Yakup aleyhisselam oğlu Yusuf'a çok düşkündür.
Hepsi onun oğlu olmasına rağmen Yusuf güzel ahlakı, babasının izinden gitmesi, adaleti ve saygısı ile kardeşlerinin arasından sıyrılır ve kendisini bu özellikleriyle sevdirir.
Kardeşleri ise babalarını Yusuf'tan kıskanır. Kardeşleri olmasına rağmen ona bir düşman gibi davranırlar. Bu durum babası Yakup'u daha çok endişelendirir ve devamlı Yusuf'u koruyup kollama ihtiyacı hisseder.
Bir gün Yusuf'tan kurtulma planları yapan kardeşler babalarının karşısına geçer ve gezmeye gitmek istediklerini söylerler. Babası onlara izin verir ama kardeşlerden biri yanlarında Yusuf'u da götüreceklerini söyler.
Hz Yakup buna asla izin vermeyeceğini, Yusuf'a bir zarar gelmesinden korktuğunu söyler. Onlar ise babalarına " Baba Yusuf'u her şeyden sakınıyorsun, bizden bile korumaya çalışıyorsun. İzin ver kardeşimizle vakit geçirelim. Hem onu nasıl koruduğumuzu sana gösterir, kendimizi ispat ederiz. Sana söz Yusuf'un başına hiçbir şey gelmeyecek" derler. Yakup aleyhisselam ise gönlü razı gelmese bile bu sözlere istinaden diyecek bir şey bulamaz ve izin vermek zorunda kalır.
Yusuf ve kardeşleri babalarının yanından ayrıldıktan sonra kardeşler Yusuf'u öldürme planı yapar. İçlerinden biri öldürmek yerine onu kuyuya atmayı teklif eder. "Hem buradan geçen kervanlardan biri onu kuyuda bulur ve köle olarak uzak diyarlara götürür. Biz de babamıza Yusuf'u kurt kaptı deriz" der.
Bu plan üzerine Yusuf gömleği çıkarılarak kuyuya atılır. Gömleğini ise kana bulayarak babalarına götürürler.
Yakup aleyhisselama gelen evlatları "Yusuf'u kurt yedi işte bu da gömleği baba. Biz ona sahip çıkmaya çalıştık ama kurt geldi kaptı" derler. Yakup aleyhisselam ise "Vallahi siz yalan söylüyorsunuz. Kardeşinize ne oldu söyleyin" dediyse de Yusuf'u artık kaybettiğini anlar. Günlerce göz yaşı döker, göz pınarları kurur, gözleri görmez olur.
Yusuf'un hikayesi ise asıl şimdi başlar.
Kuyudan bir kervan sayesinde kurtulur, o kervan Mısır'a gider ve Yusuf'u köle olarak satar.
Yusuf efendisi Aziz'in yanında uzun yıllar çalışır ancak büyüyüp ergenlik dönemini atlatınca dillere destan güzelliği Aziz'in karısının aklını çeler.
Bir gün Aziz'in karısı Züleyha Yusuf'u bir iş bahanesi ile odasına çağırır ve ona birlikte olmayı teklif eder. Yusuf ise böyle bir şeyin olamayacağını söyleyip odadan kaçmaya çalışır. O sırada Yusuf'u yakalamaya çalışan Züleyha, Yusuf'un kıyafetini çekince kıyafeti arka taraftan yırtılır.
Kapıyı açtığı sırada efendisi ve bir grup kişi Yusuf'un karşısında belirir. O anın şokuyla ne diyeceğini bilemeyen Züleyha, Yusuf'a iftira atarak, onun kendisine birliktelik teklif ettiğini söyler.
İftiraya uğrayan Yusuf yine büyük bir imtihandan geçiyordur. Bunun doğru olmadığını söylediyse de o bir köledir.
