Elif MAT ERKMEN - Araştırmacı-Yazar
Köşe Yazarı
Elif MAT ERKMEN - Araştırmacı-Yazar
 

KANADA YOLLARI 6

La Salle (1643- 1687)   Fransa’dan Kanada’ya gidenler genellikle Atlantik kıyılarında yaşayan denizcilerdi.  Robert La Salle Normandiya’da doğmuştu. Bu bölgenin insanı Vikinglerle karışmış savaşçı, kuvvetli ve maceracı insanlardı. Genç La Salle önce dini eğitim almış sonra 22 yaşına geldiğinde din adamlığının kendi kariyeri olmayacağını anlayınca vaz geçmişti. 1666 yılında yola çıkarak Kanada’ya vardı. Kendisine geçen haftaki yazımda belirttiğim Montreal adasının güneyinde La Salle ismiyle anılan arazi verildi. Artık Yeni Fransa adı verilen St.Lawrence ırmağı boyunca uzanan kolonilerde Fransa’daki gibi derebeylik sistemi başlamıştı. O da senyör oldu. Bir köy kurdu ve civardaki yerlilerin dillerini öğrenerek ticaret yapmaya başladı. Amacı kendisine verilen topraklarda kalmak değil, yeni yerler keşfetmekti. Yerlilerden Ohio isimli bir ırmak olduğunu duymuştu oraya gidip görmek istiyordu. O sırada Kanada’ya vali olarak atanmış olan Count de Frontenac ile iyi anlaşıyorlardı. O da kendisi gibi maceracıydı. Fransız topraklarını ve o bölgedeki kürk ticaretini genişletmek istiyorlardı. Ontario Gölü civarında bir kale ve ufak bir yerleşim yeri kurarak hem yerlilerin ticaret yollarını kontrol etmek hem kendi hesabına çalışan coureur du bois denen ormancıların yaptığı ticareti daha çok kendi ellerine almak istiyorlardı. Güneyden gelen İngiliz, Hollandalı ve İroquey kabilelerinin tehditleri vardı. Fransa Kralı mecburi askerlik şartı koymuştu. 16 yaşından büyükler asker oluyor bazıları da sürekli orduya katılıyorlardı. Montreal’deki yerleşik tüccarlar ve din adamları daha Batı’ya doğru ilerleme yapılmasını kendi etkilerinin kaybı olarak görüyor ve bunu istemiyorlardı. Ontario da Kingston denilen şehrin bulunduğu yere bir kale yaptılar ve Frontenac’ın ismini verdiler. Haberler Fransa'ya gidiyor ve La Salle’in yararına oluyordu. Kral Fransa adına alınan toprakların genişlemesinden memnun oluyordu. La Salle kendisi de Fransa’ya giderek Yeni Fransa’nın Batıya doğru genişlemesi için Kraldan izin aldı. Bu konudaki keşifler için yetkili olacak, istediği yere kale yapacak ve Buffalo derisi monopolisi ona verilecekti. Bu işleri yapabilmek için hem Montreal’de hem Paris’te bankerlerden borç aldı ve kendisine verilen La Salle topraklarını sattı. Henry de Tonty isimli bir İtalyan ile birlikte Lake Erie’den yola çıkmak için Griffon isimli bir tekne yaptılar. İlk defa olarak Avrupalıların yaptığı yelkenli bir tekne o sularda yüzecekti. Bu seyahatlerde kendisine Seneca kabilesi rehberlik ediyordu. Onlardan Ohio isimli bir ırmak olduğunu öğrenmişti. Griffon isimli teknesini kürkle yükleyip Montreal’e geri gönderdi ancak bu tekne battı ve gemicilerden bir daha haber alınamadı. Başka teknelerle Mississipi’ye kadar ulaştı ama adamları arasında isyan çıktığını ve ortağı Tonty’nin hayatının tehlikede olduğunu öğrenince geri dönmek zorunda kaldı. Bu seyahatlerde ilk defa olarak Niagara ırmağına ve şelalesine ulaştılar. Şelalenin gürültüsü çok uzaklardan duyuluyor, suyu etrafa saçılıp sürekli yağan bir yağmur gibi civara bereket yağdırıyor, o bölgeyi ılıman bir iklim haline getiriyordu. Tabii kışları gene soğuk oluyordu. Şelaleye geldiklerinde cennete düşmüş gibi oldular. Mississippi ırmağı 1673’de  Joliet ve Marquette isimli iki kaşif tarafından bulunmuştu. Onlar epeyce yol almışlar ama bir noktadan sonra İspanyollarla karşılaşmamak için geri dönmüşlerdi. (Onlardan evvel İspanyol kaşif Hernando de Sato ırmağın körfeze dökülen kısmını keşfetmiş 1541 yılında kayda geçmiş) La Salle bu ırmağın nereye çıktığını bilmiyor ama sonuna kadar keşfetmek istiyordu. Irmak boyu ilerledikçe değişik kabilelerle karşılaşıyorlar, sıcak yerlere geldiklerinde sivrisinek ve sıtma hastalığı karşılarına çıkıyor, timsahlar yılanlar çeşitli tehlikeler onları bekliyordu. Ama bu tehlikeli yolculuk başarıyla sonuçlandı. 