Elif MAT ERKMEN - Araştırmacı-Yazar
Köşe Yazarı
Elif MAT ERKMEN - Araştırmacı-Yazar
 

MAGNA CARTA’ YA GİDEN YOL

Daha önceki yazılarımda Aquitain Düşesi Elanor’un hayatını, yaptığı evlilikleri ve çocuklarını anlatmıştım. Elanor İkinci, Richard ise Üçüncü Haçlı Seferleri'ne katılmışlardı. “Aslan Yürekli” lakabı verilen Richard’ın 1199 yılında ölümünden sonra,  kardeşi John İngiltere Kralı oldu. Kendi Ailesiyle İlişkileri Beş erkek çocuktan en küçüğü olan John’a ilk başta, ailenin hem İngiltere hem de Fransa’nın Batı bölgelerine yayılan geniş topraklarından önemli bir şey verilmemişti. Babası da onunla geçmişte “Jean Sans Terre” Topraksız Jean diye şakalaşıyordu. Aile Fransız kökenli olduğu için sarayda ve soylular arasında Fransızca konuşuluyordu. Büyük ağabeyler babalarına karşı ayaklandığında ve anneleri Elanor’da bu ayaklanmayı desteklediğinde, Jean (John) önce bu ayaklanmalara katılmamış, sonra Richard’ın baskın geleceği anlaşılınca, Richard’a yana taraf olmuştu. Babası bunu bilmediği için en küçük oğlunu en çok sevmiş, İrlanda’ya savaş açmış, onu İrlanda Kralı yapmaya çalışmış ama bu planlar tutmamıştı. Ancak 2. Henry ölüm döşeğindeyken kendisine kimlerin ihanet ettiğini sordu ve Joh’un ismi ilk sırada verildi (o son dönemlerle ilgili olarak). Bu haber krala ağır geldi ve kısa bir süre içinde öldü. Richard İngiltere Kralı olduğunda İngiltere’de çok az vakit geçirmiş, ömrü hem kendi aile içindeki taht kavgası, hem Fransızlarla sınır mücadeleleri, hem de Haçlı Seferi dolayısıyla savaşlarla geçmiş ve en sonunda “eden bulur” dercesine, Avrupa’ya döndükten sonra bir kuşatma esnasında bir genç çocuğun okuyla yaralanmış, omzundaki yaranın kangren olmasıyla genç yaşta ölmüştü. Richard daha evvel Alman İmparatoru'na esir düşmüş, onu esaretten kurtarmak için annesi Elanor yüksek meblağda fidye ödemek zorunda kalmıştı. Tabii bu paralar, hem Fransa tarafında hem de İngiltere’deki baronların cebinden çıktı. Onlar da bu paraları köylülerden çıkardılar. Daha evvel Haçlı Seferi için zaten çok para toplanmış, “Saladin öşrü” diye yeni vergi icat edilmişti. Richard’ın savaşta olduğu sıralarda, John onun aleyhine Fransa Kralı Philip Augustus ile anlaşıp komplo kuruyordu. Nasıl olsa “bu savaşlardan birinde ölür, gelip benden hesap soramaz” diye düşünüyordu. Richard, Haçlı Seferi'nden döndüğünde kardeşinin yaptıklarını pek önemsemeyip, “daha gençsin kandırmışlar seni” diyerek affetti ama kendi varisi olarak da ölen kardeşi Geoffrey’in oğlu Arthur’u tayin etti. Şimdi Richard ölmüş, bu sefer de John ve Arthur arasında mücadele başlamıştı. Elanor oğlunu tercih etti, onu destekledi,  Arthur babaannesinin bulunduğu kaleyi kuşatıp onu esir aldı.  Bu cesareti ona Fransa Kralı Philip Augustus veriyordu ve maksadı bu aileyi ve sahibi oldukları toprakları bölmekti. John yetişip, annesini kurtardı ve Arthur’u hapse attı, İngiltere tahtına çıktı. Onun döneminde de sular durulmadı. Sürekli olarak çıkan isyanları bastırmak için uğraşıyordu; Fransa Kralı ile de sınır anlaşmazlıkları yaşıyordu. Dolayısıyla İngiltere 4. Haçlı Seferi'ne katılamadı ve Konstantinopol yağmasından yararlanamadı. Para azaldı. Kendi baronlarından asker isteme hakkı vardı kral olarak ama onlar asker göndermek istemezse bedel ödeyerek, “göndermiyoruz köylüler bize lazım” diyebiliyorlardı. O zaman da ödenecek bedelin miktarını artırıyordu ve bu gelirle paralı asker tutuyordu. Bu bedelin artırılması da baronları sinirlendiriyordu. Kilise ile İlişkiler Bir ara Canterbury Başpiskoposu ölünce onun yerine atama yapmak istedi. Papa onun istediği kişiyi seçmeyince Papa ile de arası bozuldu. Papa, interdikt uyguladı, John’ı da aforoz etti.  