Aziz'in misafirlerinden biri ortaya bir görüş atar.Yusuf'un kıyafeti önden yırtılmış olsaydı Züleyha'nın buna direndiğini gösterir, ancak arkadan yırtıldığına göre Yusuf'un doğru söyleme ihtimali olduğunu söyler. Züleyha bunun üzerine sessiz kalınca Aziz durumu anlar.
Her ne kadar gizli tutulmaya çalışılsa da çevrede Aziz'in karısının kölesine aşık olduğu yayılır. Züleyha artık bunu inkar etmiyordur. Sadece arzularının bu denli yoğunluğunun tek suçlusunu Yusuf'un güzelliğine bağlıyordur.
Bir gün etraftan konu komşu bayanları toplar. Evde sohbet halindeyken kadınların önlerine meyve ve ellerine bir bıçak verir. O sırada Yusuf'u çağırır. Yusuf içeri girip kafasını kaldırdığında bütün kadınlar heyecandan ellerini keser. İşte o zaman Züleyha der ki: " gelin de böyle bir güzelliğe karşı koyun"
Aziz bütün bu olanlar karşısında artık bir şeyler yapması gerektiğini düşünür. Yusuf'u karşısına alır ya bu iftiraları kabul etmesini ya da zindana girmesi gerektiğini söyler. Her ne kadar kölesinin suçsuz olduğunu bilse de çevresinde yayılan dedikoduları kesmek zorundadır.
Yusuf Allah'a dua eder: "Böyle bir durumda burada yaşamam imkansız. Bir gün nefsime yenik düşmekten korkarım. Eğer ki böyle bir şey olursa senin yüzüne bakamam. Ancak zindana düşersem de bir daha babamı görmek benim için imkansız olur. Benim için hayırlı olan zindana girmekse zindana, burada kalmak hayırlı ise burada kalmayı nasip et" der.
Aziz'e iftiraları kabul edemeyeceğini söyleyince Aziz de onu zindana attırır.
Yusuf zindanda yıllarca kalır. Dışarıda ise günlük yaşam normale dönmüş, Yusuf unutulmuştur. Yusuf'u tek unutmayan babası ve Züleyha'dır. Babası hep bir gün Yusuf gelecek diye bekler. Züleyha ise hep ona aşık kalır.
Bir gün zindana biri atılır. O kişi Yusufla arkadaş olur. Yusuf'un Allah vergisi rüya yorumlama yeteneği olduğunu fark eder. Zindanda gördüğü rüyaları çok güzel ve doğru yorumluyordur. O kişi Yusuf'a der ki" Mısır kralı rüya yorumlarına çok düşkündür. Zindandan çıkınca muhakkak senin bu özelliğini krala ileteceğim"
Zindandan çıkan adam kralın bir rüyasını herkese danıştığını duyar ve onlara zindanda Yusuf'u bulmalarını gerektiğini söyler.
Kral rüyasında 7 besili ineğin yedi cılız inek tarafından yendiğini ve 7 yeşil canlı başağın yanında 7 kuru başak yer aldığını görmüştür.
Yusuf zindana gelen görevlilere ülkenin 7 yıl bolluk, 7 yıl kıtlık göreceğini söyler. Kıtlık dönemini rahat geçirmek için bolluk döneminde elde edilen ekinlerin bir kısmını tüketmeleri, diğer kısmını ise kıtlık döneminde kullanmak üzere bozulmaması için başaklarında bırakarak saklanması gerektiğini söyler.
Gerçekten de ilk 7 yıl bolluk, 7 yıl kıtlıktan sonra ülke refaha erer. Kral Yusuf'un tavsiyesine uymuş dedikleri sayesinde ülkesi kıtlık dönemini rahat geçirmiştir.
Kral Yusuf'u zindanda çıkarır ve mali işleri yöneten bir görevli olarak atar . Artık Yusuf kralın sağ koludur.
Yusuf bu duruma zindandan çıkmasından ziyade babasına rahat kavuşacağı umuduyla çok sevinir.
Bir gün Yusuf çalışırken buğday almak için uzak diyarlardan gelen kişiler erzak kontrolü Yusuf'un elinde olduğu için onun yanına gelirler.
