Şu anda kalın!
Tam da bu yazıyı okuduğunuz anda!
Ne kadar önemlidir ki yaşadığımız anın kıymetini bilmek.
Kıymet bilinen anlar değil midir ki bizim en güzel hatıralar diye bahsettiğimiz?
Bazen öyle zamanlar olur ki geçmişin keşkesi, geleceğin kaygısı sarar dört bir tarafımızı...
İşte o zaman boğulur gibi olur geçmiş gelecek arasında mekik dokur dururuz.
Düne üzülüp, yarını özlerken ömrümüzün bütün "şu an"larını kaçırırız.
Hani çok güzel bir söz vardır: "bugün o kadar önemlidir ki, çünkü bugün geri kalan ömrümüzün ilk günüdür."
Hiç böyle bakmış mıydınız hayata?
Bugün, şu an, şu saniye geri kalan ömrümüzden tüketiyor.
Bu süreleri ne kadar verimli geçirebilirsek, yarınları keşke ile anmayız, yarınları da aynı güzellikle geçireceğimizi bileceğimiz için yarınları da kaygı ile beklemeyiz.
Belli bir standardı vardır yaşamanın elbette ve evet para da kıymetlidir.
Bir çoğumuz belki de hayatı neşeli, dolu dolu yaşamının en büyük kaynağı olarak görür parayı.
Rahmetli İlber Ortaylı bu durum için şu yorumu yapmıştır: "İnsan için en önemli şey zamandır, para çok sonra gelir."
Belki birçok kişinin ulaşmadığı yerlere ulaşan, kimselerin gezmediği mekanları gezen, çoğu kişinin okumadığı kitapları okuyan bir kişi söylemiş bunu...
Bu kadar emeğe ve daha fazlasına yetecek parası varken hâlâ daha zaman yetmemiş ona.
Çünkü hayatını dolu dolu yaşamış, ilmek ilmek örmüş birisi o.
Sizce de zamanını çok iyi değerlendirmemiş mi?
Ve benim ilgi alanıma gelecek olursak insan aşık olunca bile o anda kalır. O ilk bakış, ilk konuşma, ilk heyecan hiç unutulmaz. Unutulmamalı da zaten...
Ki gözler bir daha ne o andaki gibi bakar, ne o andaki gibi görür.
Hayatımızın aşkına buradan hep beraber seslenelim: " Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın" (Orhan Veli Kanık)
Kötü anlar geçmek bilmezken, güzel anlar bir çırpıda bitmiş gibi gelir insana.
Tehlike, tehdit gibi anlarda beyin her detayı kaydettiği için yorucu bir eylemden çıkmış gibi hisseder kendini.
Sıkıcı, bunaltıcı ya da beklemek zorunda kaldığımız bir anda ise beyin zaman çizelgesini takip ettiği için bu anlar insana geçmek bilmez, sıkıcı gelir.
Çok mutlu, eğlenceli anlar, sevdiklerimizle geçirdiğimiz dakikalarda ise beyin, kendini relax moduna aldığı için tetikte hissetmez kayıtlarını bir blok halinde hafızaya kaydeder.
İşte insanoğlu hatırına gelip, dönüp o anlara baktığında o anlar insanlara çok kısa gelir.
Sonra da aynı insan oğlu der ki: "hangi ara geçtin ömrümden çocukluğum hiç farketmedim."
