Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
Köşe Yazarı
Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
 

“Sessizlik: Bir Cevap mı, Bir Davet mi?”

Bir videoda karşıma çıktı. Kısa, sade… ama insanın içine yerleşen cümlelerdi: “Tanrı’ya sordum…Yardım isterken neden sessiz kalıyorsun?” “Ve cevap verdi…” “Çünkü öğretmen sınav sırasında her zaman sessizdir.” Elbette böyle bir konuşma birebir yaşanmadı. Bu bir hikâye… bir metafor. Ama bazı metaforlar vardır ki, gerçeğin kendisinden daha çok şey anlatır. Çünkü insan, yaşadığı her şeyi açıklayamaz. Ama anlamlandırmak ister. İşte bu söz de tam olarak bunu yapıyor. Bize şunu hatırlatıyor; Hiçbir şey bütünüyle boşuna yaşanmıyor. Hayatın içindeki suskunluklar, cevapsız kalan sorular, geciken kapılar… Belki hepsi bir boşluk gibi geliyor. Ama inanç dediğimiz şey tam da burada başlıyor: Görmediğine rağmen güvenebilmek. Cevap alamadığında da yolda kalabilmek. Çünkü insan, sadece cevaplarla değil… bekleyişlerle de olgunlaşır. Ama burada durup kendimize dürüst bir soru sormamız gerekiyor: Gerçekten her sessizlik bir sınav mı? Yoksa biz, dayanamadığımız o belirsizliği “Bu da bir sınav” diyerek yumuşatıyor muyuz? Çünkü insanın en büyük korkusu acı değil… anlamsızlıktır. Bir şeyin neden olduğunu bilmemek, birinin neden sustuğunu anlayamamak, bir duanın neden karşılık bulmadığını hissedememek… İşte o boşluk, insanın içine sessizce yerleşir. Ve biz o boşluğu doldurmak isteriz: Bir cümleyle, bir inançla, bir umutla… Belki de bu yüzden bu söz bu kadar içimize dokunuyor. Çünkü hem teselli veriyor hem de sorumluluk yüklüyor. Evet… Öğretmen sınav sırasında sessiz olabilir. Ama bu sessizlik bir terk ediliş değildir. Bir yokluk değildir. Bazen bir duruştur. Bazen bir bekleyiştir. Bazen de insanın kendi iç sesini duyması için açılmış bir alandır. Ve belki de en zor olan şudur: Hiçbir ses yokken bile yolda kalabilmek. Hiçbir işaret yokken bile inanmaya devam edebilmek. Çünkü bazı cevaplar dışarıdan gelmez. İnsanın içinde olgunlaşır. Sessizlik her zaman bir mesaj değildir. Ama çoğu zaman bir davettir. Kendine dönmen için. Kendi sesini duyman için. Kendi anlamını kurman için. Ve belki de hayatın en derin öğretisi şudur: Her şey sana anlatılmaz. Ama her şey sana bir şey öğretir.
Ekleme Tarihi: 10 Nisan 2026 -Cuma

“Sessizlik: Bir Cevap mı, Bir Davet mi?”

Bir videoda karşıma çıktı.

Kısa, sade… ama insanın içine yerleşen cümlelerdi:

“Tanrı’ya sordum…Yardım isterken neden sessiz kalıyorsun?”
“Ve cevap verdi…”
“Çünkü öğretmen sınav sırasında her zaman sessizdir.”

Elbette böyle bir konuşma birebir yaşanmadı.
Bu bir hikâye… bir metafor.

Ama bazı metaforlar vardır ki, gerçeğin kendisinden daha çok şey anlatır.

Çünkü insan, yaşadığı her şeyi açıklayamaz.
Ama anlamlandırmak ister.

İşte bu söz de tam olarak bunu yapıyor.
Bize şunu hatırlatıyor; Hiçbir şey bütünüyle boşuna yaşanmıyor.

Hayatın içindeki suskunluklar, cevapsız kalan sorular, geciken kapılar…

Belki hepsi bir boşluk gibi geliyor.
Ama inanç dediğimiz şey tam da burada başlıyor:

Görmediğine rağmen güvenebilmek.
Cevap alamadığında da yolda kalabilmek.

Çünkü insan, sadece cevaplarla değil… bekleyişlerle de olgunlaşır.

Ama burada durup kendimize dürüst bir soru sormamız gerekiyor:

Gerçekten her sessizlik bir sınav mı?

Yoksa biz, dayanamadığımız o belirsizliği “Bu da bir sınav” diyerek yumuşatıyor muyuz?

Çünkü insanın en büyük korkusu acı değil… anlamsızlıktır.

Bir şeyin neden olduğunu bilmemek, birinin neden sustuğunu anlayamamak, bir duanın neden karşılık bulmadığını hissedememek…

İşte o boşluk, insanın içine sessizce yerleşir.

Ve biz o boşluğu doldurmak isteriz: Bir cümleyle, bir inançla, bir umutla…

Belki de bu yüzden bu söz bu kadar içimize dokunuyor.

Çünkü hem teselli veriyor hem de sorumluluk yüklüyor.

Evet…
Öğretmen sınav sırasında sessiz olabilir.

Ama bu sessizlik bir terk ediliş değildir. Bir yokluk değildir.

Bazen bir duruştur.
Bazen bir bekleyiştir.
Bazen de insanın kendi iç sesini duyması için açılmış bir alandır.

Ve belki de en zor olan şudur:

Hiçbir ses yokken bile yolda kalabilmek.
Hiçbir işaret yokken bile inanmaya devam edebilmek.

Çünkü bazı cevaplar dışarıdan gelmez.
İnsanın içinde olgunlaşır.

Sessizlik her zaman bir mesaj değildir.
Ama çoğu zaman bir davettir.

Kendine dönmen için.
Kendi sesini duyman için.
Kendi anlamını kurman için.

Ve belki de hayatın en derin öğretisi şudur:

Her şey sana anlatılmaz.
Ama her şey sana bir şey öğretir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.