Hamdi Özdemir
Köşe Yazarı
Hamdi Özdemir
 

Dalkavukluk Mevsimi

 Lider, tartışmalı bir yargı kararıyla göreve geldiğinde, etrafında yapay bir alkış tufanı vardı. İntikam, Hesap Sorma, İhraçlar, kurultaylar, tartışmalar. Liderin her adımında dalkavuklar hazır bekliyordu. Lider kürsüye çıktı, gazete okumadığını, sosyal medyayı izlemediğini söylediğinde bile, bir danışman ayağa kalkıp: “Efendim, bu uzak duruşunuz bile halkın nabzını tutma biçiminizdir,” dedi. Her sabah Lidere Parti Merkezinde çay servisi yapılırken, bardaktaki buhar için bile dalkavuklar: “Efendim, bu öngörünüzün sıcaklığıdır,” diye yorumladı. Çay fazla demli olduğunda, “Efendim, bu yoğunluk bile sizin kararlılığınızı yansıtıyor” denildi. Akşamüstü toplantısında bir sandalye gıcırdadığında, başka bir ses: “Efendim, bu ses bile değişimin ayak sesleri,” dediğinde yine alkış tufanı koptu. Sayın lider, bir ara dinlenmek için makam odasına çekildi. Kulağına fısıldanan yağlı sözleri düşündü, bıyık altından gülümsedi. Attı kendini koltuğuna, içinden, “Oh be, koltuğumu ne kadar özlemişim!” diye geçirdi. Ardından kendi kendine mırıldandı: “Butlanda butlan ha…” Ve yine gülümseyerek, o sözlerin tadını çıkardı. Parti binasının asansörü bozuldu. Katlar arasında sıkışıp kalanlar telaş içindeydi. Dalkavuklardan biri hemen devreye girdi: “Efendim, bu asansör bile sizin sabrınızı sınamak için durdu. Bu liderliğinizin göstergesidir!” dedi. Başka biri, Lider kürsüde konuşurken mikrofon cızırtı çıkardığında: “Efendim, bu cızırtı bile halkın içindeki enerjiyi yansıtıyor,” diye yorumladı. Her fırsatta “Gemiyi sağlam limana çekeceğim” dedi. Oysa kongre yapmama eğilimindeydi. Buna rağmen çevresindekiler: “kongre yapmamasını bile demokrasiye yeni bir yorum getiriyor,” diye övgüye dönüştürdüler. Toplumda alıcısı olmayan şahısların etrafında yer alması bile asla sorun değildi. Tam tersine: “Efendim, bu tercihleriniz halkın çeşitliliğini yansıtıyor,” diye dalkavuklar methiyeler düzenlediler. Bir gün kendi arkadaşlarını hırsızlıkla ve terör örgütüyle yaftalamayı itham etti. Salondaki sessizlik kısa sürdü. Söylediklerinden pek bir şey anlamadılarsa da ardından yine alkışlar yükseldi: “Efendim, bu cesur ithamlarınız bile öngörünüzün kanıtıdır,” dediler. Rakiplerini harcarken bile, dalkavuklar: “Efendim, bu eleştirileriniz partiyi arındırıyor,” diyerek methiyeler düzmeye devam ettiler. Sosyal medyada bir selfie paylaşılır. Altına binlerce menfi yorum olsa da: “Efendim, bu fotoğrafınız bile bize umut veriyor. Gözlerinizde kalkınma, ruhunuz da şahlanma var,” dediler. Gelin arabası gibi yüzlerce çiçekle süslenmiş makam aracı Parti Merkez’inin girişine yanaştığında, önceden hazırlanmış yapay bir güruh alkış tufanı kopardı. Çiçeklerin arasından zar zor görünen aracın kapısı açıldığında, ithal danışmanı kulağına eğilip fısıldadı: “Efendim, bu görüntü halkın size bağlılığının sembolüdür,” dedi. Oysa o güruh, sabah otobüslerle taşınmış, ellerine bayrak ve pankart tutuşturulmuştu. Ama varsın olsundu. Çiçeklerin kokusu bile yapaydı; plastikten yapılmış güller güneşte parlıyor, alkışların arasında sahte bir bahar havası estiriyordu. Bir öğle yemeğinde önüne bir kâse çorba getirildiğinde: “Efendim, bu çorba sizin liderliğinizin bir yansımasıdır,” denildi. Akşamüstü odasında bir dosya yanlışlıkla yere düştüğünde: “Efendim, bu düşüş bile halkın size olan bağlılığının sembolü,” diye alkışlandı. Lider sanata merak saldığında, önünde ki A4 kâğıdına üç çizgi çekti; yaptığı tablonun adına “Yarın” dedi. Tabloyu satın alan kişi: “Efendim, bu çizgiler stratejinizin sanatsal özeti,” diyerek olağanüstü övgüler düzdü. Lider ise içtenlikle: “Aslında yanlışlıkla yaptım, kalem kaymıştı,” dedi. Ama onu duyan olmadı. Aslında duymasının bir önemi bile yoktu. Alan için bir kartvizitiydi. Sonunda balkona çıktı ve: “Kendiniz olun,” dedi. Kalabalık ise: “Ne müthiş bir öngörü efendim, kendimizi nasıl değiştirebiliriz?” diyerek onun sözlerini kendi bildikleri gibi yorumladı. Bu topraklarda tarımda ürün çeşitliliği kadar dalkavuk yetiştirmenin de ustasıyız. Gerçek bereket, dalkavukluğun sonsuz gücü gibi görünüyor. Her mevsim yeşeriyor, her dönemde biçiliyor. Kimi zaman bir çay buharında, kimi zaman bir sandalye gıcırtısında. Kimi zaman bir mikrofon cızırtısında, kimi zaman bir balkon konuşmasında. Ve biz, bu sonsuz dalkavukluk mevsiminde, gerçekleri değil, alkışları biçiyoruz.  
Ekleme Tarihi: 15 Haziran 2026 -Pazartesi

