Kapı çalar. İçeriden tok ve onurlu bir ses "gel" der.
İçeri giren yaramaz bir çocuk: "baba, baba lisemizi başarıyla bitirdik lakin biz üniversiteyi Amerika'da okumak istiyoruz. Bunun için bütün bir yıl boyunca harçlıklarımızı biriktirdik" derken arka cebindeki havlu mendiline sarılı paraları gösterir.
Sonra dönüp arkadaşını işaret ederek:"arkadaşım Gazi de biriktirdi" der.
O tok ses yerini derin bir kedere bırakır ve der ki:
"Oğlum Can, beni Gazi ile baş başa bırakır mısın?"
Can:
"Peki babacığım" der ve dışarı çıkar.
Can'ın babası Gazi'ye:
"Yavrum Gazi, ben sizin gibi başarılı gençleri her zaman yurtdışında burslu olarak okutmaya can-ı gönülden hevesliyim. Lakin bir bakanın, hele de bir milli eğitim bakanının oğluna burs vermesi hiç de doğru değil. Ama bu haberi oğluma ben veremem. Sen verir misin?" der.
O tok ses derin bir hüzne bürünürken küçücük bir çocuktan yardım dilemiştir.
Tabi ki her ne kadar zor olsa da bu, Gazi için bir emirdir.
Gazi gönülsüz bir şekilde "peki" der ve dışarı çıkar.
Can merak dolu bakışlarını Gazi'ye çevirir ve "ne oldu söylesene, hadi çatlatma adamı, söyle" der .
Gazi başı önde:
"Sana bir iyi, bir de kötü haberim var" der.
Can:
"Önce iyi haberi söyle" der.
Gazi:
"Benim yurtdışında burslu olarak okuyabileceğimi söyledi baban"
Bunu duyan Can zıplar Gazi'yi öper, ona sarılır:
"Zaten istediğimiz bu değil miydi Gazi? Kötü haber ne olabilir ki?" der.
Gazi hala mahçup şekilde başı önünde:
"Ama sen burslu okuyamayacaksın Can" der.
Can bir saniye bile düşünmez, elini cebine atar ve mendiline sardığı paraları çıkarır. Gazi'nin avucunu açar, mendili avucunun içine koyar ve avucunu kapatır.
Sonrasında Gazi'ye sarılır ve "yolun açık olsun kardeşim" der.
Bu hikaye burada biter.
Ve bu hikaye İsmail'in Sunay Akın'dan ilk öğrendiği hikayedir.
O Gazi var ya o Gazi... Dünyanın en büyük beyin cerrahlarından Gazi Yaşargil'dir. Dünyada ilk beyin bypass ameliyatını gerçekleştiren kişidir.
O Can var ya o Can... Türkiye'nin en büyük edebiyatçılarından Can Yücel'dir.
Ve o Hasan var ya o Hasan... Türkiye'nin en şerefli bakanlarından Hasan Âli Yücel'dir.
Ölüm yıldönümünde Hasan Âli Yücel'i oğlunun o güzel şiiri ile anmak isterim:
"Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti
Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a
Bi helallaşmak ister elbet , değil mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oynunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,
En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim."
