Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
Köşe Yazarı
Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
 

“Bir Çocuğu Kim Büyütür?”

Maraş’ta… Urfa’da…bir şey oldu. Ama biz hâlâ “olay” diyoruz. Sanki gökten düştü. Sanki bir sabah ansızın belirdi. Hayır. Hiçbir şey bir anda olmaz. Bir çocuk bir günde sertleşmez. Bir bakış bir anda bu kadar karanlıklaşmaz. İnsan, bir sabah uyanıp “kötü” olmaz. İnsan… yavaş yavaş olur. Duyduğu her sözle, gördüğü her davranışla, maruz kaldığı her sessizlikle… Ve bazen en çok da söylenmeyenlerle. Çünkü bir çocuk, sadece öğretileni değil, hissedileni büyütür içinde. Bir evde sevgi eksikse…çocuk bunu cümlelerle değil, boşluklarla öğrenir. Bir evde öfke fazlaysa…çocuk bunu bağırışlardan değil, suskunlukların ağırlığından taşır. Sonra bir gün…bizim “şok” dediğimiz şey olur. Oysa o, uzun zamandır geliyordur. Peki biz ne yaptık? Bir çocuğun eline çanta verip okula göndermekle rahatladık.  “Görev tamam” dedik. Ama kimse sormadı: O çantanın içine ne koyduk? Sadece defter mi? Yoksa korkularımızı da mı? Kalem mi? Yoksa öfkemizi de mi? Biz çocuklara matematik öğrettik belki… ama merhameti kim öğretti? Tarih anlattık… ama vicdanı kim anlattı? Başarıyı konuştuk… ama iyi olmayı ne kadar konuştuk? Çünkü eğitim dediğimiz şey, sadece bilgi değildir. Eğitim, bir insanın kim olacağına dair verilen en sessiz karardır. Ve biz bu kararı her gün yeniden veriyoruz. Evde…okulda…sokakta…ekranda… Bir çocuğun önünde nasıl konuşuyorsak öyle konuşmayı öğreniyor. Bir çocuğun yanında nasıl tepki veriyorsak, o öyle hissetmeyi öğreniyor. Biz ne gösterdik? Sabırsızlığı…tahammülsüzlüğü…hızlı yargılamayı…öfkeyi… Ve en tehlikelisini: duyarsızlığı. Çünkü insanı insan yapan şey sadece aklı değil… kalbidir. Ama biz kalbi ihmal ettik. Sonra dönüp sorduk: “Bu çocuklar neden böyle?” Ve kabul etmek zor ama gerçek şu: Bir çocuk, ailesinden bağımsız değildir. Bir çocuk, toplumdan kopuk değildir. Bir çocuk, gördüğünün aynasıdır. Biz neysek… o da bir gün o olur. Ama mesele sadece yaptıklarımız değil. Mesele… yapmadıklarımız. Dinlemediğimiz anlar… “Abartıyorsun” deyip susturduğumuz duygular…Görmezden geldiğimiz yanlışlar… “Bana ne” dediğimiz anlar…Hepsi birikir. Bir çocuk bazen sevgisizlikten değil, anlaşılmamaktan kırılır. Ve kırılan her şey, bir gün ya içine döner… ya dışarı taşar. Bugün yaşananlar bir sonuç, bir başlangıç değil. Çünkü çocuk büyümez sadece…ona verdiğimiz her şey büyür. Bir söz büyür. Bir tavır büyür. Bir ihmal büyür. Ve bir gün…karşımıza çıkar. Adı değişir, şehir değişir…ama hikâye aynı kalır. Şimdi dürüst olalım. Bir an durup gerçekten bakalım: Biz çocuk yetiştiriyor muyuz…yoksa sadece büyümelerine mi izin veriyoruz? Çünkü büyümek kolaydır. Ama insan olmak… öğretilir. Ve biz, en temel şeyi unutmuş olabiliriz: Bir çocuğun kalbine ne ekersek, yarın toplumda onu biçeriz.
Ekleme Tarihi: 17 Nisan 2026 -Cuma

“Bir Çocuğu Kim Büyütür?”

Maraş’ta… Urfa’da…bir şey oldu.

