1615 yılında Paris’te Nicolas Fouquet adında bir çocuk doğdu. Ailesi zengin bir aileydi. Babası Breton bölgesinde denizcilik işleriyle meşguldü.
Fransa’da iki çeşit asil aileler vardı, biri kılıç, diğeri cübbe asilleri. Kılıç gücüyle toprak sahibi olup da kraldan unvanlar alanlar gerçek asil aileler sayılıyordu. Bir de yüksek devlet görevlerinde bulunanlar vardı; bunlara üstlerine giydirilen cübbeden ötürü nobless de robe deniyordu. Nicolas böyle bir aileden geliyordu özellikle anne tarafında tanınmışhukukcular vardı.
Genç yaşta çok zeki olduğu anlaşıldı. Kardinal Richelieu'nün de yönlendirmesiyle hukuk okudu ve devlet işlerinde görev aldı. Rakamlarla arası iyiydi ve en çok maliyede başarılı oldu. Kendisine denetlemesi için bazı hesaplar verildi.
O zamanlar devlette bazı görevler para verilerek alınabiliyordu. Babası zengin olduğu için böyle bir ödeme yaparak yüksek mahkemede görev almasını sağladı.
1642 yılında Cardinal Richelieu ölünce yerine Cardinal Mazarin geldi. Mazarin de aynı şekilde Nicolas’in zekâsından etkilenerek onu korumasına aldı. Nicolas bu dönemde çeşitli üst düzey görevlerde bulundu.
O sıralarda Kral XIII. Louis ölmüştü, küçük oğlu XIV. Louis olarak tahta geçti. Eski kral eşinin kral naibesi olarak görev yapmasını istememişti ama çocuk kralın annesi Avusturyalı Anne, bunu dinlemeyecek, kendisini kral naibesi olarak kabul ettirerek idareyi ele alacaktı. Mazarin başbakan olarak görev yapıyordu.
Bu sırada Nicolas, Paris intendantı olarak görev yapıyordu, Paris’in güvenliğinden sorumluydu ve geçen hafta sözünü ettiğimiz Fronde ayaklanmalarında (göstericiler sapanla taş atıyorlardı) Mazarin’i ve kraliyet ailesini koruyarak daha da göze girdi.
Yıldızı parlayınca büyük bir para vererek başsavcı oldu. Kimin para vererek savcılık makamına geleceğine devletin karar vermesi gerekiyordu, o bu müsaadeyi aldi.
O dönemde,Paris Parlementosu bir yüksek mahkeme olarak görev yapıyordu. Nicolas Fouquet de bu mahkemenin başsavcısı olmuştu. Bütün önemli davalarda o savcılık yapacaktı.
Nicolas, 1651 yılında çok zengin bir ailenin kızıyla evlenip servetine servet kattı. 1653'te Gene Mazarin'in yardımıyla Maliye Bakanı (superintendant des finances) oldu.
O yıllarda çok savaş olduğu için en önemli mesele o savaşların finanse edilmesiydi. O zamana kadar maliye iyi idare edilmemiş, vergi toplamada güçlükler olmuştur. Asiller kendi topraklarından topladıkları vergileri tam olarak Hazine'ye göndermiyordu.
Nicolas o kadar zengindi ki kendisi banker gibi devlete borç vermeye başlamıştı. Bu tehlikeli bir işti. Para ödenmezse aile serveti tehlikeye girecekti.
Kendi işleri ve devlet işleri iç içeydi, bu yüzden bir sorun çıkacağı belliydi. Bir ara istifa etmek istedi; Mazarin kabul etmedi.
Rakibi Colbert onu takip ediyor, açığını yakalamak istiyordu. Fouquet hem maliye bakanı hem de savcı olduğu için onun aleyhine dava açmak da zordu. Ayrıca kendisini suçlu göstermeyecek şekilde her şeyi ayarlamasını da biliyordu.
Colbert onun icin ‘çalarken elini temiz tutmayı başarıyordu’ dedi. (var böyleleri)
Nicolas, 1641 yılında Paris yakınlarında çok büyük bir arazi içinde bir şato satın aldı. Yirmi sene boyunca burayı büyüterek adeta bir saray yaptı. Bahçeleri, su düzeni, havuzları, kanalları, fıskiyeleri ile Vaux-le-Vicomteşahane bir yer oldu.
İçindeki resimler, heykeller, sanat eserleri, el yazması kitaplar, mücevherler, antikalar, o büyük salonlarda verilen partiler, balolar konuşulur oldu. Misafirler arasında devrin önemli düşünürleri, yazarları, Paris sosyetesinin tanınmış insanları vardı.
Fouquet'nin serveti bununla da sınırlı değildi. Babasından kalma denizcilik şirketi ve Fransız sömürgelerinde çeşitli yatırımları vardı.
Breton açıklarında bir ada almış, orada ticari faaliyetini yürütüyordu. Adeta “devlet içinde devlet” olmuştu, yatırımlarını korumak için askeri bir tesisi, emrinde askerleri ve silahları vardı.
İşi daha da ileri götürüp Hollanda'dan savaş gemisi sipariş etti. Kraldan habersiz Kuzey Amerika'daki Fransız topraklarını da kendi adamlarıyla idare etmeye çalışıyordu.
