Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
Köşe Yazarı
Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
 

“Bu Yazıyı Okuyan Kişiye Not”

Bu satırlar sana yazıldı. Evet, şu an okuyan sana. İsmin önemli değil. Yaşın, mesleğin, durduğun yer de. Çünkü bu not, bir kişiye değil; bir duruma bırakıldı. Muhtemelen “alışmadım” diyorsun. Ama hayatına baktığında, eskiden seni rahatsız eden pek çok şeyle yan yana yaşamayı öğrendiğini fark ediyorsun. Yüksek seslere, düşük cümlelere, yarım adaletlere, geçiştirilen acılara. Sürekli tetikte olmaya, sürekli güçlü görünmeye, sürekli idare etmeye. Bu alışma hâli bir anda olmadı. İnsan zihni, baş edemediği şeyleri zamanla daha az hissetmeye başlar. Psikolojide buna korunma denir. Toplumlarda ise bunun adı normalleşmedir. Yani can acır ama tepki azalır. Bu, acının bittiği anlamına gelmez; sadece taşınabilir hâle geldiğini gösterir. “Ben farkındayım” diyorsun belki. Evet, farkındasın. Ama farkında olmak her zaman harekete geçmek demek değildir. Bazen insan sadece yorulur. Bazen ses çıkarmamak, ayakta kalmanın en kolay yolu gibi gelir. İşte tam burada alışmak devreye girer. Bir uyum becerisi gibi görünür. Oysa çoğu zaman bu, öğrenilmiş bir çaresizliktir. Değişmeyeceğine inanılan şeylerle kavga etmeyi bırakma hâlidir. Önce şaşırırsın. Sonra konuşursun. Bir süre tartışırsın. Sonra susarsın. En sonunda da “ne yapalım” dersin. Bu cümle söylendiği anda mesele bireysel olmaktan çıkar. Çünkü herkes sustuğunda, susmak güvenli görünür. Herkes alıştığında, alışmayan tuhaf sayılır. Toplumsal refleksler böyle körelir; gürültüyle değil, sessizlikle. Bir süre sonra bazı şeyler artık rahatsız etmez. Haber değeri taşımaz. “Abartılacak bir şey değil” denir. Oysa normal olan her şey masum değildir. Bu not, seni suçlamak için yazılmadı. Kimseye parmak sallamıyor. Sadece şunu hatırlatmak için burada: Bir toplum her şeye alışıyorsa, artık hiçbir şeye itiraz etmiyordur. İtiraz etmeyen toplumlar değişmez; yalnızca içten içe yorulur. Bu yazıyı okuyan kişi, eğer içinde küçük de olsa bir rahatsızlık hissettiysen, bil ki o hâlâ canlı olan yerindir. Bu yazı bir nottu… Sana, bana, bize bırakıldı. Burada bitiyor. Bundan sonrası, neye alışacağımızı ve neye alışmayacağımızı seçme meselesi sevgili okur…
Ekleme Tarihi: 13 Mart 2026 -Cuma

“Bu Yazıyı Okuyan Kişiye Not”

Bu satırlar sana yazıldı.

Evet, şu an okuyan sana.
İsmin önemli değil. Yaşın, mesleğin, durduğun yer de.
Çünkü bu not, bir kişiye değil; bir duruma bırakıldı.

Muhtemelen “alışmadım” diyorsun.
Ama hayatına baktığında, eskiden seni rahatsız eden pek çok şeyle yan yana yaşamayı öğrendiğini fark ediyorsun. Yüksek seslere, düşük cümlelere, yarım adaletlere, geçiştirilen acılara. Sürekli tetikte olmaya, sürekli güçlü görünmeye, sürekli idare etmeye.

Bu alışma hâli bir anda olmadı.
İnsan zihni, baş edemediği şeyleri zamanla daha az hissetmeye başlar. Psikolojide buna korunma denir. Toplumlarda ise bunun adı normalleşmedir. Yani can acır ama tepki azalır. Bu, acının bittiği anlamına gelmez; sadece taşınabilir hâle geldiğini gösterir.

“Ben farkındayım” diyorsun belki.
Evet, farkındasın.
Ama farkında olmak her zaman harekete geçmek demek değildir.
Bazen insan sadece yorulur.
Bazen ses çıkarmamak, ayakta kalmanın en kolay yolu gibi gelir.

İşte tam burada alışmak devreye girer.
Bir uyum becerisi gibi görünür.
Oysa çoğu zaman bu, öğrenilmiş bir çaresizliktir.
Değişmeyeceğine inanılan şeylerle kavga etmeyi bırakma hâlidir.

Önce şaşırırsın.
Sonra konuşursun.
Bir süre tartışırsın.
Sonra susarsın.
En sonunda da “ne yapalım” dersin.

Bu cümle söylendiği anda mesele bireysel olmaktan çıkar.
Çünkü herkes sustuğunda, susmak güvenli görünür.
Herkes alıştığında, alışmayan tuhaf sayılır.
Toplumsal refleksler böyle körelir; gürültüyle değil, sessizlikle.

Bir süre sonra bazı şeyler artık rahatsız etmez.
Haber değeri taşımaz.
“Abartılacak bir şey değil” denir.
Oysa normal olan her şey masum değildir.

Bu not, seni suçlamak için yazılmadı.
Kimseye parmak sallamıyor.
Sadece şunu hatırlatmak için burada:

Bir toplum her şeye alışıyorsa, artık hiçbir şeye itiraz etmiyordur.
İtiraz etmeyen toplumlar değişmez; yalnızca içten içe yorulur.

Bu yazıyı okuyan kişi, eğer içinde küçük de olsa bir rahatsızlık hissettiysen, bil ki o hâlâ canlı olan yerindir.

Bu yazı bir nottu… Sana, bana, bize bırakıldı. Burada bitiyor.

Bundan sonrası, neye alışacağımızı ve neye alışmayacağımızı seçme meselesi sevgili okur…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (4)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Başkanım
(13.03.2026 10:07 - #5209)
Tebrikler güzel temas oldu
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Batu
(13.03.2026 10:46 - #5210)
Yüreğinize sağlıkk
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
...okur
(13.03.2026 17:14 - #5212)
Tebrik ederim
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Mustafa GÜNSAL
(13.03.2026 20:44 - #5213)
Bir toplum her şeye alışıyorsa, artık hiçbir şeye itiraz etmiyordur. İtiraz etmeyen toplumlar değişmez; yalnızca içten içe yorulur. Süper
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.