Sosyal Darwinizm, Charles Darwin’in evrim yasalarının, yalnız bitkiler ve hayvanlar alemi için değil insan toplulukları için de geçerli olabildiğini, hatta olması gerektiğini ileri süren bir görüştür. Charles Darwin’in kuramının genişletilerek sosyal alanda da uygulanmasını öngörür.
Bu kuram, canlılarda, bitki ve hayvan sınıfında biyolojik evrimsel değişiklik gibi, sosyal alanda bireyler, gruplar veya uluslararasında sosyal evrim oluşturabileceği kuramıdır.
Daha geniş tarifi ile Sosyal Darwinizm, Charles Darwin’in evrim kuralındaki “Ortama uyum sağlamakta güçlük çeken zayıf canlılar zaman içerisinde yerlerini, ortama daha kolay uyum sağlayan güçlü canlılara bırakır” tezinin, bazı düşünürler tarafından sosyolojide kullanılmasıyla ortaya çıkmıştır.
Sosyal Darwinizm’i ilk geliştirenler Herbert Spencer, Thomas Malthus ve diğer bazı düşünürler olmuştur. Malthus’un “Nüfus Teorisi” ve Spencer’in “en güçlü olanın ayakta kalması” düşüncesi bu kurama esas oluşturmuştur. Bu kavram, bireysel organizmalar arasındaki rekabette çevreye en uygun olanın varlığını devam ettirmesi gibi bireyler, toplumlar ve uluslararası rekabette de varoluş mücadelesini kazananın hayatta kaldığı sosyal bir evrim sürecini ifade eder. Sosyal Darwinizm, yaşamak için mücadele düşüncesinin toplumsal hayata yansıtılmasıdır. Bu teori, ekonomik alanda laissez-faire anlayışı için; toplumsal ve siyasi alanda ise ırkçı ve emperyalist düşüncelere dayanak oluşturmak için kullanılmıştır.
Konu düşünürler arasında pek çok tartışmalara sebep olmuştur. Örneğin Sosyal Darwinizm, Charles Darwin'in evrim kuramının oluşturulmasında belirttiği "Ortama uyum sağlamakta güçlük çeken zayıf canlılar zaman içinde yerlerini, ortama daha kolay ayak uydurabilen daha güçlü canlılara bırakırlar" görüşünün, bazı düşünürler tarafından Sosyoloji'de bir veri olarak alınmasıyla doğmuştur. Bu gerçekten yola çıkan bazı insanlar kendi toplumları düzeyinde “güçlünün hakkı” görüşünü ele alarak faşizm, ırkçılık, milliyetçilik, sosyal Darwinizm gibi siyasi ideolojilere, araç olarak kullanmışlardır. Aynı fikirden yola çıkan bazı diğer insanlar, bunu ekonomik ilişkilere de uyarlayarak kapitalizmin bazı alt başlıklarında olduğu gibi ezen-ezilen grupları makul ve normal gören fikirleri desteklemek için kullanmışlardır. Ancak en basitinden, burada gözden kaçan durum, Evrim Teorisi'nin "en güçlünün hayatta kalması" değil; "en uyumlunun, değişime en açık olanın hayatta kalması" olduğu gerçeğidir.
Evrim teorisi ve Sosyal Darwinizm konusundaki tartışmalarda en belirleyici görüş kuramın kötülüğüdür. Buna göre, Sosyal Darwinizm, bireyler arasında rekabete vurgu yapar. Bireysel rekabeti savunduğu için kötü bir şeydir. Çünkü Darwin teorisi Sosyal Darwinistler tarafından yanlış yorumlanmaktadır. Ayrıca teori az çok biyolojik alandaki var olma mücadelesinin sosyal düzene yansıtılmasını temel alan bir ideolojidir. Sosyal Darwinizm gruplar hatta ırklar arasında rekabeti savunmaktadır. Kuram, savaşları, güçlünün yaşamasını hatta ırkçılığı bile ima etmektedir.
Öte yandan Sosyal Darwinizm toplumda rekabeti savunduğu için etik olarak kınanmalı ayrıca sosyal düzen için yıkıcı bir teori olduğu kabul edilmelidir.
Tarih boyunca insanoğlu, eşitsizlik, etnik veya ırksal ayrımcılık, haksız rekabet, güçlünün haklı görülmesi ve zayıf olanı ezmesi, sömürü anlayışı ve benzer birçok deneyim yaşamıştır. Tarihsel gelişim içinde 19. yy sonlarına doğru ortaya çıkan Sosyal Darwinizm, en güçlü ve en uygunun hayatta kaldığını savunan bir ideoloji olmuştur. Fikrin destekçileri, bunun ilerlemek için gerekli olduğunu savunurken, karşıt düşüncedeki kişiler, herkes için özgürlük ve adalet vurgusu ile bu düşünceye karşı çıkmışlardır.
Tarih boyunca süren eşitsizlik, etnik veya ırksal ayrımcılık, haksız rekabet, güçlünün haklı görülmesi ve zayıf olanın ezmesi, sömürü anlayışı bugün de aynen hatta daha acımasız bir şekilde devam etmektedir.
“Sosyal Darwinist” düşünceleri kendi dengesiz beyinleri ile yorumlayarak, acımasız ve insafsız bir biçimde davranışlarını sürdürenler bugün Ukrayna’da, Ortadoğu’da, Gazze’de akıllarına neresi eserse orada insanlığı kana boğmaya çalışmaktadırlar.
Ülkemiz dahil tüm dünyayı cenderesine alan “Sosyalist Darwinist” kuramın yanlış ve sapkın yorumu, sadece siyasi ideolojilerde, siyasi yönetimlerde, ekonomi yönetimlerinde kalmayıp, dinsel inanç sistemlerinde daha bariz bir biçimde ortaya çıkmıştır. Bu inanç sapkınlıkları maalesef dünyada siyasete ve ekonomiye yön veren sözüm ona medeni ülkelerin yöneticilerinde (ABD gibi) iyice ortaya çıkmıştır.
“Sosyal Darwinist” kuramının yanlış ve sapkın yorumu ile, Sykes-Picot’tan, Trump’ın eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın “Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırları değişmeli” sözünden bu yana Ortadoğu durulmadı, sınırları tam anlamıyla belirlenemedi.
