İNCİ GÜÇLÜER-Mimar
Köşe Yazarı
İNCİ GÜÇLÜER-Mimar
 

19 Mayıs

19 Mayıs Bayramımızı “Türk Gençliği ”ne armağan eden Atatürk’ün düşüncesi ve mesajı neydi? Onun Gençliğe Hitabında da anlattığı ülke gerçeklerini anlamak ve emaneti teslim almak önemli bir sorumluluktur. Sevgili gençler, Atatürk ülkeyi siyasetçilere, aydınlara, bürokratlara hatta askerlere bile değil de neden size emanet etti sizce? Çünkü Atatürk, vatan savunmasını, vatandan başka hiçbir hesabı olmayacak, var olma mücadelesini milletin geleceği için gerçekleştireceğinden emin olduğu aydınlık bir gençliğe emanet etmişti.   Ülkenin Balkan Savaşları’yla başlayan bir işgal ve yıkım sürecine girdiğini gördüğünde kendisi de henüz çok gençti. O bölgede doğup büyümüş bir çocuk olarak tanık olduğu savaş ve katliam ortamı, kendisini ileriki günlere hazırlamış olmalı. Selanik ve Manastır’da geçen çocukluk ve gençlik yıllarında, göçe zorlanan ve kıyıma uğrayan Balkan Türklerinin yaşadıklarına bizzat tanık olmuş ve yaklaşan sonu öngörebilmişti. Günlüğüne aldığı notlardan da görüyoruz ki, Vatanı kurtarmak düşüncesi aklına düştüğünde Mustafa Kemal, henüz 18-19 yaşlarında bir gençti. Daha sonraları günlüğüne, düşüncelerinin ve milli duygularının gelişiminde Nâmık Kemal’in, fikirlerinin oluşumunda ise Ziya Gökalp’in büyük etkisi olduğunu yazacaktır.   Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs tarihini neden önemsemişti ve bir Milli Bayram olarak kutlanmasını istemişti?   Çünkü 19 Mayıs günü başlattığı hareketin, Anadolu’da bir “Kurtuluş Meşalesi” yaktığı gün olduğunu biliyordu. Esasen yola çıkarken, uzun süredir İngiliz Generalin Vahdettin’e yaptığı baskılar sonucunda kendisine verilen görev belliydi. Bir süredir Samsun ve çevresini İngiliz desteğiyle ele geçirmeye çalışan Rum çeteleri, bölge halkına cehennemi yaşatıyordu. Yağmaların yerini katliamlar alınca karşılıklı çatışma başlamıştı. Rumlar ummadıkları ve başa çıkamadıkları Türk ahalinin direnişini, İngiliz Komiserliğine şikâyet etmişlerdi.   Samsun İngilizler için önemli bir ikmal limanıydı. Bu liman aracılığıyla Anadolu’ya cephane ve kitlesel asker sevkiyatı yapan işgal kuvvetleri için buradaki Türk direnişi kabul edilemez hale gelmişti. İşte hem Osmanlı arşivlerinde ve hem de İngiliz arşivlerinde bir örneği bulunan ve Padişah Vahdettin tarafından Mustafa Kemal’e verilen görev emri, bu Türk direnişini sonlandırıp Türk ahalinin silahlarını toplayarak İngiliz komisere teslim etmekti.   Oysa Atatürk’ün aklında, bu görev emriyle çıktığı Samsun’da çok başka bir plan vardı. Uygulamaya koyduğu plan dâhilinde, aldığı emir gereği silahları toplayıp geri dönmeyen, aksine kısa süre sonra Anadolu’ya geçen Mustafa Kemal için Sultan Vahdettin ölüm emri çıkarır. Mustafa Kemal’in buna cevabı ise askerlik görevini terk ederek milletinin sadece bir ferdi olarak kurtuluş için ant içmek yönünde olacaktır.   