Aforoz edilince diğer krallar ve soylular kendisiyle konuşmak istemiyorlardı. Kilise kurallarına göre, dini bütün Hristiyanlar aforoz edilen (yani cemaat dışı bırakılan) kişiyle konuşmamalıydı. 1208-1214 arasında uzun bir süre İngiltere interdikt altında kaldı. Ne çan çaldı, ne ayin yapıldı, ne de ölenler kilise arazisine gömüldü. Halk papazların kutsadığı alana gömülmek istiyor, herhangi bir yerde gömülürse cennete gidemeyeceğini düşünüyordu. Maddi ve manevi açıdan sıkıntı yaşıyorlardı. En sonunda anlaşmaya varıldı, yasaklar kalktı. Fransa Kralı ile İlişkiler John, İngiltere Kralı olarak, Fransa Kralı ile eşit mevkide, Fransa’daki topraklarının sahibi olarak Fransa Kralı’nın vassalı durumundaydı. John sarhoş olduğu bir akşam Arthur’u tuttuğu şatoda öldürmüştü. Öldürdüğünü kabul etmiyordu ama “öldürmediysen getir göster” dendiğinde  Arthur’u gösteremiyordu. Arthur Breton bölgesinin dükü olduğu için Fransa Kralı’na bağlıydı. Philip Augustus bu durumu John’un aleyhine kullandı. “Benimle konuşmaya geleceksen evvela Arthur’u getireceksin,” dedi. En sonunda savaş çıktı aralarında ve John 1214 yılında Bouvines Savaşı'nda bozguna uğradı. Fransa’daki topraklarının büyük kısmını kaybetti. İngiltere’ye Dönüş John bozgun sonrası İngiltere’ye döndüğünde herkesi kendisine karşı cephe almış buldu. Onun kötü ve zalim bir kral olduğuna inanılıyordu. İdareden memnun olmayan baronlar ayaklandı. O zamanlar kralın yetkileri konusunda iki görüş vardı: Birincisi, kralın yetkisini tanrıdan aldığı ve tek başına karar vermeye yetkili olduğunu savunan görüş. Bunu kilise de savunuyordu. İkincisi ise, örf ve adetin,teamülün dikkate alınması, kralın alacağı kararlarda çevresine danışması görüşü. Bu görüşü de baronlar savunuyordu. Oyalama Taktikleri Baronların ayaklanmasını bastırmak için onlarla müzakere etmeyi kabul etti. Ne gibi reformların yapılacağı konuşuluyordu. Ancak her zamanki kurnaz ve içten hesaplı karakteri gereği şimdi de ikiyüzlü davranıyor, baronlara oyalama taktiği uyguluyor, kendisini desteklemesi için Papa’ya haber yolluyordu. Bir yandan da annesinin memleketi Aquitaine’den paralı asker toplamaya başlamıştı. Bu da yetmedi, Papa’yı etkilemek için bir dahaki Haçlı Seferi’ne katılacağını açıkladı. Londra Baronların Kontrolüne Geçti Sabrı taşan baronlar ordu toplayıp, harekete geçtiler, Londra, Lincoln ve Exeter bölgelerinde hakimiyeti sağladılar. Londra düşünce baronların tarafı daha çok halk desteği aldı. Artık John’ın kaçar yolu kalmamıştı. Onların dediklerini yapmaya mecburdu. Windsor Kalesi yakınlarındaki Runnymede’de isyanın liderleriyle 15 Haziran 2015’te buluştular. Bu seferki görüşmeler Baronların istediği gibi olacaktı. Magna Carta yazılmaya başlandı… Devamı gelecek hafta.  
Ekleme Tarihi: 14 Şubat 2026 -Cumartesi

MAGNA CARTA’ YA GİDEN YOL

Daha önceki yazılarımda Aquitain Düşesi Elanor’un hayatını, yaptığı evlilikleri ve çocuklarını anlatmıştım. Elanor İkinci, Richard ise Üçüncü Haçlı Seferleri'ne katılmışlardı.

