Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
Köşe Yazarı
Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
 

“Bir Derdim Var”

“Bir derdim var. Artık tutamam içimde.” Bu cümle bir insanın değil, bir ülkenin cümlesi olabilir mi? Öyle büyük bir gürültünün içinde yaşıyoruz ki, kimse kimseyi duymuyor. Herkes konuşuyor, ama kimse dinlemiyor. Herkes haklı, ama kimse adil değil. “Gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar?” Bugünün gençleri bu soruyu soruyor. Yurt dışına gidenler bavul taşımıyor sadece; umutlarını da taşıyor. Kalanlar ise sabırla direniyor. Bir taraf “kaçış” diyor, bir taraf “mücadele”. Ama ikisinin de ortak cümlesi şu: Bir derdim var. Bu dert; geçim sıkıntısı kadar somut, adalet arayışı kadar derin. Bu dert; görünmez yorgunluklar, bastırılmış öfkeler, ertelenmiş hayaller. En tehlikelisi ne biliyor musunuz? Derdin normalleşmesi. İnsan her şeye alışıyor. Fiyat artışına da, liyakatsizliğe de, umutsuzluğa da… Alışmak konforlu bir uyuşturucu… Çünkü sorgulamak yoruyor. Ama uyuşan bir toplum, zamanla hissetme yetisini kaybeder. Şarkıdaki o isyan boşuna değil. “Hiç anlatamadım, hiç anlamadılar” cümlesi bireysel bir kırgınlık değil; kolektif bir yalnızlık. Toplum olarak birbirimizi gerçekten dinliyor muyuz? Yoksa sadece kendi tarafımızın sesini mi yükseltiyoruz? Bir derdimiz var. Ama belki de en büyük derdimiz, birbirimizi düşman görmeye başlamamız. Farklı düşüneni iten, farklı yaşayanı yabancı kılan, farklı hissedeni zayıf ilan ettiğimiz bir yerde; ortak bir gelecek nasıl kurulur? Dert; kavga sebebi değil, yüzleşme vesilesi olmalı. Çünkü dert konuşulursa iyileşir. Bastırılırsa büyür. Bu toplumun gençleri daha özgür olmak istiyor. Kadınları daha güvende yaşamak istiyor. Emeklileri daha onurlu bir hayat sürmek istiyor. Çocukları daha umutlu büyümek istiyor. Bu istekler “lüks” değil. Bunlar bir toplumun asgari hayalleri. Bir derdimiz var evet. Ama hâlâ bir umudumuz da var. Çünkü dert; hâlâ hissedebildiğimizi gösterir. Ve bunu hisseden bir toplum, tamamen kaybetmemiştir. Sorulması gereken soru şu: Bu dert bizi ayrıştıracak mı, yoksa birbirimize yaklaştıracak mı? Karar bizim.
Ekleme Tarihi: 27 Şubat 2026 -Cuma

“Bir Derdim Var”

“Bir derdim var.

Artık tutamam içimde.”

Bu cümle bir insanın değil, bir ülkenin cümlesi olabilir mi?

Öyle büyük bir gürültünün içinde yaşıyoruz ki, kimse kimseyi duymuyor. Herkes konuşuyor, ama kimse dinlemiyor. Herkes haklı, ama kimse adil değil.

“Gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar?”

Bugünün gençleri bu soruyu soruyor. Yurt dışına gidenler bavul taşımıyor sadece; umutlarını da taşıyor. Kalanlar ise sabırla direniyor. Bir taraf “kaçış” diyor, bir taraf “mücadele”. Ama ikisinin de ortak cümlesi şu: Bir derdim var.

Bu dert; geçim sıkıntısı kadar somut, adalet arayışı kadar derin.
Bu dert; görünmez yorgunluklar, bastırılmış öfkeler, ertelenmiş hayaller.

En tehlikelisi ne biliyor musunuz?
Derdin normalleşmesi.

İnsan her şeye alışıyor. Fiyat artışına da, liyakatsizliğe de, umutsuzluğa da… Alışmak konforlu bir uyuşturucu… Çünkü sorgulamak yoruyor. Ama uyuşan bir toplum, zamanla hissetme yetisini kaybeder.

Şarkıdaki o isyan boşuna değil.
“Hiç anlatamadım, hiç anlamadılar” cümlesi bireysel bir kırgınlık değil; kolektif bir yalnızlık.

Toplum olarak birbirimizi gerçekten dinliyor muyuz?
Yoksa sadece kendi tarafımızın sesini mi yükseltiyoruz?

Bir derdimiz var.
Ama belki de en büyük derdimiz, birbirimizi düşman görmeye başlamamız.

Farklı düşüneni iten, farklı yaşayanı yabancı kılan, farklı hissedeni zayıf ilan ettiğimiz bir yerde; ortak bir gelecek nasıl kurulur?

Dert; kavga sebebi değil, yüzleşme vesilesi olmalı.
Çünkü dert konuşulursa iyileşir. Bastırılırsa büyür.

Bu toplumun gençleri daha özgür olmak istiyor. Kadınları daha güvende yaşamak istiyor. Emeklileri daha onurlu bir hayat sürmek istiyor. Çocukları daha umutlu büyümek istiyor.

Bu istekler “lüks” değil. Bunlar bir toplumun asgari hayalleri.

Bir derdimiz var evet. Ama hâlâ bir umudumuz da var.

Çünkü dert; hâlâ hissedebildiğimizi gösterir.

Ve bunu hisseden bir toplum, tamamen kaybetmemiştir.

Sorulması gereken soru şu:
Bu dert bizi ayrıştıracak mı, yoksa birbirimize yaklaştıracak mı?

Karar bizim.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.