Bir şiirimin mısrası hatırıma düştü, tamamı değildi, yarısı… Aynı benim yarım kalmışlıklarım gibi…
Unutmuştum artık, kurmuyordum hayalini
Sen de söz vermiştin ya, çalmayacaktın kalbimin kapısını hani
Olmadı, olmadım bak, bak yine bitmedi
Oysa dün gece bir yıldızın gözlerinde gördüm seni
Aşka dair bütün sözleri söyledim diye düşünüyordum. Yine yeni yıla girerken. O kadar da umutsuzdum ki, sonuçta yarın, dünün aynısı olacaktı. Oysa kitapları bile yarı bırakamayan ben, şiirlerimi yarı bırakmıştım. Artık şiir yazmıyordum. Yıl 2022…
Aşk defteri kapanınca benim için şiir defteri de kapanmıştı. İyi bir şair olduğumu iddia edemezdim belki ama benim gibi bir şairi bile hak etmemişti bu dünya.
Artık 2022’nin son çeyreğine gelmiştik. Ne kadar da haklıydım bugün dünün aynısı, bu hafta geçen haftanın aynısı, bu ay geçen ayın aynısı, bu yıl geçen yılın aynısıydı. Ta ki 12 Eylül 2022’ye kadar…
Üzerinde ne olduğunu hatırlamam belki ama iki kaşının ortasındaki çizgiye “sıratım” dedirtti bana. O an ağzımdan şu mısralar döküldü:
Sesini sevdim huzur veren
Ya yüzün beni benden eden
Kaşlarını çatardın ya hani,
Ortasında bir çizgi,
Sanki sıratım.
Emin ol sevgili,
Çok tatlı senin suratın.
Bu dizelerle beraber hayata yeniden bağlanmıştım. Demek ki bu yıl geçen yılın aynısı değilmiş. Hem ne demişti Bayezid-i Bestami: “Aramakla bulunmaz, ama bulanlar hep arayanlardır”
Şimdi bakalım 2026 nelere gebe. Neleri arayacağız ve neleri bulacağız…
Umut hep var sevgili okurlarım umut hep var…
