldu. Bunlardan ilki milletin anasına küfür edenin şirketinin altın ve bakır madeni arayışına yargı “dur” dedi. İkincisi ise, Akbelen Direnişi Yiğitlerinden Esra Işık’ın özgürlüğüne kavuşması oldu. Esra’yı 41 gün tutukluluğuna karar veren yargıç, durup düşünmeli ve Esra’nın da içinde yer aldığı Türk Ulusu adına görev yaptığını unutmamalı. Yürütme Erki Organları ile işbirliği içindeki girişimcilere karşı doğa ve ormanlara sahip çıkmak, korumak yöre halkına düşmektedir. Amasya Bildirgesi’nde olduğu gibi,”ulusun orman ve doğasını, börtü, böceği ulusun direnci ve kararı kurtaracaktır”.
Kurtuluş ve Kuruluşun ilk adımı olan 19 Mayıs’ın 107nci ve kurucularından olduğum ADD’nin 37nci yılını kutluyorum. Teşekkürler Atatürk ve Arkadaşlarına, Selam olsun Prof. Dr. Muammer Aksoy, Doç. Dr. Bahriye Üçok ve Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’ya”…