Dalkavukluk Mevsimi

 Lider, tartışmalı bir yargı kararıyla göreve geldiğinde, etrafında yapay bir alkış tufanı vardı. İntikam, Hesap Sorma, İhraçlar, kurultaylar, tartışmalar.

Liderin her adımında dalkavuklar hazır bekliyordu. Lider kürsüye çıktı, gazete okumadığını, sosyal medyayı izlemediğini söylediğinde bile, bir danışman ayağa kalkıp: “Efendim, bu uzak duruşunuz bile halkın nabzını tutma biçiminizdir,” dedi.

Her sabah Lidere Parti Merkezinde çay servisi yapılırken, bardaktaki buhar için bile dalkavuklar: “Efendim, bu öngörünüzün sıcaklığıdır,” diye yorumladı.

Çay fazla demli olduğunda, “Efendim, bu yoğunluk bile sizin kararlılığınızı yansıtıyor” denildi. Akşamüstü toplantısında bir sandalye gıcırdadığında, başka bir ses: “Efendim, bu ses bile değişimin ayak sesleri,” dediğinde yine alkış tufanı koptu.

Sayın lider, bir ara dinlenmek için makam odasına çekildi. Kulağına fısıldanan yağlı sözleri düşündü, bıyık altından gülümsedi. Attı kendini koltuğuna, içinden, “Oh be, koltuğumu ne kadar özlemişim!” diye geçirdi. Ardından kendi kendine mırıldandı: “Butlanda butlan ha…” Ve yine gülümseyerek, o sözlerin tadını çıkardı.

Parti binasının asansörü bozuldu. Katlar arasında sıkışıp kalanlar telaş içindeydi. Dalkavuklardan biri hemen devreye girdi: “Efendim, bu asansör bile sizin sabrınızı sınamak için durdu. Bu liderliğinizin göstergesidir!” dedi.

Başka biri, Lider kürsüde konuşurken mikrofon cızırtı çıkardığında: “Efendim, bu cızırtı bile halkın içindeki enerjiyi yansıtıyor,” diye yorumladı.

Her fırsatta “Gemiyi sağlam limana çekeceğim” dedi. Oysa kongre yapmama eğilimindeydi. Buna rağmen çevresindekiler: “kongre yapmamasını bile demokrasiye yeni bir yorum getiriyor,” diye övgüye dönüştürdüler.

Toplumda alıcısı olmayan şahısların etrafında yer alması bile asla sorun değildi. Tam tersine: “Efendim, bu tercihleriniz halkın çeşitliliğini yansıtıyor,” diye dalkavuklar methiyeler düzenlediler.

Bir gün kendi arkadaşlarını hırsızlıkla ve terör örgütüyle yaftalamayı itham etti. Salondaki sessizlik kısa sürdü. Söylediklerinden pek bir şey anlamadılarsa da ardından yine alkışlar yükseldi: “Efendim, bu cesur ithamlarınız bile öngörünüzün kanıtıdır,” dediler.

Rakiplerini harcarken bile, dalkavuklar: “Efendim, bu eleştirileriniz partiyi arındırıyor,” diyerek methiyeler düzmeye devam ettiler.

Sosyal medyada bir selfie paylaşılır. Altına binlerce menfi yorum olsa da: “Efendim, bu fotoğrafınız bile bize umut veriyor. Gözlerinizde kalkınma, ruhunuz da şahlanma var,” dediler.

Gelin arabası gibi yüzlerce çiçekle süslenmiş makam aracı Parti Merkez’inin girişine yanaştığında, önceden hazırlanmış yapay bir güruh alkış tufanı kopardı. Çiçeklerin arasından zar zor görünen aracın kapısı açıldığında, ithal danışmanı kulağına eğilip fısıldadı: “Efendim, bu görüntü halkın size bağlılığının sembolüdür,” dedi.