“Aslan Yürekli” lakabı verilen Richard’ın 1199 yılında ölümünden sonra,  kardeşi John İngiltere Kralı oldu.

Kendi Ailesiyle İlişkileri

Beş erkek çocuktan en küçüğü olan John’a ilk başta, ailenin hem İngiltere hem de Fransa’nın Batı bölgelerine yayılan geniş topraklarından önemli bir şey verilmemişti. Babası da onunla geçmişte “Jean Sans Terre” Topraksız Jean diye şakalaşıyordu. Aile Fransız kökenli olduğu için sarayda ve soylular arasında Fransızca konuşuluyordu.

Büyük ağabeyler babalarına karşı ayaklandığında ve anneleri Elanor’da bu ayaklanmayı desteklediğinde, Jean (John) önce bu ayaklanmalara katılmamış, sonra Richard’ın baskın geleceği anlaşılınca, Richard’a yana taraf olmuştu.

Babası bunu bilmediği için en küçük oğlunu en çok sevmiş, İrlanda’ya savaş açmış, onu İrlanda Kralı yapmaya çalışmış ama bu planlar tutmamıştı.

Ancak 2. Henry ölüm döşeğindeyken kendisine kimlerin ihanet ettiğini sordu ve Joh’un ismi ilk sırada verildi (o son dönemlerle ilgili olarak). Bu haber krala ağır geldi ve kısa bir süre içinde öldü.

Richard İngiltere Kralı olduğunda İngiltere’de çok az vakit geçirmiş, ömrü hem kendi aile içindeki taht kavgası, hem Fransızlarla sınır mücadeleleri, hem de Haçlı Seferi dolayısıyla savaşlarla geçmiş ve en sonunda “eden bulur” dercesine, Avrupa’ya döndükten sonra bir kuşatma esnasında bir genç çocuğun okuyla yaralanmış, omzundaki yaranın kangren olmasıyla genç yaşta ölmüştü.

Richard daha evvel Alman İmparatoru'na esir düşmüş, onu esaretten kurtarmak için annesi Elanor yüksek meblağda fidye ödemek zorunda kalmıştı. Tabii bu paralar, hem Fransa tarafında hem de İngiltere’deki baronların cebinden çıktı. Onlar da bu paraları köylülerden çıkardılar.

Daha evvel Haçlı Seferi için zaten çok para toplanmış, “Saladin öşrü” diye yeni vergi icat edilmişti.

Richard’ın savaşta olduğu sıralarda, John onun aleyhine Fransa Kralı Philip Augustus ile anlaşıp komplo kuruyordu. Nasıl olsa “bu savaşlardan birinde ölür, gelip benden hesap soramaz” diye düşünüyordu.

Richard, Haçlı Seferi'nden döndüğünde kardeşinin yaptıklarını pek önemsemeyip, “daha gençsin kandırmışlar seni” diyerek affetti ama kendi varisi olarak da ölen kardeşi Geoffrey’in oğlu Arthur’u tayin etti.

Şimdi Richard ölmüş, bu sefer de John ve Arthur arasında mücadele başlamıştı. Elanor oğlunu tercih etti, onu destekledi,  Arthur babaannesinin bulunduğu kaleyi kuşatıp onu esir aldı.  Bu cesareti ona Fransa Kralı Philip Augustus veriyordu ve maksadı bu aileyi ve sahibi oldukları toprakları bölmekti.

John yetişip, annesini kurtardı ve Arthur’u hapse attı, İngiltere tahtına çıktı. Onun döneminde de sular durulmadı. Sürekli olarak çıkan isyanları bastırmak için uğraşıyordu; Fransa Kralı ile de sınır anlaşmazlıkları yaşıyordu. Dolayısıyla İngiltere 4. Haçlı Seferi'ne katılamadı ve Konstantinopol yağmasından yararlanamadı.

