MONTREAL
Fransızlar yeni kıtaya geldiklerinde St Lawrence ismini verdikleri ırmak boyunca ilerlediler. St. Lawrence, Ontario Gölünden başlayıp, Atlantik Okyanusuna açılan büyük bir ırmak. Amerika ve Kanada arasında sınır teşkil eden göller bölgesini açık denize bağlıyor.
Atlantik Okyanusundan ırmağa girildiğinde önce Québec City, sonra Trois Riviéres şehirleri sonra da Montréal adasına varılıyor.
Montréal bu ırmak üzerinde büyük bir ada. Her üç yerleşim yeri de o bölgelerde yaşayan Iroquey kabilelerinin ve diğer kabilelerin avlanma ve ticaret için buluşup gelip geçtikleri noktalardı. Iroquey kabilesi bugünkü New York eyaletinin Kuzey bölgesinde yaşıyordu. Kanada tarafında başka kabileler vardı ve bunlar birbirine rakipti.
Bugünkü New York şehrine önce Hollandalılar yerleşmiş ve New Amsterdam ismini vermişti. Fransızlar, İngiliz ve Hollandalılar arasında da ticaret savaşları vardı.
Fransızlar bölgedeki hakimiyetlerini arttırmak ve Québec City ve Trois Rivier’den sonra Montréal adasında da kalıcı bir yerleşim yeri kurmak istiyorlardı. Adanın güneyinde bugün La Salle denilen yerde ırmak çok hızlı akıyor gemilerle daha fazla ilerlemeye imkan vermiyordu. Bu nedenle doğal bir durak yeriydi.
Amaçları Çin’e giden bir yol bulmak olduğu ve burada daha fazla ırmaktan ilerleyemedikleri için oraya şaka yollu Lachine demişlerdi. Bugün hala La Salle mahallesinin yanında Lachine mahallesi var ama ırmağın hızlı aktığı Lachine Rapids denilen bölümü La Salle kısmında. Orada karaya çıktıktan sonra bugün Lasalle bulvarı denilen yerden karadan taşımacılıkla suyun genişlediği göl gibi göründüğü ve sakinleştiği Lachine mahallesine geliniyor. Orada yerlilerden öğrendikleri yöntemlerle kanolar veya kendi usullerince küçük tekneler inşa edip tekrar ırmaktan yola devam ediyorlardı.
Bugün şehrin Old Montréal denen adanın doğu tarafındabir liman var ve Montréal hâlâ dünyanın en önemli iç limanlarından biri.
MAİSONNEUVE
Paul de Chomedey de Maisonneuve Fransa’da 1612 yılında doğmuş, toprak sahibi ailelerin birinin oğl,u asker olarak yetişmiş, 1642 yılında Montréal şehrini kurmakla görevlendirilmiş ve Ville Marie ismiyle kurulacak olan bu şehre vali olarak atanmış. Şehir ilk kurulduğunda Meryem Ana’ya adanmış.
Maisonneuve ile birlikte Jeanne Mance isimli bir hemşire gelip Kanada’daki ilk hastaneyi kurmuş. Bu iki kişi Montréal’in kurucusu olarak anılıyor.
Civardaki Alconquin yerlileriyle iyi ilişkiler kurmuşlar. Geldikten bir sene sonra büyük sel baskını olmuş. Bundan kurtulmak için Meryem Ana’ya dualar edilmiş. Sular çekilince Mount Royal tepesine büyük bir haç dikilmiş. Bugün hâlâ orada (aynı haç olmasa da) bir haç duruyor.
Iroquey Konfederasyonu 5 kabileden oluşuyordu bunlardan biri Mohawklardı. Mohawk kabilesi Hollandalılarla çalışıyor, Fransızların ticaretlerine mâni olmasını istemiyordu.
Maisonneuve Alconquin kabilesiyle beraber Iroquey saldırılarına karşı Montréal’i korudu. Zaten adada yerleşmelerinin sebebi de bu saldırılara karşı şehrin daha iyi savunulacağı düşüncesiydi.
Hem kış şartları hem de Iroquey saldırılarından dolayı burada yaşamak çok güçtü. Hollandalılarda yerlilere Fransızlarla savaşsın diye silah veriyorlardı.
1651 yılında Fransızların nüfusu çok azalınca, Maisonneuve Fransa’ya gidip yeni göçmen aradı ve gemilerle yüz kişi getirmeye muaffak oldu.