9 Nisan 1682 tarihinde ırmağın ağzına ulaşarak Meksika Körfezini gördüler. La Salle bütün Mississipi çevresini Fransa adına aldığını söyleyerek o bölgeye Kral 14. Louis’nin adını vererek Louisiana dedi. Şimdi artık Kuzey Amerika’nın iki büyük ırmağı St.Lawrence ve Mississippi Fransa’nın kontrolündeydi.  Bu bereketli topraklar gelecek vaat ediyordu. İngilizler  bütün Atlantik kıyılarını ele geçirmişler, 13 koloni kurmuşlardı nüfusları hızla artıyordu. 1625 ile 1775 yılları arasında nüfusları iki binden iki milyon dört yüz bine kadar artacaktı. Fransızlara karşı sayısal üstünlükleri vardı. İspanyollar ise Meksika’yı çoktan almış, Latin Amerika’da ilerlemek ile meşguldü. O sıralarda Frontenac’ın yerine başka vali gelmişti. La Salle onunla anlaşamayınca Fransa’ya tekrar giderek kralla görüştü. Bütün bu toprakları elde tutabilmek için paraya ve askere  ihtiyaç vardı. Kral, La Salle’ın planlarını destekledi. Hayaller çok büyüktü. Meksika Körfezine tekrar gidip Fransız etkisini yaymak, bazı yerleri İspanyollardan almak istiyorlardı. Kralın verdiği gemilerle  200 kadar asker getirecek, yerlilerden de ordu toplayacaktı. Bazıları bunun çılgınca bir iş olduğunu söylüyordu ama La Salle kralı ikna etmek de başarılı oldu. Fakat bu seyahatler hiç kolay değildi. Fransa kıyılarından ayrıldıktan sonra çeşitli hastalıklar, gemilerin batması, korsan saldırıları, gemidekilerin isyanı gibi sorunlar çıktı. Şimdiki navigasyon cihazları da yok. Meksika Körfezine girmeyi başardılar ama Mississipi’nin ağzını bulamadılar. Oradaki yerleşim yerine gidemediler. Nasıl olduysa deniz onları şimdiki Teksas kıyılarına savurdu. Orada karaya çıkıp bu sefer karadan bir yol bulup Mississippi kıyılarına ulaşmaya çalıştılar. Yanındaki adamları artık bıkmıştı. Hayal ettikleri zenginliklere ve gidip yerleşecekleri koloniye ulaşamamışlardı.  Zorlu şartlar sinirleri bozdu, sonunda birisi bir ok atıp La Salle’i öldürdü. Büyük kaşifin sonun böyle bir hıyanetle aniden atılan bir okla gelmişti. Kalanların bazısı hastalıktan, yerlilerin saldırılarından öldü, bazısı esir düştü, az bir kısmı bir şekilde çeşitli zorluklardan sonra Montreal’e gelmeyi başardı. La Salle Yeni Fransa’ya büyük hizmet etmişti. Artık kendisinden sonrakiler bu hayali gerçekleştirmeye çalışacaktı. Fransızların Teksas’da bir yerde karaya çıktığını duyan İspanyollar gelip oralarda kendileri binalar yapıp orada Fransızların değil İspanyolların süzünün geçeceğini göstermeye çalıştılar. İlerleyen yıllarda Fransa- İngiltere savaşları hem Avrupa’da hem de Amerika’da sürecek, ikisi de kayıplar yaşayacaktı. Bugün hem Frontenac’ın hem de La Salle’in isimleri ABD’nin ve Kanada’nın çeşitli yerlerde yaşıyor.        
Ekleme Tarihi: 11 Temmuz 2026 -Cumartesi

KANADA YOLLARI 6

La Salle (1643- 1687)

 

Fransa’dan Kanada’ya gidenler genellikle Atlantik kıyılarında yaşayan denizcilerdi.  Robert La Salle Normandiya’da doğmuştu. Bu bölgenin insanı Vikinglerle karışmış savaşçı, kuvvetli ve maceracı insanlardı.

