İsmail Kaya
Köşe Yazarı
İsmail Kaya
 

SAAT 08.00 OLDU KALK

Toplumda evlilik yaşının artmasında en büyük etken maddiyat. Ülke çapında yaşanan ekonomik sıkıntılar, gelir gider dengemizdeki bozukluklar, dünya çapında meydana gelen gelişmeler ile birlikte baş gösteren enerji sıkıntıları vb gibi durumlar elimizde var olan paranın buhar olup uçmasına neden oluyor. Hal böyle olunca zaten zar zor iş bulan gençler de birikim yapamıyor. Maalesef ki bunlar benim uzmanlık alanlarım değil. Bu sorunların çözümü ülke liderleri hatta ve hatta dünya liderlerinin elinde. Peki buna rağmen evlenen kişiler nasıl evleniyor? Evliliklerini aşırı lüks ve tüketim üzerine kuran; ve sırf bu yüzden de evlilik temellerini sağlam atmayan bir grup, bir de olanla yetinmeyi bilen daha tasarruflu, daha mantıklı adım atan ve bu sayede de sağlam bir evlilik temeli atan bir grup... Evlilik yolunda karşılaşılan sorunların maddiyatla ilgili kısmının çözümü aslında çok basit. Maalesef ki ülkemizde özellikle sosyal medya aracılığıyla yaygınlaşmış, bir servet niteliğinde paraların harcandığı düğünler ve ev dizaynları kötü örnek olmakta. Parası olan görgüsüzler bunların reklamını yaparken, parası ancak sade ve şık, ancak eğlenceli bir düğüne yetecek durumda olan gençler bu duruma özenip, ciddi borç batağına giriyorlar. Her şeyden öte bu ülke çapında bir tüketim krizidir. Düğün törenlerinde bundan 20 yıl öncesine kadar hiç ihtiyaç duyulmayan sektörler birden mantar gibi türedi.  Elbette ki bu sektörlerden de gelir elde eden insanlar var. Ancak bu bir üretim sektörü değildir. Bu bir tüketim sektörüdür. Birilerinin cepleri dolarken birilerinin cepleri ciddi manada boşalıyor ve bu durum kısır döngüye giriyor. Düğünlerinde çeşit çeşit kıyafet değiştiren, en lüks yerlere servetler harcayan ünlüler bile yıllar sonra bu durumu gereksiz bulup neden daha sade bir düğün yapmadığına hayıflanıyor. Paraları kalmadığından mı? Hayır. Hem ne kadar gereksiz kendilerini yorduklarını hem de ne kadar gereksiz masraf yaptıklarını dış göz olarak gördükleri için. Evet düğün seviyesinde harcanan gereksiz masrafların evlilik döneminde borç bunalımından dolayı eşler arası krize neden olduğunu anlatmaya çalıştım. Onun dışında iki farklı aile yapısından gelen insanın bir eve girmesi zaten başlı başına bir mücadeledir. Bunun için önerebileceğim tek şey: sabırdır. İnsanlar evliliklerinin ilk 5 yılında ne kadar sabırlı davranır ve birbirlerine ne kadar sağlam adımlarla yaklaşırlarsa zaten o evlilik sarsılmaz bir kaleye dönüşür. Temel her zaman iletişimdir. Evlilik kararı almadan da evlilik hazırlıklarında da evlendikten sonra da tek yol: iletişimdir. İletişime açık eşler karşı tarafın fikrine saygı gösterdiğini kanıtlar. Herkes her şeyi isteyebilir en güzel düğünü, en güzel arabayı, en güzel elbiseleri, en pahalı takıları... Hangisine ne kadar ihtiyacımız var onu konuşmalıyız. Aile büyüklerimizden akıl almalıyız. Bu süreçleri geçiren kişilere danışmalıyız. Hatta evlilikteki iletişim sorunlarına dikkat çekmek adına bir fıkra vardır. Yeri gelmişken onu da anlatmak isterim. "Karı koca müthiş kavga etmişler ve küsmüşler. Sonra bakmışlar olacak gibi değil, birbirlerine notlar yazarak anlaşmaya karar vermişler. Bir gün adamın bir iş görüşmesi varmış ve sabah 8:30'da işe gitmesi gerekiyormuş; komodinin üzerine bir not yazıp koymuş, "Sabah beni saat 8:00'da kaldır." Ertesi gün olmuş, adam bir kalkmış saat 10:00; müthiş bir sinirle fırlamış yataktan ve başucunda bir not bulmuş: "Saat 8:00 oldu kalk!" Mantıklı harcamalar, sabır, iletişim, özveri falan filan... Oooo huzurlu bir evlilik için ne çok şey saydım değil mi? Peki bunlar mutlu yaşamın da sırrı değil mi? Mantıklı harcamalar yaparak birikim yapmak, trafikte sabırlı davranarak kendi canını ya da karşıdakinin canını koruyabilmek, patronunla iyi iletişim kurarak güzel maaşlar ya da terfiler almak, çocuğuna özverili davranıp yıllar sonra meyvesini yemek... Aslında hayatın doğal akışına uymak için gerekli olan meziyetleri, evlilik yolunda sadece daha sık hatırlamamız gerekiyor. Polyannacılık oynamak istemem ama ben gelecekten gerçekten çok ümitliyim. Evet gençlerimiz evliliğe yanaşmıyorlar, evet gelecek kaygısı yaşıyorlar; ancak bu büyük ölçüde onların suçu değil. Bu toplumun suçu. Bir ekmeği bölüşen ailelerden, takıları paylaşamayan ailelere dönüştük. Yeni gençlik örnek gençlik olacak, onlardan doğanlar örnek çocuklar olacak. Örnek aileler, örnek çocuklar yetiştirir. Evlenmeli miyiz? Evlenmeliyiz. Çoğalmalı mıyız? Çoğalmalıyız. Evlenmeyen ya da çoğalmayı tercih etmeyen kime sorsam "bu dünyaya çocuk mu getirilir?" diyor. Ancak iyi insanlar çoğalmadığı için bu dünya böyle, bunu göz ardı ediyorlar. Hayat yolunda, iş kaygısı yaşamayan, evlenme ve üreme kaygısı yaşamayan gençlerimiz olması dileğiyle.
Ekleme Tarihi: 12 Nisan 2026 -Pazar