Gelen kişiler kardeşleridir. Yusuf onları tanımıştır. Ancak onlar Yusuf'u çoktan unutmuştur. Yusuf onlara çokça buğday verir. Aldığı parayı da çuvallarına geri koyar. Tekrar gelmelerini tembihler ve kardeşi Bünyamin'e el koyar.
Kardeşler, babalarına gittiklerinde Bünyamin'i de kaybettiğini öğrenen baba büyük üzüntü duyar. Kardeşler babayı telkin etmeye çalışır, tekrar buğday almaya gideceklerini ve Bünyamin'i getireceklerini söylerler.
Kardeşler Yusuf'un yanına tekrar geldiklerinde Yusuf kimliğini açıklar. Çok büyük şaşkınlık yaşayan kardeşler Yusuf'un önünde saygıyla eğilir.
Yusuf kardeşlerine gömleğini verir ve der ki: " bu gömleğimi babamın yüzüne sürün. Gözleri açılacaktır. Sonra onları da alıp buraya gelin"
Eve sevinçle giden kardeşler içeri girer girmez Hz Yakup yıllardır unutmadığı oğlunun kokusunu alır. Babalarına gömleği veren kardeşler bu mucizenin karşısında şaşkına dönmüşlerdir. Gömleği koklamak için yüzüne süren Yakup aleyhisselamın gözleri açılmıştır.
Hem Yusuf'una hem Bünyamin'ine kavuşmanın heyecanı ile Mısır'a gelen baba her ikisine de sıkı sıkı sarılır.
Yusuf'un kardeşleri yaptıkları bütün hatalardan dolayı tövbe etmiştir.
Bu hikaye mutlu sonla bitmeyi hak etmişti zaten.
Züleyha'ya mı ne oldu dersiniz?
Züleyha aşkından vazgeçmiştir herhalde bunca yılda.
Ne dersiniz?
Aziz yıllar sonra ölmüştür. Züleyha ise dul kalmıştır. Züleyha her ne kadar yaptıklarından dolayı tövbe etse de Yusuf'u hiçbir zaman unutamamıştır.
Yusuf'un onun yüzünden zindanlarda çürümesine çok üzülmüştür. O kadar mal mülk hiçbiri umrunda değildir. O bir tek Yusuf'u düşünür. Zamanla bütün varlığı yok olur, çevresi boşalır ve Züleyha sokaklarda dilenen bir kadın olur.
Sadece yaşayacak kadar nefes alır, yaşayacak kadar yemek yer. Bu bile onun Yusuf'un aşkıyla atan kalbini yaşatmak için yeter.
Bir gün Yusuf çarşıda gezerken Züleyha'yı gördüğünden şüphelenir. Başı önde eğilmiş duran dilencinin yüzünü kaldırır. Züleyha'nın yüzü siğillerle kaplanmış, o güzelliğinden eser kalmamıştır.
Yusuf'u gören Züleyha'nın gözleri ilk defa bir yaşam belirtisi verir.
Yusuf Rabbine yalvarır: "Allah'ım onu affet. Yaptıkları birer hataydı ona o güzelleğini tekrar bahşet" der ve elini Züleyha'nın yüzüne sürer.
Züleyha eski güzelliğine kavuşmuştur ama bu hiç umrunda değildir. Onun kavuştuğu asıl şey Yusuf'tur. Artık ciğerleri dolusu nefes alabilir, yemek yiyebilir, yıllardır gülmeyen yüzü gülebilir.
Yusuf ise bu aşkın karşılığını verir ve onu bir daha asla bırakmaz.
Her ne kadar benim için aşk öncelikli olsa da Yusuf'un hikayesi sadece aşk hikayesi değildir. Yusuf'un hikayesi ders niteliğindedir.
Eee "Bir bakmışsın Yusuf kuyuda bir bakmışsın Yusuf Mısır'a sultan" diye boşuna dememişler...