İşte o gün Samsun’dan başlattığı Milli Mücadele aslında uzun bir yok oluş sürecinin sonunun da başlangıcı olmuştu.   Böylece, 1821 de Mora Katliamı ile başlayıp Balkanlar ve Anadolu’da vahşi ve bilinçli bir planla sürdürülen Türk Soykırımı tam 101 yıl sonra nihayet Ağustos 1922’de Sakarya’da durdurulabilmişti.   Bu süreçte 6 milyona yakın Türk katledilmiş, bir bu kadarı da Anadolu’ya göçe zorlanmış ve 1 milyondan fazlası da göç yollarında kayıp olmuştu.   Balkan katliamları nedeniyle Sırplar ve Bulgarlardan kaçıp Anadolu’ya sığınan bedbaht Türk göçmenlerini, yazık ki burada da önce Rum ve Ermenilerin, ardından da İngiliz, Fransız ve Yunanların katliamları karşılamıştı. İşte Mustafa Kemal’in direniş hareketine ilk katılan ve Kuvayı Milliye’nin ilk gönüllü askeri olanlar bu Balkan göçmenleri olmuştu. Çünkü onlar süreci daha önce zaten yaşamışlardı. Yaklaşan sonu biliyorlardı. Fakat artık kaçacak, sığınılacak başka bir vatan toprağı kalmamıştı. Direnmek kaçınılmazdı, görüyorlardı.   Yaklaşan ve nihayet Anadolu’ya sıçrayan Türk Soykırımının son Türk devleti olan Osmanlı İmparatorluğu’nun sonu olacağı açıktı. Padişah Vahdettin, o günlerde Sarayında, 5. ve genç karısı için hazırladığı dillere destan bir düğünün hazırlığındaydı. Kimsesiz ve savunmasız bıraktığı tebaasının, camilere doldurulup yakılması pek de umurunda değildi. Sürecin sonunda da İstanbul’un anahtarını 4 yıldır şehri işgal edip zaten ele geçirmiş olan İngiliz Generale devredip yine bir İngiliz zırhlısıyla ülkesini terk etmişti.   19 Mayıs günü Atatürk bu Kurtuluş Mücadelesini başlatmasaydı, muhtemeldir ki kısa süre içinde Türk’ün son Devleti de ortadan kalkmış olacaktı. Kadim Türk yurdu Anadolu’daki Türk varlığı ise, imha ederek adım adım ilerleyen Rum-Ermeni-Yunan ihanet üçlüsü ve onların Batılı efendileri eliyle tamamen ortadan kaldırılmış olacaktı. Böylece bu Haçlı Ordusunun neredeyse 600 yıllık hayalleri gerçekleşmiş olacaktı.   Mustafa Kemal Türk’ün kutup yıldızıdır. Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919 günü Samsun’dan Anadolu’ya doğan ve yeni bir Türk devleti daha kurabilmemizin rehberi olmuş kişidir. Mustafa Kemal, Türk’ü, bir Sultanın sessiz kulu, bir din adamının itaatkâr ümmeti olmaktan kurtarıp ona bağımsız bir birey olduğunu hatırlatan kişidir. Mustafa Kemal bize, kendi tarihimiz, kültürümüz, dilimiz olduğunu ve bir millet olduğumuz gerçeğini gösteren kişidir.   Ey Türk Gençliği, sorumluluğuna ve emanetine sahip çıkmak için bir görev aldığını unutma! Bu topraklarda doğmuş olman tesadüf olamaz. Unutma ki, hiç kimseye kaldıramayacağı bir sorumluluk yüklenmez.   19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!                
Ekleme Tarihi: 19 Mayıs 2026 -Salı

