İsmail Kaya
Köşe Yazarı
İsmail Kaya
 

KORKUTAN GELECEK

Ankara beyaz gelinliğini giydi diye çok sevindim. Çocuk çığlıklarını duyarak uyandım yeni yıla. Çok mutlulardı. Yıllardır özlenen lapa lapa kar yağmış, sabah herkes penceresini açtığında eski günlerdeki gibi ev ahalisini uyandırmış ve yerlerdeki beyaz pamuk şekerini göstermişti. Bulutların toprağın annesi olduğunu düşünürüm hep. Bir annenin bebeğini emzirdiği gibi yağmurla, karla toprağı emzirdiğini hayal ederim. 13 yaşında geldim bu şehre. Başka memleketlerden olan arkadaşlarım kar görmediklerini söylediklerinde ağız dolusu heyecanla anlatırdım Ankara’ya yağan karı. Ankara’nın ayazına katlanma nedenimdi kar. O sabah Ankara’yı bembeyaz görünce aklıma geldi bütün bunlar. Çocukluğumu hatırlattı bana. Kartopu oynamak istiyordum, yokuş aşağı poşetle kaymak istiyordum. Bir gün sürdü mutluluğumuz. Tekrar kaldık kuru ayaza. Suçlusu benim, sensin, o… Güzelim memleketimizi ormansızlaştırdık, hızlı nüfus artışı ile tüketimi hak gördük, fosil yakıt kullandık, sanayileştik ama bunu bilinçsiz yaptık! Doğa kendine yapılan iyiliği de kötülüğü de unutmaz! Artık ne zaman su sıkıntısı yaşayacağız diye baraj doluluk oranlarını takip ediyoruz. Ne zaman yağmur, kar yağacak diye hava durumunu takip ediyoruz. Bilinçsiz tüketiyoruz, ıslak mendilin her çeşidi var etrafımızda. Bütün her şeyimiz kullan at formatında ama hiçbiri doğada ne kadar sürede çözünür bilmiyoruz. Anneannem evde küçük bir ip parçası, kumaş parçası bulsa cebine atardı. Çok saçma gelirdi bu bana. İstese milyonlarca çeşit ip bulurdu ne ihtiyacı vardı ki! Yokluk görmüşler işte. Savaş yüzünden ya da maddi yetersizlik yüzünden… Biz de yokluk göreceğiz. Varlık içinde yokluk göreceğiz. Cebimizde milyonlarımız olacak ama bir bardak su için birbirimizin boğazını sıkacağız. Belki de o zaman anlayacağız yaşlı insanların ne demek istediğini, ne yapmak istediğini. Bence daha yolumuz var. Çabalarsak köprüden önceki son çıkışı yakalayabiliriz. Ben üzerime düşene varım. Ankara kış aylarında tekrar telli duvaklı gelin olsun diye her şeyi yapmaya varım. Tabi en çok da yokuş aşağı poşetle kaymak için…
Ekleme Tarihi: 11 Ocak 2026 -Pazar

KORKUTAN GELECEK

Ankara beyaz gelinliğini giydi diye çok sevindim.

Çocuk çığlıklarını duyarak uyandım yeni yıla. Çok mutlulardı. Yıllardır özlenen lapa lapa kar yağmış, sabah herkes penceresini açtığında eski günlerdeki gibi ev ahalisini uyandırmış ve yerlerdeki beyaz pamuk şekerini göstermişti.

Bulutların toprağın annesi olduğunu düşünürüm hep. Bir annenin bebeğini emzirdiği gibi yağmurla, karla toprağı emzirdiğini hayal ederim.

13 yaşında geldim bu şehre. Başka memleketlerden olan arkadaşlarım kar görmediklerini söylediklerinde ağız dolusu heyecanla anlatırdım Ankara’ya yağan karı. Ankara’nın ayazına katlanma nedenimdi kar.

O sabah Ankara’yı bembeyaz görünce aklıma geldi bütün bunlar. Çocukluğumu hatırlattı bana. Kartopu oynamak istiyordum, yokuş aşağı poşetle kaymak istiyordum.

Bir gün sürdü mutluluğumuz. Tekrar kaldık kuru ayaza.

Suçlusu benim, sensin, o…

Güzelim memleketimizi ormansızlaştırdık, hızlı nüfus artışı ile tüketimi hak gördük, fosil yakıt kullandık, sanayileştik ama bunu bilinçsiz yaptık!

Doğa kendine yapılan iyiliği de kötülüğü de unutmaz!

Artık ne zaman su sıkıntısı yaşayacağız diye baraj doluluk oranlarını takip ediyoruz. Ne zaman yağmur, kar yağacak diye hava durumunu takip ediyoruz. Bilinçsiz tüketiyoruz, ıslak mendilin her çeşidi var etrafımızda. Bütün her şeyimiz kullan at formatında ama hiçbiri doğada ne kadar sürede çözünür bilmiyoruz.

Anneannem evde küçük bir ip parçası, kumaş parçası bulsa cebine atardı. Çok saçma gelirdi bu bana. İstese milyonlarca çeşit ip bulurdu ne ihtiyacı vardı ki!

Yokluk görmüşler işte. Savaş yüzünden ya da maddi yetersizlik yüzünden…

Biz de yokluk göreceğiz. Varlık içinde yokluk göreceğiz. Cebimizde milyonlarımız olacak ama bir bardak su için birbirimizin boğazını sıkacağız. Belki de o zaman anlayacağız yaşlı insanların ne demek istediğini, ne yapmak istediğini.

Bence daha yolumuz var. Çabalarsak köprüden önceki son çıkışı yakalayabiliriz.

Ben üzerime düşene varım. Ankara kış aylarında tekrar telli duvaklı gelin olsun diye her şeyi yapmaya varım.

Tabi en çok da yokuş aşağı poşetle kaymak için…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Nevzat
(11.01.2026 15:03 - #4493)
Teşekkürler İsmail En mühim en hayati konuyu öyle etkileyici, basit ama kudretli bir şekilde çizmişsin hakikati. Eline sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)

Diğer Yazıları

25
Ocak
18
Ocak
28
Aralık
14
Aralık
07
Aralık
30
Kasım
23
Kasım
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.