Hamdi Özdemir
Köşe Yazarı
Hamdi Özdemir
 

Memleket Sofrası

Memleket sofrası kurulmuş. Masalar dolu, tabaklar boş. Kapıda kocaman bir tabela: “Her şey yolunda, afiyet olsun!” Ama içeri giren herkes biliyor ki bu sofrada ekmek yok, umut yok, sadece söz var. Manavın tezgâhında domates hâlâ kırmızı görünüyor; ne tadı var, ne kokusu. Ama fiyatı ateş gibi yanıyor. Bakkalın rafında ekmek var, ama Hasan Amca’nın tekaüt maaşı yetmiyor. Nasıl yetsin? Maaş daha kapıdan girerken eriyor; elektrik faturasına, pazardaki üç domatese, bir ekmek kuyruğuna. Çorba kaynamıyor, tencere boş. Mutfakta anne patatesin kabuğunu soyarken içini bulamıyor. Çocuk soruyor: “Anne, yumurta var mı?” Anne gülüyor: “Var, ama komşunun buzdolabında.” İşte gündemin en çıplak hali: mutfak, pazar, boş tabaklar… Televizyon sabah haberlerinde karabasan gibi aynı ses: operasyonlar, gözaltılar. Sokakta sirenler çalıyor. Belediye başkanı, karısı, damadı…  Bir meclis üyesi sorguda… Şehirde özgürlük kokusu değil, yanık tencere kokusu dolaşıyor. Herkes birbirine bakıyor:  “Bu yemek fazla pişmiş, içinde özgürlük kalmamış.” Meclis koridorlarında CHP’nin butlan tartışmaları yükseliyor. Kat kat söz, ama içi boş. Bir gün “temizlik” bahanesiyle fırına verilmiş, ertesi gün “butlan” sosuyla geri getirilmiş. Masadakiler soruyor:  “Bu börekten kim doyacak?” Parti içindeki tartışmalar, mutfaktaki boş tencereden farksız. Adalet sofranın en acı yemeği. Mahkeme salonları mutfak gibi; kararlar pişmeden servis ediliyor. Hak arayanın önüne boş tabakta sadece sıcak su konuyor. Garson gülümseyerek açıklıyor: “Efendim, tarif değişti. Artık adalet yerine prosedür kullanıyoruz.” Ekonomi masasında enflasyonun dumanı yükseliyor. TÜİK yine sahibinin sesi; aynı şarkıyı çalıyor. Resmî tabloda yüzde on, manavın tezgâhında yüzde yüz. Vergiler sofraya yeni baharat gibi ekleniyor; her lokmada acı daha da artıyor. Asgari ücret pilavı ilk başta dolu görünüyordu, ama sıcakla birlikte buhar olup uçtu. Tabakta sadece boşluk kaldı. Hasan Amca başını sallıyor: “Benim maaşım bu pilavı bile almıyor.” Ara seçim tatlısı masalara dağıtılıyor. Görünüşü şatafatlı, üzeri kremayla süslenmiş. Ama kaşığı daldırınca içi boş çıkıyor. Müşteriler birbirine bakıyor: “Tatlı mı bu, yoksa kandırmaca mı?” Salonun en arka köşesinde NATO toplantısı var. Bayraklar asılmış, masalar süslenmiş. Meze tabakları dolu görünüyor, ama doyurucu hiçbir şey yok. Garson açıklıyor: “Efendim, bu tabak sadece gösteri amaçlıdır, yiyemezsiniz.” Masadakiler fısıldıyor: “Bu meze bizim karnımızı doyurmaz, ama masayı süsler.” NATO toplantısı var, Ankara tatilde! Sokaklar boş, gündem ağır. Bir yanda milyarlarca harcama, diğer yanda mutfağında yangın yaşayan halk. Devletin vitrini ışıl ışıl, ama evlerin içi karanlık! Bir taraf “uluslararası prestij” derken, diğer taraf “yaşam mücadelesi” veriyor. Ve bütün bu sahnelerin ortasında biz oturuyoruz. Masada boş tabaklar, yanık kokusu, eksik malzemeler. Tatil hayali bile sofraya konulamıyor; çünkü yol parası, otel parası, deniz kenarında bir simit bile artık lüks. Çevre desen, sofranın dışındaki bahçede ağaçlar kesilmiş, gökyüzü gri. Kapıda hâlâ aynı tabela: “Her şey yolunda, afiyet olsun!” Ama içeridekiler birbirine bakıyor: — “Afiyet mi? Daha ekmek bile yok ortada.” “Adaletin, üretimin, eğitimin ekonomik özgürlüğün olmadığı her yerde, harcanan milyarlar da, yapılan toplantılar da boş bir gösteriden ibaret kalır.”  
Ekleme Tarihi: 22 Haziran 2026 -Pazartesi

Memleket Sofrası

Memleket sofrası kurulmuş.

Masalar dolu, tabaklar boş. Kapıda kocaman bir tabela:

“Her şey yolunda, afiyet olsun!”

Ama içeri giren herkes biliyor ki bu sofrada ekmek yok, umut yok, sadece söz var.

Manavın tezgâhında domates hâlâ kırmızı görünüyor; ne tadı var, ne kokusu. Ama fiyatı ateş gibi yanıyor. Bakkalın rafında ekmek var, ama Hasan Amca’nın tekaüt maaşı yetmiyor. Nasıl yetsin? Maaş daha kapıdan girerken eriyor; elektrik faturasına, pazardaki üç domatese, bir ekmek kuyruğuna. Çorba kaynamıyor, tencere boş.

