Anneannem…
Hayatımda değer verdiğim, en sevdiğim kadınlardan bir tanesi. Kaybettim. Acısı çok taze.
Çocukluğumda onunla büyüdüm, daha doğrusu o büyüttü beni. Ahırdan hiç çıkmazdım. Dedemin koyunları vardı. Bir de av köpeği: Arap
Nenem hep beni hikayelerle, manilerle büyüttü. Arap’ı çok anlatırdı. Nenemin kaynanası vefat ettiğinde mezarda ağlamış Arap. Nenem derdi ki: “ bir parça ekmek dilimledim Arap’ın önüne, onunla koca gün mezarlıkta kaldı. Gelmedi eve” Sadık olmayı nenem bana Arap üzerinden anlatmış meğer…
Anneannemin çorbasını çok severdim. “Yalancı topalak çorbası bu” derdi. Bazen anneme yaptırırdım. Yok, asla nenemin yaptığı gibi olmazdı.
İnsanlar hep şikâyet eder ya büyük ebeveynler ile beraber büyüdükleri için. Ben hiçbir zaman şikâyet etmedim, aksine şükrettim. O bana saygıyı öğretti, o bana benden büyük olsa bile insanlarla iletişim kurabileceğimi gösterdi, o bana hayvan sevgisini aşıladı… Sadece ve sadece bir gün çekip gidebileceğini söylemedi…
Bir melek ile gitti anneannem, adı Azrail’miş. Köy yeri, şehir yeri demezmiş vakti saati gelince beklemez gelirmiş. Ruhunu teslim edecek olan ise hazır beklermiş. Çok belliydi hayattan vazgeçtiği.
Neşe dolu, yardım sever, yaşamayı seven biriydi güzel nenem. Anlamıştım artık hiçbir şeyden zevk almadığını, vaktini saatini beklediğini. Üzülsem de teselli etmeye çalışsam da neşesini yerine getirmek için çabalasam da bir şey fark etmedi. Gitti…
Çok anı biriktirdim ya vedalaşması da zor şimdi nenemle. Beni mazur görün sevgili okurlarım onun yokluğunu hiçbir şeye sığdıramadım, dilerim şu şiire sığar:
Gitme, saydım o aptal gururumu hiçe
Ne olur dur gitme
Daha konduramamışken avucuna masum bir buse
Ve uzun yıllar beraberce
Ne olur dur gitme
Beni sensizliğe gömüp
Ruhuma bir fatiha okumadan
Ölü de olsa bedenime bir avuç toprak atmadan
Ne olur dur gitme
Serde delilik olsa da gitme
Beni sensiz, beni sessiz, beni bir başıma nenesiz bırakıp da
Ne olur gitme
