Kötü günlerimdi...
Televizyonda öylesine gezerken çıktı karşıma ama binlere milyonlara değil sadece bana hitap ediyordu.
Kalabalıklar arasında yalnızlığıma okudu o unutamadığım şiiri;
"Bilerek mi yanına almadın
Giderken başının yastıkta bıraktığı çukuru
Güveniyordum oysa ben sevgimize
Vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki
Saatin doğruluğu kadar
Beni senin gibi bir de annem terketmişti
Ki göbeğimde durur
Onun yokluğundan bana kalan çukur
Sunay AKIN"
O gün vuruldum ona, şiirlerine, hikayelerine...
Bana o gün hatırlattı göbek kordonumu, anneme olan bağlılığımı...
Bunu hatırlamaya ne kadar çok ihtiyacım varmış o an anladım.
Aşkı hak eden kadınları değilde analığı haken kadınlardan söz etsem biraz da:
Hangisini anlatsam diri diri toprağa gömülürken cenneti ayağının altına serilenlerden mi?
Ülkesi, vatanı, eşi, çocukları söz konusu olduğunda o narin bedeni kaplan kesilen kadınlardan mı?
Kırk kemiğin aynı anda kırılmasıyla eş değer tutulan doğumdan, yavrusuna sarıldığı an bütün her şeyi unutan o annelerden mi?
Ya da ailemizin yeni üyesi Metehanın annesi, kız kardeşim Melisten mi?
Metehan bugün özgür olmak istedi. Annesiyle olan o göbek bağını koparıp, hayata kendi adımlarıyla devam etmek istedi.
Ne sürprizler, ne umutlar, ne güzel hayatlar bekliyor onu bilinmez.
Ama eminim annesinden ona kalan minik çukuru fark ettiğinde dayısı gibi koca bir adam olacak...