Mutfakta anne patatesin kabuğunu soyarken içini bulamıyor.

Çocuk soruyor: “Anne, yumurta var mı?”

Anne gülüyor: “Var, ama komşunun buzdolabında.”

İşte gündemin en çıplak hali: mutfak, pazar, boş tabaklar…

Televizyon sabah haberlerinde karabasan gibi aynı ses: operasyonlar, gözaltılar. Sokakta sirenler çalıyor. Belediye başkanı, karısı, damadı…

 Bir meclis üyesi sorguda…

Şehirde özgürlük kokusu değil, yanık tencere kokusu dolaşıyor. Herkes birbirine bakıyor:  “Bu yemek fazla pişmiş, içinde özgürlük kalmamış.”

Meclis koridorlarında CHP’nin butlan tartışmaları yükseliyor. Kat kat söz, ama içi boş. Bir gün “temizlik” bahanesiyle fırına verilmiş, ertesi gün “butlan” sosuyla geri getirilmiş. Masadakiler soruyor:

 “Bu börekten kim doyacak?”

Parti içindeki tartışmalar, mutfaktaki boş tencereden farksız.

Adalet sofranın en acı yemeği. Mahkeme salonları mutfak gibi; kararlar pişmeden servis ediliyor. Hak arayanın önüne boş tabakta sadece sıcak su konuyor. Garson gülümseyerek açıklıyor: “Efendim, tarif değişti. Artık adalet yerine prosedür kullanıyoruz.”

Ekonomi masasında enflasyonun dumanı yükseliyor. TÜİK yine sahibinin sesi; aynı şarkıyı çalıyor. Resmî tabloda yüzde on, manavın tezgâhında yüzde yüz.

Vergiler sofraya yeni baharat gibi ekleniyor; her lokmada acı daha da artıyor. Asgari ücret pilavı ilk başta dolu görünüyordu, ama sıcakla birlikte buhar olup uçtu.

Tabakta sadece boşluk kaldı. Hasan Amca başını sallıyor: “Benim maaşım bu pilavı bile almıyor.”

Ara seçim tatlısı masalara dağıtılıyor. Görünüşü şatafatlı, üzeri kremayla süslenmiş. Ama kaşığı daldırınca içi boş çıkıyor. Müşteriler birbirine bakıyor: “Tatlı mı bu, yoksa kandırmaca mı?”

Salonun en arka köşesinde NATO toplantısı var. Bayraklar asılmış, masalar süslenmiş. Meze tabakları dolu görünüyor, ama doyurucu hiçbir şey yok.

Garson açıklıyor: “Efendim, bu tabak sadece gösteri amaçlıdır, yiyemezsiniz.” Masadakiler fısıldıyor: “Bu meze bizim karnımızı doyurmaz, ama masayı süsler.”

NATO toplantısı var, Ankara tatilde! Sokaklar boş, gündem ağır. Bir yanda milyarlarca harcama, diğer yanda mutfağında yangın yaşayan halk.

Devletin vitrini ışıl ışıl, ama evlerin içi karanlık! Bir taraf “uluslararası prestij” derken, diğer taraf “yaşam mücadelesi” veriyor.

Ve bütün bu sahnelerin ortasında biz oturuyoruz. Masada boş tabaklar, yanık kokusu, eksik malzemeler. Tatil hayali bile sofraya konulamıyor; çünkü yol parası, otel parası, deniz kenarında bir simit bile artık lüks. Çevre desen, sofranın dışındaki bahçede ağaçlar kesilmiş, gökyüzü gri.

Kapıda hâlâ aynı tabela: “Her şey yolunda, afiyet olsun!”

Ama içeridekiler birbirine bakıyor: — “Afiyet mi? Daha ekmek bile yok ortada.”

“Adaletin, üretimin, eğitimin ekonomik özgürlüğün olmadığı her yerde, harcanan milyarlar da, yapılan toplantılar da boş bir gösteriden ibaret kalır.”

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (7)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Murat SARITAŞ
(22.06.2026 16:20 - #5858)
Kalemine yüreğine sağlık arkadaşım, çok güzel anlatmışsın.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
MESUT ÖZDEMİR
(22.06.2026 23:20 - #5867)
Komşusu açken tok yatan bizden değildir komşu komsunun külüne muhtaçtır derlerfi eskiden şimdi gemisini kurtaran kaptan okuyor tok açı galibden anlamıyor
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
naci Özcan
(23.06.2026 08:22 - #5869)
halı pür melalimizin resmidir bu yazın....gönlüne eline sağlık şarkı gibi bir yazı olmuş... "hava bedava su bedava" yi animsatiyor hersey bombos....
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Halil Dağcı.
(23.06.2026 08:25 - #5870)
Hocam her yazdığınız doğru, ama çaresi ne bir onu yazmamışsın. Herkes her yapılanı biliyor, ama çaresi ne, halk da hala sabır var, sahi biz hala ne olmasını bekliyoruz ayağa kalkmak için?
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Mehmet Karasu
(23.06.2026 22:51 - #5876)
"Ekmek herkese yetecekti aslında. Tarlaya karga dadandı, ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami..." yazının özeti. Daha ne olsun...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
F Berker
(24.06.2026 00:34 - #5877)
Yaşasın TÜİK Dünya bizi kıskanıyor ama ekmek 20 liraya dayandı . 17,5 lira
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Rahmi özcan
(24.06.2026 12:05 - #5879)
Ülkemiz in yaşadığı şartlar ı çok iyi özetlemişsin. Yüreğine sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.