19 Mayıs

19 Mayıs Bayramımızı “Türk Gençliği ”ne armağan eden Atatürk’ün düşüncesi ve mesajı neydi? Onun Gençliğe Hitabında da anlattığı ülke gerçeklerini anlamak ve emaneti teslim almak önemli bir sorumluluktur.

Sevgili gençler, Atatürk ülkeyi siyasetçilere, aydınlara, bürokratlara hatta askerlere bile değil de neden size emanet etti sizce?

Çünkü Atatürk, vatan savunmasını, vatandan başka hiçbir hesabı olmayacak, var olma mücadelesini milletin geleceği için gerçekleştireceğinden emin olduğu aydınlık bir gençliğe emanet etmişti.

 

Ülkenin Balkan Savaşları’yla başlayan bir işgal ve yıkım sürecine girdiğini gördüğünde kendisi de henüz çok gençti. O bölgede doğup büyümüş bir çocuk olarak tanık olduğu savaş ve katliam ortamı, kendisini ileriki günlere hazırlamış olmalı.

Selanik ve Manastır’da geçen çocukluk ve gençlik yıllarında, göçe zorlanan ve kıyıma uğrayan Balkan Türklerinin yaşadıklarına bizzat tanık olmuş ve yaklaşan sonu öngörebilmişti.

Günlüğüne aldığı notlardan da görüyoruz ki, Vatanı kurtarmak düşüncesi aklına düştüğünde Mustafa Kemal, henüz 18-19 yaşlarında bir gençti.

Daha sonraları günlüğüne, düşüncelerinin ve milli duygularının gelişiminde Nâmık Kemal’in, fikirlerinin oluşumunda ise Ziya Gökalp’in büyük etkisi olduğunu yazacaktır.

 

Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs tarihini neden önemsemişti ve bir Milli Bayram olarak kutlanmasını istemişti?

 

Çünkü 19 Mayıs günü başlattığı hareketin, Anadolu’da bir “Kurtuluş Meşalesi” yaktığı gün olduğunu biliyordu.

Esasen yola çıkarken, uzun süredir İngiliz Generalin Vahdettin’e yaptığı baskılar sonucunda kendisine verilen görev belliydi. Bir süredir Samsun ve çevresini İngiliz desteğiyle ele geçirmeye çalışan Rum çeteleri, bölge halkına cehennemi yaşatıyordu. Yağmaların yerini katliamlar alınca karşılıklı çatışma başlamıştı. Rumlar ummadıkları ve başa çıkamadıkları Türk ahalinin direnişini, İngiliz Komiserliğine şikâyet etmişlerdi.

 

Samsun İngilizler için önemli bir ikmal limanıydı. Bu liman aracılığıyla Anadolu’ya cephane ve kitlesel asker sevkiyatı yapan işgal kuvvetleri için buradaki Türk direnişi kabul edilemez hale gelmişti.

İşte hem Osmanlı arşivlerinde ve hem de İngiliz arşivlerinde bir örneği bulunan ve Padişah Vahdettin tarafından Mustafa Kemal’e verilen görev emri, bu Türk direnişini sonlandırıp Türk ahalinin silahlarını toplayarak İngiliz komisere teslim etmekti.

 

Oysa Atatürk’ün aklında, bu görev emriyle çıktığı Samsun’da çok başka bir plan vardı. Uygulamaya koyduğu plan dâhilinde, aldığı emir gereği silahları toplayıp geri dönmeyen, aksine kısa süre sonra Anadolu’ya geçen Mustafa Kemal için Sultan Vahdettin ölüm emri çıkarır.

Mustafa Kemal’in buna cevabı ise askerlik görevini terk ederek milletinin sadece bir ferdi olarak kurtuluş için ant içmek yönünde olacaktır.

 

İşte o gün Samsun’dan başlattığı Milli Mücadele aslında uzun bir yok oluş sürecinin sonunun da başlangıcı olmuştu.

 

Böylece, 1821 de Mora Katliamı ile başlayıp Balkanlar ve Anadolu’da vahşi ve bilinçli bir planla sürdürülen Türk Soykırımı tam 101 yıl sonra nihayet Ağustos 1922’de Sakarya’da durdurulabilmişti.