Para azaldı. Kendi baronlarından asker isteme hakkı vardı kral olarak ama onlar asker göndermek istemezse bedel ödeyerek, “göndermiyoruz köylüler bize lazım” diyebiliyorlardı. O zaman da ödenecek bedelin miktarını artırıyordu ve bu gelirle paralı asker tutuyordu. Bu bedelin artırılması da baronları sinirlendiriyordu.

Kilise ile İlişkiler

Bir ara Canterbury Başpiskoposu ölünce onun yerine atama yapmak istedi. Papa onun istediği kişiyi seçmeyince Papa ile de arası bozuldu. Papa, interdikt uyguladı, John’ı da aforoz etti.  Aforoz edilince diğer krallar ve soylular kendisiyle konuşmak istemiyorlardı. Kilise kurallarına göre, dini bütün Hristiyanlar aforoz edilen (yani cemaat dışı bırakılan) kişiyle konuşmamalıydı.

1208-1214 arasında uzun bir süre İngiltere interdikt altında kaldı. Ne çan çaldı, ne ayin yapıldı, ne de ölenler kilise arazisine gömüldü. Halk papazların kutsadığı alana gömülmek istiyor, herhangi bir yerde gömülürse cennete gidemeyeceğini düşünüyordu. Maddi ve manevi açıdan sıkıntı yaşıyorlardı. En sonunda anlaşmaya varıldı, yasaklar kalktı.

Fransa Kralı ile İlişkiler

John, İngiltere Kralı olarak, Fransa Kralı ile eşit mevkide, Fransa’daki topraklarının sahibi olarak Fransa Kralı’nın vassalı durumundaydı.

John sarhoş olduğu bir akşam Arthur’u tuttuğu şatoda öldürmüştü. Öldürdüğünü kabul etmiyordu ama “öldürmediysen getir göster” dendiğinde  Arthur’u gösteremiyordu.

Arthur Breton bölgesinin dükü olduğu için Fransa Kralı’na bağlıydı. Philip Augustus bu durumu John’un aleyhine kullandı. “Benimle konuşmaya geleceksen evvela Arthur’u getireceksin,” dedi.

En sonunda savaş çıktı aralarında ve John 1214 yılında Bouvines Savaşı'nda bozguna uğradı. Fransa’daki topraklarının büyük kısmını kaybetti.

İngiltere’ye Dönüş

John bozgun sonrası İngiltere’ye döndüğünde herkesi kendisine karşı cephe almış buldu. Onun kötü ve zalim bir kral olduğuna inanılıyordu. İdareden memnun olmayan baronlar ayaklandı.

O zamanlar kralın yetkileri konusunda iki görüş vardı:

Birincisi, kralın yetkisini tanrıdan aldığı ve tek başına karar vermeye yetkili olduğunu savunan görüş. Bunu kilise de savunuyordu.

İkincisi ise, örf ve adetin,teamülün dikkate alınması, kralın alacağı kararlarda çevresine danışması görüşü. Bu görüşü de baronlar savunuyordu.

Oyalama Taktikleri

Baronların ayaklanmasını bastırmak için onlarla müzakere etmeyi kabul etti. Ne gibi reformların yapılacağı konuşuluyordu. Ancak her zamanki kurnaz ve içten hesaplı karakteri gereği şimdi de ikiyüzlü davranıyor, baronlara oyalama taktiği uyguluyor, kendisini desteklemesi için Papa’ya haber yolluyordu. Bir yandan da annesinin memleketi Aquitaine’den paralı asker toplamaya başlamıştı.

Bu da yetmedi, Papa’yı etkilemek için bir dahaki Haçlı Seferi’ne katılacağını açıkladı.

Londra Baronların Kontrolüne Geçti

Sabrı taşan baronlar ordu toplayıp, harekete geçtiler, Londra, Lincoln ve Exeter bölgelerinde hakimiyeti sağladılar. Londra düşünce baronların tarafı daha çok halk desteği aldı.

Artık John’ın kaçar yolu kalmamıştı. Onların dediklerini yapmaya mecburdu.

Windsor Kalesi yakınlarındaki Runnymede’de isyanın liderleriyle 15 Haziran 2015’te buluştular. Bu seferki görüşmeler Baronların istediği gibi olacaktı.

Magna Carta yazılmaya başlandı…

Devamı gelecek hafta.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.