Madem aşk yazarıyım, aşkın o en güzel hali olan ama günümüzde kıymetini giderek yitiren evlilikten bahsetmek isterim izninizle.
Lisede çok romantik bir aşk şairiydim ve o günlerde hanımefendilere "karı, hanım" diyen kocalar çok kaba gelirdi bana, ta ki "karı ve hanım" hitabının nereden geldiğini öğrenene kadar.
Eskiden büyük dağlara "koca" denirmiş ancak bir dağa koca denmesi için başına kar yağması gerekirmiş. Yani bir dağı koca yapan başındaki karıymış. Bu nedenle kendini dağ gibi koca yapan erkek, eşine karı dermiş. Bu ifade eşlerini başlarının üzerinde taşıdıkları için kullanılırmış.
Eski Türk kültüründe ülkeyi yöneten "hakan" kişi sefere çıktığında ülkeyi eşi olan "hatun" kişiye emanet edermiş. Ve halkına dönüp "siz bana han dersiniz ama bilesiniz ki işte benim hân'ım da bu kişidir" der ve eşini gösterirmiş. Bu nedenle eski Türk kültüründe eşlere "hanım" denirmiş.
Evet bu hikayelere rağmen hitabet hala kaba gibi ancak günümüz aşklarındaki o naif ama içi boş aşk sözlerini düşününce aslında hitabetin çok da öneminin kalmadığını hissediyor insan.
Aşkım, sevdam diyor çocuklarının önünde eşini katlediyor; karı, hatun diyor saçından tutup sürüklüyor. Aslında sevgi kalpte olmalı, yalnızca dilde değil...
Benim aslım yörüktür. Bizim kültürümüzde obaları hanımlar kurar. Bu sebeptendir ki obalar Fatmalar, Emineler, Ayşeler diye anılır.
Babam anlatırdı ki Fatma Ana diye büyük nenesi varmış. Devir Osmanlı zamanı... O meşhur tımarlı sistemi için asker yetiştirirmiş Fatma Ana...
Düşünün ki kadının bu kadar otoriter ve güçlü olduğu dönemden geçmiş bu topraklar...
Ne ara bu kadar zalim olduk ki kadına yönelik şiddet için Kades diye bir uygulama var kadınlarımızın telefonlarında...
Bence bu durumun esas kaynağı kötü örnek olmak. Eşine kıymet vermeyen bir baba; topluma saygısız bir evlat yetiştirir.
Dedim ya aslım yörüktür. Ben kendi çevremde eşine el kaldıran bir tane bile erkek görmedim. Öyle bir erkek görseydim ise asla ona adam demezdim. Ne demişti şair "adamlık, cinsiyet değil, şahsiyet meselesidir."
Benim kültürüm benim gibi naif bir kişi yetişmesine vesile oldu, ben ise aynı kültürü kendi çocuklarımla devam ettireceğim.
Demem o ki toplumdaki bir erkek, önce evdeki evlatlarına, sonra topluma koca bir örnektir.
Bu hafta yalnızca evliliğin karı koca arasındaki ilişkisinin nelere mâl olduğunu anlatmak istedim. Haftaya ise evlilik öncesi ve sonrası aldığımız kararların kendimizi ve yuvamızı nasıl etkilediğinden bahsetmek isterim.
Bu haftalık kaleminden düşenler bu kadar. Sağlıcakla kalın...