Bütün bunlar tehlikeydi. Ama gözü bir şey görmüyordu. Fouquet Breton lehçesinde sincap demekti ve aile armasını sincap olarak almıştı. Armanın üzerindeki ‘Quo non ascendet?’ ‘Nereye çıkamazsın’ yazıyordu. Çıkamayacağı bir yüksekliği yoktu. Bu “motto” iyiydi, güzeldi ama ne yazık ki kendisi sincap değildi.Çok yukarılara çıkmak insan için bazen tehlikeli oluyordu.
1651 yılında Kardinal Mazarin öldü. Fouquet onun yerine başbakan olmayı hayal ediyordu. Colbert ise buna mani olmaya çalışıyordu.
Kral XIV. Louisartık çocuk değildi, büyümüştü, idareyi kendi ele almak istedi ve bundan sonra başbakan istemediğini, bu görevi de bizzat kendisinin üstleneceğini söyledi.
Herkes şaşırdı ama ‘uzun sürmez, kral bir müddet sonra zevke, sefaya dalar, devlet işlerini bir kenara bırakır’ dediler. Öyle olmadı.
Nicolas yaptığı lüks satosu Vaux-le-Vicomte’u krala da göstermek istiyordu. Onu bir baloya davet etti. Bu baloda Molier de bir oyun sergileyecekti.
O zaman daha Versay yapılmamış. Fransa'da o kadar lüks bir saray hayatı yok. Kral ve annesi baloya geldiklerinde gördükleri manzara karşısında şaşırdılar. Yemekler altın tabaklarda, gümüşçatal kaşık takımlarıyla sunuldu, Molier’in Les Facheux isimli oyunu ilk kez oynandı, bale dans gösterileri, havai fişekler, müzikle uyumlu hareket eden fıskiyeler, bahçenin ihtişamı kralı şaşırttığı kadar kıskandırmış ve kızdırmıştı.
17 Ağustos 1661 tarihinde düzenlenen bu eğlence Fouquet'in sonunu getirdi. Kral o gece hemen Fouqet’yi tutuklatmak istediyse de annesi buna rıza göstermedi. “Sen kralın, misafir olduğun yerde ev sahibini tutuklatmak yakışık almaz”, diyerek mani oldu.
Kral daha 22 yaşındaydı ama o da çok akıllıydı ve bu işi ustalıkla yapması gerektiğini anlamıştı. Öncelikle bu başsavcılık görevinden alınması gerekiyordu Nicolas Fouquet'in. Ona bu görevleri başkasına satması gerektiği söylendi. Bu şekilde mahkemenin koruması kalkacaktı. O başsavcıyken onun aleyhine kimse dava açamıyordu.
O zamanın parasıyla 450 bine aldığı görevi bir milyona sattı ve kralı daha fazla kızdırmamak için o parayı hazineye bağışladı.
Kralın metreslerinden birine para teklif ederek kendisinin hesabına sarayda casusluk yapmasını istedi, ama bu hanım durumu krala rapor etti.
Sincap’ın kurnazlıkları artık işe yaramıyordu.
Kral Louis, 5 Eylül’de Nantes bölgesine gideceğini söyledi ve bakanlarının da gelmesini istedi. Bu Fouquet’ye kurulmuş bir tuzaktı.
Burada Fouquet, meşhur d’Artagnan tarafından tutuklandı. Başına gelenlere inanamıyordu. O kendisini hâlâ çok yükseklerde zannediyordu.
Mahkemeye çıkarıldı. Mahkeme tam üç sene sürdü, bütün bu süreci Colbert bizzat takip etti. Fouquet normalde çok iyi konuşmasıyla tanınıyordu ama mahkemede konuşması yasaklandı, sadece yazılı savunma yapabildi. Kendi evrakına ulaşıp delil gösteremedi. Buna karşılık, şatosunda yapılan aramalarda -onun aleyhine kullanılmak üzere- bazı gizli belgeler bir aynanın arkasında bulunarak mahkemeye sunuldu.
Nicolas, 1664 yılında suçlu bulunarak ömür boyu hapse mahkûm edildi ve bugün İtalya sınırları içinde bulunan Alp Dağları'ndaki Pignorel Kalesi'ne gönderildi. Ağır hapishane koşullarında ölene kadar kaldı. 1680 yılında hapishanede vefat etti. Bu sürede eşini yalnız bir kere görebildi. Zamanını okuyarak yazarak tercüme yaparak gecirdi.
Sincap bir daha yüksekleri göremedi.
Kral XIV. Louis ise Vaux-le-Vicomte’den aldığı ilham ile Versailles sarayını aynı mimar, bahçıvan ve sanatçılarla birlikte inşa ettirdi. Vaux-le-Vicomte şatosundan getirdiği sanat eserleriyle dekore ettirdi.
Çocukluğunda Fronde ayaklanmasında yaşadığı korkudan ötürü Paris’i sevmiyordu. Devleti uzun yıllar Versailles’dan idare etti ve 1715’teki ölümüne kadar tam 72 sene krallık yaptı.
