Bugün yılın son günü. Malumunuz sıradan bir gün gibi yaşanmaz.
Giden yılı uğurlamadan, geleni de şöyle layıkıyla karşılamadan olmaz.
Yok öyle, umutsuzluk ve bedbinlik! Sıradanlığa teslim olmak bize yakışmaz.
Elbette her yılın son günlerinde yaptığımız gibi yine, geçen koca bir yılın muhasebesi yapılacak, yine gelen yeni yıl için heyecanla iyi dilekler, hedefler, kararlar, yapılacaklar listesi hazırlanacak.
Epeydir artık eski coşkumuzu kaybetsek de yine hep birlikte eğlenerek, gülerek, gönlümüzce yiyerek, içerek yeni yıla girmek âdettendir. Hem de ne güzel bir âdetimizdir.
Gelen yılı umutla, neşeyle ve birlikte karşılamak her insanı iyileştirir, her toplumu birleştirir.
Her türlü melânetin ve talihsizliğin geride, geçen yılda kaldığını düşünmek kadar insana iyi gelen bir şey yoktur.
Gerçi biz 2025’i de aynı temennilerle, coşkuyla ve -anneannemin tabiriyle- tam tetamatıyla karşılamıştık ama bakın o bize neler etti :)
Bendeniz artık “gelen gideni aratmasın da…” moduna çoktan geçenlerdenim.
Gelen yıldan büyük beklentilerde bulunmayı çoktan bıraktım.
Canınızı sıkmak istemem ama geçen yıldan aklımda kalanlar gelecek için hiç de iyi referans olmuyor. Doğrusu; benim şu 2025 yılını ite kaka gönderesim var.
Hükümetin Türk halkına reva gördüğü yaşam düzeyi her geçen gün biraz daha düştü.
Bu arada ülkemizde ardı ardına yaşanan tatsız olaylar mı çoğaldı yoksa bizim o durmadan sınanan sabrımız mı tükendi bilmiyorum. Bütün bunların üstüne çevre ülkelerde yaşanan zoraki! gelişmeler de insanlarımızı daha huzursuz ve endişeli hâle getirdi. Olayların nereye evirileceğini öngörmek de pek zor değil.
Şahsen ben zaten 2024 yılının Ekim ayından beri endişe ve öfkeden uyku uyuyamayanlardanım. Susup izlemeye devam etmek artık her geçen gün daha da imkânsız hâle geliyor.
Sizi bilmem ama benim 2025 yılından aklımda kalanlar bir buruk acı…
Unutulmazlarım mı? Buyurun…
Şehit Uzm. Çvş. Taner Arı’nın cenazesinde, giyecek ayakkabısı olmayan şehit babasının terlikle oğlunun cenazesine katılması,
Göller, barajlar ve nehirlerimiz hızla hızla yok olurken, kururken, hâlâ var olma savaşı verenleri de çöp ve atık dökerek kirletiyor oluşumuz,
ÇED raporlarını ve mahkemenin durdurma kararlarını hiçe sayan Bodrum’daki lüks otel inşaatlarının, inşaata devam etmeleri. Hatta bu yetmezmiş gibi, inşaatı bitirip ÇED raporunu ve mahkeme kararını da iptal ettirmeleri,
Hükümet tarafından “yerine yeni ağaçlar dikileceği” sözü verilen binlerce m2 yanan ormanın bir gecede orman vasfından çıkarılıp imara açılması. Son 23 yılda 50 milyon m2 orman arazisi yangınlar sonrası “orman arazisi” kapsamından çıkarıldı.
8 adet yangın uçağının bakımı için harcanmayan 4 milyon doların kat be kat fazlasının yabancılardan uçak kiralayarak harcanması. Ve o 8 uçağın hangarlarda çürümesi,
Hatta mesela orman yangınları için yangın söndürme uçağı almak dururken milletin hazinesinden Arnavutluk’a uçak hibe edilmesi,
Emekliye, işçiye seyyanen zam yapılmayıp, hatta enflasyon farkı bile tam verilmeyip Somali’ye 30 milyon dolar hibe edilmesi, 1 milyar dolarlık kalkınma yardımı yapılması, yetmedi, üstüne Ankara’dan 5 bin m2 lüks hazine arazisizin hibe edilmesi,
Bitmedi, Moğolistan’a 50 milyon dolar hibe edilirken, Kırgızistan’ın toplam 100 milyon dolarlık borcunun silinmesi,
Kimin malı kime hibe ediliyor?
Kimin adına kimlerin affettiği belli olmayan ve hapisten güle oynaya salınan azılı terör suçluları. Bugüne dek sessiz sedasız 55 bin terörist salıverilmiş iken 60 bininin daha salıverilecek olması,
Milletçe neredeyse her vekilimize ayda 379 bin lira maaş öderken asıl olan bizlerin ayın sonunu değil artık 5’ini bile getiremediğimiz gerçeği,
Çalışanların %60’ının asgari ücret veya bunun sadece %10 fazlası bir maaşla çalıştığı gerçeği.
Ve hatta bu konuda Dünya’da bir benzerimizin daha olmadığı gerçeği,
Artık şirazesinden çıkmış olan İşçi ve emekli maaşlarına seyyanen zam yapmak yerine 2024’te 650 milyar lira olan sosyal yardım bütçesinin 2025 yılında 917 milyara çıkarılmış olması,
Diyanetin Yılbaşı kutlamalarını lanetlerken, “İzmit Ayini”ne ses çıkarmadığı gerçeği,
Hükümetin sadece bürokratlara/ memurlara seyyanen zam yaptığı ve ne emekliyi ne de işçileri umursamadığı gerçeği, maaşlar arası adaletsizlik makasının giderek açıldığı gerçeği,
Emeklilerin emekli olabilmek için 30 yıl çalıştığı ama milletvekillerinin sadece 2 yılda emekli olabildiği gerçeği,
Emeklilerin hali hazırda aldığı maaşların 30 yıldır ödediği primle orantısının kalmadığı gerçeği,
Bu arada hâlâ okumaya devam edenleri saygıyla selamlıyorum.
Ödediğimiz maaşlarla yabancı ülkelerde gezip tozup bir de ıstakoz yiyen, paylaşan
9 milyon liralık saatler takabilen ve hatta bunu savunabilen vekillerimizin pişkinliği,
Bu liste böyle uzar gider.
Efendim daha fazla daraltmayayım sizi. Önemsediğim ve unutmayalım istediğim için yazdım.
An itibariyle Avustralya yeni yıla girdi bile. Hepimiz için daha iyi bir yıl diliyorum.
Yeni yıl umarım ki, her birimizin yaşadığımız ülkeyi daha iyi ve yaşanılır bir yer yapmak için sorumluluk alacağı bir yıl olsun. Sevgilerimle,