 

Bu süreçte 6 milyona yakın Türk katledilmiş, bir bu kadarı da Anadolu’ya göçe zorlanmış ve 1 milyondan fazlası da göç yollarında kayıp olmuştu.

 

Balkan katliamları nedeniyle Sırplar ve Bulgarlardan kaçıp Anadolu’ya sığınan bedbaht Türk göçmenlerini, yazık ki burada da önce Rum ve Ermenilerin, ardından da İngiliz, Fransız ve Yunanların katliamları karşılamıştı. İşte Mustafa Kemal’in direniş hareketine ilk katılan ve Kuvayı Milliye’nin ilk gönüllü askeri olanlar bu Balkan göçmenleri olmuştu. Çünkü onlar süreci daha önce zaten yaşamışlardı. Yaklaşan sonu biliyorlardı. Fakat artık kaçacak, sığınılacak başka bir vatan toprağı kalmamıştı. Direnmek kaçınılmazdı, görüyorlardı.

 

Yaklaşan ve nihayet Anadolu’ya sıçrayan Türk Soykırımının son Türk devleti olan Osmanlı İmparatorluğu’nun sonu olacağı açıktı. Padişah Vahdettin, o günlerde Sarayında, 5. ve genç karısı için hazırladığı dillere destan bir düğünün hazırlığındaydı. Kimsesiz ve savunmasız bıraktığı tebaasının, camilere doldurulup yakılması pek de umurunda değildi. Sürecin sonunda da İstanbul’un anahtarını 4 yıldır şehri işgal edip zaten ele geçirmiş olan İngiliz Generale devredip yine bir İngiliz zırhlısıyla ülkesini terk etmişti.

 

19 Mayıs günü Atatürk bu Kurtuluş Mücadelesini başlatmasaydı, muhtemeldir ki kısa süre içinde Türk’ün son Devleti de ortadan kalkmış olacaktı. Kadim Türk yurdu Anadolu’daki Türk varlığı ise, imha ederek adım adım ilerleyen Rum-Ermeni-Yunan ihanet üçlüsü ve onların Batılı efendileri eliyle tamamen ortadan kaldırılmış olacaktı. Böylece bu Haçlı Ordusunun neredeyse 600 yıllık hayalleri gerçekleşmiş olacaktı.

 

Mustafa Kemal Türk’ün kutup yıldızıdır.

Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919 günü Samsun’dan Anadolu’ya doğan ve yeni bir Türk devleti daha kurabilmemizin rehberi olmuş kişidir.

Mustafa Kemal, Türk’ü, bir Sultanın sessiz kulu, bir din adamının itaatkâr ümmeti olmaktan kurtarıp ona bağımsız bir birey olduğunu hatırlatan kişidir.

Mustafa Kemal bize, kendi tarihimiz, kültürümüz, dilimiz olduğunu ve bir millet olduğumuz gerçeğini gösteren kişidir.

 

Ey Türk Gençliği, sorumluluğuna ve emanetine sahip çıkmak için bir görev aldığını unutma!

Bu topraklarda doğmuş olman tesadüf olamaz.

Unutma ki, hiç kimseye kaldıramayacağı bir sorumluluk yüklenmez.

 

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!

               

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
ibarahim DEMİR
(19.05.2026 16:36 - #5647)
Her yazını ilgi ile okuyorum. Yüreğine sağlık oldukça anlamlı bir yazı dönemi irdelemek ve günümüze dikkati çekmek sanırım başarı ile gerçekleştirmişin. eline sağlık tebrik ederim .
İnci Güçlüer Çok teşekkür ederim ilgine ve desteğine. Amacım bilinç ve farkındalık yaratmak. Hatırlatmak. Selâmlar,
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
İpek
(19.05.2026 20:34 - #5649)
Bu anlamlı paylaşım için çok teşekkür ederim. 19 Mayıs’ın ve Atatürk’ün emanetinin değerini, arkasındaki büyük tarihi gerçeklerle hatırlatan muazzam bir yazı olmuş.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.