Oysa o güruh, sabah otobüslerle taşınmış, ellerine bayrak ve pankart tutuşturulmuştu. Ama varsın olsundu. Çiçeklerin kokusu bile yapaydı; plastikten yapılmış güller güneşte parlıyor, alkışların arasında sahte bir bahar havası estiriyordu.

Bir öğle yemeğinde önüne bir kâse çorba getirildiğinde: “Efendim, bu çorba sizin liderliğinizin bir yansımasıdır,” denildi.

Akşamüstü odasında bir dosya yanlışlıkla yere düştüğünde: “Efendim, bu düşüş bile halkın size olan bağlılığının sembolü,” diye alkışlandı.

Lider sanata merak saldığında, önünde ki A4 kâğıdına üç çizgi çekti; yaptığı tablonun adına “Yarın” dedi. Tabloyu satın alan kişi: “Efendim, bu çizgiler stratejinizin sanatsal özeti,” diyerek olağanüstü övgüler düzdü.

Lider ise içtenlikle: “Aslında yanlışlıkla yaptım, kalem kaymıştı,” dedi. Ama onu duyan olmadı. Aslında duymasının bir önemi bile yoktu. Alan için bir kartvizitiydi.

Sonunda balkona çıktı ve: “Kendiniz olun,” dedi. Kalabalık ise: “Ne müthiş bir öngörü efendim, kendimizi nasıl değiştirebiliriz?” diyerek onun sözlerini kendi bildikleri gibi yorumladı.

Bu topraklarda tarımda ürün çeşitliliği kadar dalkavuk yetiştirmenin de ustasıyız. Gerçek bereket, dalkavukluğun sonsuz gücü gibi görünüyor.

Her mevsim yeşeriyor, her dönemde biçiliyor.

Kimi zaman bir çay buharında, kimi zaman bir sandalye gıcırtısında.

Kimi zaman bir mikrofon cızırtısında, kimi zaman bir balkon konuşmasında.

Ve biz, bu sonsuz dalkavukluk mevsiminde, gerçekleri değil, alkışları biçiyoruz.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (6)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Serap Demirtürk
(15.06.2026 17:52 - #5812)
Başlık , yazıya nasıl da uymuş amma velakin her dönem vardır böyle kendi için başkalarını göğe çıkaran...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
İnci
(15.06.2026 18:46 - #5814)
Onca yıl onu gömenlerin şimdi onu çıkarmaları mı trajikomik yoksa onca kez aldığı yenilgiyi zafer zannetmesi mi... CHP de padişahlık yapmaktan daha cazip ne ola
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Ahmet Yalçın ÖACAN
(16.06.2026 15:31 - #5820)
Sahte liderleri, koltuk sevdalılarını ne güzel betimlemişsin Hamdiciğim , kutluyorum.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
AYN
(16.06.2026 21:05 - #5822)
Kalemine sağlık Hamdi başımıza bu dalkavukların açtığı belayı temizlemek görevimiz oldu artık...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Müslüm Ateş
(16.06.2026 22:09 - #5824)
Hamdi kardeşim çok güzel çözümlemişsin. Bizlerdede kabahat çok. Butlancı kk normal bir evet efendim ile ssk gnl müdürü olmuş kişi. Öyle üstün vasıflı birisi değilki sadece aleviliği öne çıkartılan bir şahıs idi. İş alevi kişilere kalırsa Seyfi oktay adalet bakanı, mustafa kul, arif sağ vb nice alevi bakanlar. Hamdi ruhi yi tanıyorsun soyadını yazmıyorum izin almadığım için. Lise de kendisiyle olan siyasi kavgalarımızı biliyorsun. Geçen sene onunla karşılaştım yanımda oğlum da vardı hoşbeş ederken dediki 2003 de mersin gümrükler başmüdürü bunun arkadaşıymış bunun yanına geliyor ve mir mehmet dengir fırat ın yolsuzluk kaçakçılık dosyalarını gösteriyor. Mhp olarak bu dosya üzerinden akp ye bir darbe indirelim diyor arkadaşı ve götürüp dosyayı mhp gnl merkeze veriyorlar. Sonrası ne oluyor bir bakıyorlar tv lerde flaş flaş akp gnl başkan yardımcısı mir dengir fırat ın yolsuzluk dosyaları. Kılıçdaroğlu bütün belgeleriyle açıklıyor mehmet mir dengir fırata hodri meydan diyor. Ve kılıçdaroğlu bu dosyalarla parlatılarak bugünlere gelindi.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Murat SARITAŞ
(22.06.2026 15:26 - #5856)
Kalemine yüreğine sağlık arkadaşım. Çok güzel anlatmışsın günümüzde olanları. Ancak bize bugünleri sağlayanlar olanları görselerdi, en azından Şerife Bacı "Ben bunlar için mi çocuğumun üzerindeki yorganı merminin üzerine örttüm" derdi. Değil kendi çıkarını canını bile düşünmeyen fedakar insanlarımızdan bugüne geldik ne yazık ki.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.