Demokratik siyasi hayatın geçilmez unsurları olan siyasal partiler hakkında Anayasada 68 ve 69uncu maddeler bulunmaktadır. 68.inci madde siyasal partilerin kurulması ve üyeliği; 69.uncu madde ise, siyasi partilerin uyacakları kuralları belirlemektedir.
Önceden izin almadan kurulan siyasi partiler, Anayasa ve yasa hükümleri içerisinde çalışmalarını sürdürürler. Siyasal partilerin siyaset sahnesine çıkışlarında iki yazılı belge önem taşımaktadır. Bunlardan ilki “Parti Programı”, ikincisi de “Tüzük”dür.
Siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü ya da herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez. Siyasi partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye ödentilerin ve bağışların tabi olduğu esaslar yasa ile düzenlenir.
Siyasi partilerin uyacakları kurallar 69.uncu maddede yer almaktadır. Bunlar;
a) Siyasi partilerin uğraşları, parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur. Bu ilkelerin uygulanması yasa ile düzenlenir.
b) Siyasi partiler, ticari faaliyetlere girişemezler.
c) Siyasi partilerin gelir ve giderlerinin amaçlarına uygun olması gereklidir. Bu kuralın uygulanması yasa ile düzenlenir. Anayasa Mahkemesince siyasi partilerin mal edinimleri ile gelir ve giderlerinin yasaya uygunluğunun belirlenmesi, bu hususun denetim yöntemleri ve aykırılık halinde uygulanacak yaptırımlar yasada gösterilir. Anayasa Mahkemesi, bu denetim görevini yerine getirirken Sayıştay’dan yardım sağlar. Anayasa Mahkemesinin bu denetim sonunda vereceği kararlar kesindir.
d) Siyasi partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır.
e) Bir siyasi partinin tüzüğü ve programının 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı verilir.
f) Bir siyasi partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir.
g) (Ek cümle: 3/10/2001-4709/25 md.) Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları ya da Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca örtük ya da açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.
h) (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/25 md.) Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkralara göre temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasî partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir.
I) Temelli kapatılan bir parti bir başka ad altında kurulamaz.
Siyasal partilerin uymakla yükümlü oldukları kurallardan sonra, bu siyasal partilerin programları ile yurttaşa karşı yükümlülüklerini, ”temel haklarını ete-kemiğe büründürme ve özgürlüklerinin güvencesini oluşturma” olarak özetleyebiliriz. Siyasal partilerin varlık nedeni, devletin tarafı olduğu uluslararası ve uluslarüstü sözleşmeler, anayasa ve yasalarla güvence altına alınmış olan yurttaşın, “korkusuz yaşama hakkı” ile “mutlu yaşama hakkını” sağlamak, geliştirmektir. Bunoktada 10 Aralık 1948’de yayımlanmış “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”, 4 Kasım1950’de yayımlanmış ”İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme (Roma-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) ile “1982 T.C. Anayasası”nın “ İkinci Kısım Başlığı altında yer alan “Temel Haklar ve Ödevler”i anımsatmak isterim.
Yazımı, İkinci Dünya Paylaşım Savaşı’nın yıkımı altından kalkmaya çalışan insanlık dünyasının özlem ve dileklerini seslendiren, 10 Aralık 1948’Sözleşmesi’nin “Başlangıç”ının ilk paragrafı ile bitirmek istiyorum.:
“İnsanlık Ailesinin tüm üyelerinin niteliğindeki onuru ve eşit ve ayrılmaz haklarını tanımanın dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu…göz önüne alarak…”
1948’in üzerinden 77 yıl,1950’nin üzerinden 75 yıl geçti. Bu belgeler yerli yerinde duruyor. Altına atılan imza sahiplerinin çoğu aramızdan ayrılmış olmasına karşın, bu belgelerdeki düş varlığını koruyor. Aynı düş ülkemiz için de geçerli. Özgürlük, adalet ve barış, insanlık onuru, eşit ve ayrılmaz hakları istemi yükseliyor. Siyasal iktidarlar, bu çığlıkların sönümlenmesi yerine, çığlıkların daha da alevlenmesi modunda. 20 yüzyılın çılgını olan. Hitler, yerini 21nci yüzyılda Donald Trump almış gibi. Savunma Bakanlığı adını “Savaş Bakanlığı” olarak değiştirdi (sürecek)
