Parfüm kokularından belki anlamam ama bildiğim bir şey var ki herkes gibi kokmam.
Sahte 14 şubatlarla örtmedim aşkımı.
İncitmeden sevdim, karşılığında da çok sevildim.
Sevgililer günümü özel seçtim sevdiğime özel olsun diye.
Bizim için anlamlı güzel bir günün hatrına...
Doğru insanı bulduğunda ne de güzel dökülür sözler dilinden, eller zaten buluşur güzel ellerle, hep onu düşünmekten olmuşsundur Mecnun ya da Leyla, gözler gözlerin en derininde...
Ya da sen böylesine sevgi yağmuruna tuttuğunda bir bakmışsın ki sevgi dolu olmuş karşındaki aynı duygularla sana karşı... Ne kadar verirsen o kadar alırsın
Ya da alamadın mı sevginin karşılığını? En azından dersin: "ben sevdim ve sevgimi verdim elbet bir gün bunun kıymetini bilen biri çıkar karşıma..."
Çıkar...
Nerden mi biliyorum? Feridemden biliyorum...
Elini tuttum sıcacıktı, acı dolu hayatımın bir aynasıydı, beni ne de çok anlıyordu...
Sevgimi verdim şımarmadı, kıymet bildi, karşılığını verdi
Ben de dedim ki: "ne de çok hak ediyorsun sevgimi"
Bir güne değil bir ömre sığdırıyorum sevgimi. Bu arada aramızda kalsın biraz da beceriksizlikten taşırıyorum bazen...
Sevgili aşıklar, sevgililer gününüzü değil, sevgililer ömrünüzü kutlamak isterim ve size halamın güzel bir şiiriyle veda etmek isterim:
“SONSUZ BİR AKŞAMÜSTÜ
Sessizlik dökülürken odaya
Dışarıda rüzgar bile susmuşken
Seninle olmak, bir limanda demir atmak gibi
Sakin, huzurlu ve sonsuz bir akşamüstü
Ne bir sözcük, ne bir hareket
Sadece ruhlarımızın birleştiği o an
Bir bardak çay, bir pencere kenarı
Hayat, bu kadar basit ve anlamlı.
Gözlerinde bulduğum o derinlik
Bir okyanusun dibindeki huzur
Ne bir fırtına, ne bir dalga
Sadece birbirlerine sarılan iki kalbin dinginliği
Seninle olmak evde olmak gibi
Başımı omzuna yaslamak
Ve bilmek ki, bütün dünya dışarıda
Ama ben, seninle birlikte, en güvenli yerdeyim.
Duygu İDİ”