Ama biz hâlâ “olay” diyoruz. Sanki gökten düştü. Sanki bir sabah ansızın belirdi.

Hayır.
Hiçbir şey bir anda olmaz.

Bir çocuk bir günde sertleşmez.
Bir bakış bir anda bu kadar karanlıklaşmaz.
İnsan, bir sabah uyanıp “kötü” olmaz.
İnsan… yavaş yavaş olur.

Duyduğu her sözle, gördüğü her davranışla, maruz kaldığı her sessizlikle… Ve bazen en çok da söylenmeyenlerle. Çünkü bir çocuk, sadece öğretileni değil, hissedileni büyütür içinde. Bir evde sevgi eksikse…çocuk bunu cümlelerle değil, boşluklarla öğrenir. Bir evde öfke fazlaysa…çocuk bunu bağırışlardan değil, suskunlukların ağırlığından taşır.

Sonra bir gün…bizim “şok” dediğimiz şey olur.

Oysa o, uzun zamandır geliyordur. Peki biz ne yaptık?

Bir çocuğun eline çanta verip okula göndermekle rahatladık.  “Görev tamam” dedik.
Ama kimse sormadı: O çantanın içine ne koyduk?

Sadece defter mi?
Yoksa korkularımızı da mı?

Kalem mi?
Yoksa öfkemizi de mi?

Biz çocuklara matematik öğrettik belki… ama merhameti kim öğretti?

Tarih anlattık… ama vicdanı kim anlattı?

Başarıyı konuştuk… ama iyi olmayı ne kadar konuştuk?

Çünkü eğitim dediğimiz şey, sadece bilgi değildir.

Eğitim, bir insanın kim olacağına dair verilen en sessiz karardır.

Ve biz bu kararı her gün yeniden veriyoruz.

Evde…okulda…sokakta…ekranda…

Bir çocuğun önünde nasıl konuşuyorsak öyle konuşmayı öğreniyor.

Bir çocuğun yanında nasıl tepki veriyorsak, o öyle hissetmeyi öğreniyor.

Biz ne gösterdik?

Sabırsızlığı…tahammülsüzlüğü…hızlı yargılamayı…öfkeyi…

Ve en tehlikelisini: duyarsızlığı.

Çünkü insanı insan yapan şey sadece aklı değil… kalbidir. Ama biz kalbi ihmal ettik.

Sonra dönüp sorduk: “Bu çocuklar neden böyle?”

Ve kabul etmek zor ama gerçek şu:
Bir çocuk, ailesinden bağımsız değildir.
Bir çocuk, toplumdan kopuk değildir.
Bir çocuk, gördüğünün aynasıdır.

Biz neysek… o da bir gün o olur. Ama mesele sadece yaptıklarımız değil.

Mesele… yapmadıklarımız.

Dinlemediğimiz anlar…
“Abartıyorsun” deyip susturduğumuz duygular…Görmezden geldiğimiz yanlışlar…
“Bana ne” dediğimiz anlar…Hepsi birikir.

Bir çocuk bazen sevgisizlikten değil, anlaşılmamaktan kırılır.

Ve kırılan her şey, bir gün ya içine döner… ya dışarı taşar.

Bugün yaşananlar bir sonuç, bir başlangıç değil.

Çünkü çocuk büyümez sadece…ona verdiğimiz her şey büyür.

Bir söz büyür.
Bir tavır büyür.
Bir ihmal büyür.

Ve bir gün…karşımıza çıkar.

Adı değişir, şehir değişir…ama hikâye aynı kalır.

Şimdi dürüst olalım.

Bir an durup gerçekten bakalım:

Biz çocuk yetiştiriyor muyuz…yoksa sadece büyümelerine mi izin veriyoruz?

Çünkü büyümek kolaydır. Ama insan olmak… öğretilir.

Ve biz, en temel şeyi unutmuş olabiliriz:

Bir çocuğun kalbine ne ekersek, yarın toplumda onu biçeriz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (3)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Ferda
(17.04.2026 12:07 - #5400)
Kaleminize sağlık hocam çok doğru tespitler
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
okur..
(17.04.2026 14:00 - #5401)
o kadar doğru ki...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
...
(17.04.2026 21:17 - #5405)
Yine muhteşem bir yazı
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.