Genç La Salle önce dini eğitim almış sonra 22 yaşına geldiğinde din adamlığının kendi kariyeri olmayacağını anlayınca vaz geçmişti. 1666 yılında yola çıkarak Kanada’ya vardı. Kendisine geçen haftaki yazımda belirttiğim Montreal adasının güneyinde La Salle ismiyle anılan arazi verildi. Artık Yeni Fransa adı verilen St.Lawrence ırmağı boyunca uzanan kolonilerde Fransa’daki gibi derebeylik sistemi başlamıştı. O da senyör oldu. Bir köy kurdu ve civardaki yerlilerin dillerini öğrenerek ticaret yapmaya başladı.

Amacı kendisine verilen topraklarda kalmak değil, yeni yerler keşfetmekti. Yerlilerden Ohio isimli bir ırmak olduğunu duymuştu oraya gidip görmek istiyordu. O sırada Kanada’ya vali olarak atanmış olan Count de Frontenac ile iyi anlaşıyorlardı. O da kendisi gibi maceracıydı. Fransız topraklarını ve o bölgedeki kürk ticaretini genişletmek istiyorlardı.

Ontario Gölü civarında bir kale ve ufak bir yerleşim yeri kurarak hem yerlilerin ticaret yollarını kontrol etmek hem kendi hesabına çalışan coureur du bois denen ormancıların yaptığı ticareti daha çok kendi ellerine almak istiyorlardı. Güneyden gelen İngiliz, Hollandalı ve İroquey kabilelerinin tehditleri vardı.

Fransa Kralı mecburi askerlik şartı koymuştu. 16 yaşından büyükler asker oluyor bazıları da sürekli orduya katılıyorlardı.

Montreal’deki yerleşik tüccarlar ve din adamları daha Batı’ya doğru ilerleme yapılmasını kendi etkilerinin kaybı olarak görüyor ve bunu istemiyorlardı.

Ontario da Kingston denilen şehrin bulunduğu yere bir kale yaptılar ve Frontenac’ın ismini verdiler. Haberler Fransa'ya gidiyor ve La Salle’in yararına oluyordu. Kral Fransa adına alınan toprakların genişlemesinden memnun oluyordu. La Salle kendisi de Fransa’ya giderek Yeni Fransa’nın Batıya doğru genişlemesi için Kraldan izin aldı. Bu konudaki keşifler için yetkili olacak, istediği yere kale yapacak ve Buffalo derisi monopolisi ona verilecekti.

Bu işleri yapabilmek için hem Montreal’de hem Paris’te bankerlerden borç aldı ve kendisine verilen La Salle topraklarını sattı.

Henry de Tonty isimli bir İtalyan ile birlikte Lake Erie’den yola çıkmak için Griffon isimli bir tekne yaptılar. İlk defa olarak Avrupalıların yaptığı yelkenli bir tekne o sularda yüzecekti.

Bu seyahatlerde kendisine Seneca kabilesi rehberlik ediyordu. Onlardan Ohio isimli bir ırmak olduğunu öğrenmişti.

Griffon isimli teknesini kürkle yükleyip Montreal’e geri gönderdi ancak bu tekne battı ve gemicilerden bir daha haber alınamadı.

Başka teknelerle Mississipi’ye kadar ulaştı ama adamları arasında isyan çıktığını ve ortağı Tonty’nin hayatının tehlikede olduğunu öğrenince geri dönmek zorunda kaldı.

Bu seyahatlerde ilk defa olarak Niagara ırmağına ve şelalesine ulaştılar. Şelalenin gürültüsü çok uzaklardan duyuluyor, suyu etrafa saçılıp sürekli yağan bir yağmur gibi civara bereket yağdırıyor, o bölgeyi ılıman bir iklim haline getiriyordu. Tabii kışları gene soğuk oluyordu. Şelaleye geldiklerinde cennete düşmüş gibi oldular.