SAAT 08.00 OLDU KALK

Toplumda evlilik yaşının artmasında en büyük etken maddiyat.

Ülke çapında yaşanan ekonomik sıkıntılar, gelir gider dengemizdeki bozukluklar, dünya çapında meydana gelen gelişmeler ile birlikte baş gösteren enerji sıkıntıları vb gibi durumlar elimizde var olan paranın buhar olup uçmasına neden oluyor.

Hal böyle olunca zaten zar zor iş bulan gençler de birikim yapamıyor.

Maalesef ki bunlar benim uzmanlık alanlarım değil. Bu sorunların çözümü ülke liderleri hatta ve hatta dünya liderlerinin elinde.

Peki buna rağmen evlenen kişiler nasıl evleniyor?

Evliliklerini aşırı lüks ve tüketim üzerine kuran; ve sırf bu yüzden de evlilik temellerini sağlam atmayan bir grup, bir de olanla yetinmeyi bilen daha tasarruflu, daha mantıklı adım atan ve bu sayede de sağlam bir evlilik temeli atan bir grup...

Evlilik yolunda karşılaşılan sorunların maddiyatla ilgili kısmının çözümü aslında çok basit.

Maalesef ki ülkemizde özellikle sosyal medya aracılığıyla yaygınlaşmış, bir servet niteliğinde paraların harcandığı düğünler ve ev dizaynları kötü örnek olmakta.

Parası olan görgüsüzler bunların reklamını yaparken, parası ancak sade ve şık, ancak eğlenceli bir düğüne yetecek durumda olan gençler bu duruma özenip, ciddi borç batağına giriyorlar.

Her şeyden öte bu ülke çapında bir tüketim krizidir. Düğün törenlerinde bundan 20 yıl öncesine kadar hiç ihtiyaç duyulmayan sektörler birden mantar gibi türedi. 

Elbette ki bu sektörlerden de gelir elde eden insanlar var.

Ancak bu bir üretim sektörü değildir. Bu bir tüketim sektörüdür. Birilerinin cepleri dolarken birilerinin cepleri ciddi manada boşalıyor ve bu durum kısır döngüye giriyor.