Mississippi ırmağı 1673’de  Joliet ve Marquette isimli iki kaşif tarafından bulunmuştu. Onlar epeyce yol almışlar ama bir noktadan sonra İspanyollarla karşılaşmamak için geri dönmüşlerdi. (Onlardan evvel İspanyol kaşif Hernando de Sato ırmağın körfeze dökülen kısmını keşfetmiş 1541 yılında kayda geçmiş)

La Salle bu ırmağın nereye çıktığını bilmiyor ama sonuna kadar keşfetmek istiyordu.

Irmak boyu ilerledikçe değişik kabilelerle karşılaşıyorlar, sıcak yerlere geldiklerinde sivrisinek ve sıtma hastalığı karşılarına çıkıyor, timsahlar yılanlar çeşitli tehlikeler onları bekliyordu. Ama bu tehlikeli yolculuk başarıyla sonuçlandı. 9 Nisan 1682 tarihinde ırmağın ağzına ulaşarak Meksika Körfezini gördüler.

La Salle bütün Mississipi çevresini Fransa adına aldığını söyleyerek o bölgeye Kral 14. Louis’nin adını vererek Louisiana dedi.

Şimdi artık Kuzey Amerika’nın iki büyük ırmağı St.Lawrence ve Mississippi Fransa’nın kontrolündeydi.  Bu bereketli topraklar gelecek vaat ediyordu. İngilizler  bütün Atlantik kıyılarını ele geçirmişler, 13 koloni kurmuşlardı nüfusları hızla artıyordu. 1625 ile 1775 yılları arasında nüfusları iki binden iki milyon dört yüz bine kadar artacaktı. Fransızlara karşı sayısal üstünlükleri vardı.

İspanyollar ise Meksika’yı çoktan almış, Latin Amerika’da ilerlemek ile meşguldü.

O sıralarda Frontenac’ın yerine başka vali gelmişti. La Salle onunla anlaşamayınca Fransa’ya tekrar giderek kralla görüştü. Bütün bu toprakları elde tutabilmek için paraya ve askere  ihtiyaç vardı. Kral, La Salle’ın planlarını destekledi.

Hayaller çok büyüktü. Meksika Körfezine tekrar gidip Fransız etkisini yaymak, bazı yerleri İspanyollardan almak istiyorlardı. Kralın verdiği gemilerle  200 kadar asker getirecek, yerlilerden de ordu toplayacaktı.

Bazıları bunun çılgınca bir iş olduğunu söylüyordu ama La Salle kralı ikna etmek de başarılı oldu.

Fakat bu seyahatler hiç kolay değildi. Fransa kıyılarından ayrıldıktan sonra çeşitli hastalıklar, gemilerin batması, korsan saldırıları, gemidekilerin isyanı gibi sorunlar çıktı. Şimdiki navigasyon cihazları da yok. Meksika Körfezine girmeyi başardılar ama Mississipi’nin ağzını bulamadılar. Oradaki yerleşim yerine gidemediler.

Nasıl olduysa deniz onları şimdiki Teksas kıyılarına savurdu. Orada karaya çıkıp bu sefer karadan bir yol bulup Mississippi kıyılarına ulaşmaya çalıştılar. Yanındaki adamları artık bıkmıştı. Hayal ettikleri zenginliklere ve gidip yerleşecekleri koloniye ulaşamamışlardı.  Zorlu şartlar sinirleri bozdu, sonunda birisi bir ok atıp La Salle’i öldürdü.

Büyük kaşifin sonun böyle bir hıyanetle aniden atılan bir okla gelmişti. Kalanların bazısı hastalıktan, yerlilerin saldırılarından öldü, bazısı esir düştü, az bir kısmı bir şekilde çeşitli zorluklardan sonra Montreal’e gelmeyi başardı.

La Salle Yeni Fransa’ya büyük hizmet etmişti. Artık kendisinden sonrakiler bu hayali gerçekleştirmeye çalışacaktı.

Fransızların Teksas’da bir yerde karaya çıktığını duyan İspanyollar gelip oralarda kendileri binalar yapıp orada Fransızların değil İspanyolların süzünün geçeceğini göstermeye çalıştılar.

İlerleyen yıllarda Fransa- İngiltere savaşları hem Avrupa’da hem de Amerika’da sürecek, ikisi de kayıplar yaşayacaktı.

Bugün hem Frontenac’ın hem de La Salle’in isimleri ABD’nin ve Kanada’nın çeşitli yerlerde yaşıyor.

 

 

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.