Düğünlerinde çeşit çeşit kıyafet değiştiren, en lüks yerlere servetler harcayan ünlüler bile yıllar sonra bu durumu gereksiz bulup neden daha sade bir düğün yapmadığına hayıflanıyor. Paraları kalmadığından mı? Hayır. Hem ne kadar gereksiz kendilerini yorduklarını hem de ne kadar gereksiz masraf yaptıklarını dış göz olarak gördükleri için.

Evet düğün seviyesinde harcanan gereksiz masrafların evlilik döneminde borç bunalımından dolayı eşler arası krize neden olduğunu anlatmaya çalıştım.

Onun dışında iki farklı aile yapısından gelen insanın bir eve girmesi zaten başlı başına bir mücadeledir. Bunun için önerebileceğim tek şey: sabırdır.

İnsanlar evliliklerinin ilk 5 yılında ne kadar sabırlı davranır ve birbirlerine ne kadar sağlam adımlarla yaklaşırlarsa zaten o evlilik sarsılmaz bir kaleye dönüşür.

Temel her zaman iletişimdir. Evlilik kararı almadan da evlilik hazırlıklarında da evlendikten sonra da tek yol: iletişimdir.

İletişime açık eşler karşı tarafın fikrine saygı gösterdiğini kanıtlar.

Herkes her şeyi isteyebilir en güzel düğünü, en güzel arabayı, en güzel elbiseleri, en pahalı takıları...

Hangisine ne kadar ihtiyacımız var onu konuşmalıyız. Aile büyüklerimizden akıl almalıyız. Bu süreçleri geçiren kişilere danışmalıyız.

Hatta evlilikteki iletişim sorunlarına dikkat çekmek adına bir fıkra vardır. Yeri gelmişken onu da anlatmak isterim.

"Karı koca müthiş kavga etmişler ve küsmüşler. Sonra bakmışlar olacak gibi değil, birbirlerine notlar yazarak anlaşmaya karar vermişler.

Bir gün adamın bir iş görüşmesi varmış ve sabah 8:30'da işe gitmesi gerekiyormuş; komodinin üzerine bir not yazıp koymuş,

"Sabah beni saat 8:00'da kaldır."

Ertesi gün olmuş, adam bir kalkmış saat 10:00; müthiş bir sinirle fırlamış yataktan ve başucunda bir not bulmuş:

"Saat 8:00 oldu kalk!"

Mantıklı harcamalar, sabır, iletişim, özveri falan filan... Oooo huzurlu bir evlilik için ne çok şey saydım değil mi?

Peki bunlar mutlu yaşamın da sırrı değil mi?

Mantıklı harcamalar yaparak birikim yapmak, trafikte sabırlı davranarak kendi canını ya da karşıdakinin canını koruyabilmek, patronunla iyi iletişim kurarak güzel maaşlar ya da terfiler almak, çocuğuna özverili davranıp yıllar sonra meyvesini yemek...

Aslında hayatın doğal akışına uymak için gerekli olan meziyetleri, evlilik yolunda sadece daha sık hatırlamamız gerekiyor.

Polyannacılık oynamak istemem ama ben gelecekten gerçekten çok ümitliyim. Evet gençlerimiz evliliğe yanaşmıyorlar, evet gelecek kaygısı yaşıyorlar; ancak bu büyük ölçüde onların suçu değil. Bu toplumun suçu. Bir ekmeği bölüşen ailelerden, takıları paylaşamayan ailelere dönüştük.

Yeni gençlik örnek gençlik olacak, onlardan doğanlar örnek çocuklar olacak.

Örnek aileler, örnek çocuklar yetiştirir.

Evlenmeli miyiz? Evlenmeliyiz.

Çoğalmalı mıyız? Çoğalmalıyız.

Evlenmeyen ya da çoğalmayı tercih etmeyen kime sorsam "bu dünyaya çocuk mu getirilir?" diyor.

Ancak iyi insanlar çoğalmadığı için bu dünya böyle, bunu göz ardı ediyorlar.

Hayat yolunda, iş kaygısı yaşamayan, evlenme ve üreme kaygısı yaşamayan gençlerimiz olması dileğiyle.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.