Orada tutunamazlarsa koloni dağılacak Québec City ve Trois Rivier’e gidilip oradaki Fransızlara katılacaklardı.
Ama sebat ettiler. O sırada Avrupa’daki mezhep savaşlarından dolayı Yeni Fransa dedikleri kolonilerinde Katolikliği yaymak için din adamları geldi. Yerlileri de Hristiyan yapmak istiyorlardı. Ancak kadın sayısı erkek sayısından az olduğu için bazıları yerli kadınlarla evlenip o kabilelere karışıyor dinden uzaklaşıyordu.
Fransa’dan “yerleşim yerinden uzaklaşmayın” diye emir geliyor, kimse dinlemiyordu. Hayatta kalma mücadelesi veriyorlar, yerlilerden öğrendikleri yöntemlerle ayakta kalıyorlardı bu evliliklerden doğan melez çocuklar iklime uyum sağlamada, avcılık yapmakta, kano kullanmakta kışın kar pabucuyla yürümekte daha yetenekli ve dayanıklı oluyorlardı. (Snowshoes dışı ağaç dalının bükülmesiyle içi deri parçalarıyla yapılmış tenis raketine benzeyen karda yürümek için botlarının altına taktıkları ve karda batmadan ilerlemelerini sağlayan bir Kızılderili icadı)
1663 de Yeni Fransa resmi olarak Fransa’nın bir eyaleti oldu. O zamana kadar Montréal’in sahibi Paris’te St. Sulprice kilisesinin gönderdiği din adamları sayılıyordu.
Bu sebepten Maisonneuve ile Fransız devleti arasında anlaşmazlık çıktı. Maisonneuve şehrin misyonerlerin elinde kalmasını istiyordu. Başka bir vali tayin edildi ve Maisonneuve Fransa’ya geri gönderildi. 1676 yılında Paris’te öldü.
Bugün ismi parklarda bulvarlarda Collége de Maisonneuve’ de yaşıyor. Ayrıca diğer ismi olan Chomedey isimli de bir mahalle var.
Old Montréal’de, Place d’Armes’da bir heykeli var.
HAYATTA KALMA MÜCADELESİ
HABİTANTS
Göçmenlerin bir kısmına yer veriliyor, çiftçilikle uğraşmaları isteniyordu. Bunlara Habitants deniliyor. Montréal adası çok ağaçlık olduğu için o ağaçları kesmek, tarım arazisi açmak, kışa dayanıklı evler yapmak ,ayrıca ısınma ihtiyacı için sürekli odun stoklayıp yakmak, çok çocuklu ailelerde o çocuklara bakabilmek hastalık ve Iroquey saldırıları karşısında ayakta kalabilmek için ilk gelen aileler büyük mücadele verdiler ve zamanla bütün ırmak kıyısını ahşap evlerle doldurdular. Bir kısmı ticaretle uğraştı, Fransa’dan çeşitli meslek erbabı geldi.
VOYAGEURS
Voyageurler ise keşifle görevlendirilmiş avcı ve denizcilerdi. Irmak boyunca ilerleyip yeni yerler keşfedip kürk ticaretini geliştiriyorlardı. Bunlardan Radisson ve Des Groisseillers’i geçen bölümde görmüştük. Çok maceraperest, biraz hayalperest, zengin olma heveslisi olan, bu uğurda her türlü zorluğa dayanabilecek olan kişilerdi bunlar.
Hep “daha ilerisi” deyip, hep “daha ilerisine” gidiyorlardı. Yerlilere karışıp, onların dilini öğreniyor, “Çin’e giden yol” arıyorlardı. Yalnız yerlilerde kendi yaşadıkları bölgelerin dışını bilmiyordu. Onların anlattıkları da yarı masaldı. Kimse daha bulundukları yerin yeni bir kıta olduğunun farkında değildi. İçlerinden biri olur da Çin İmparatoru’nun karşısına çıkarım diye yanında süslü bir kaftan taşıyordu.
COUREUR DU BOIS
Orman koşucusu veya ormancı anlamına geliyor bu terim. Bunlar da voyageur’ ler gibi maceracı kişiler ama onlar daha çok kendi hesabına çalışan, avcılık yapıp, topladıkları kürkleri getirip satmak isteyen asıl hedefi keşif olmayan kişilerdi.
FİLLES DU ROI - KRALIN KIZLARI
Fransa Kralı 14. Louis’nin 1663-1673 yılları arasında evlendirmek amacıyla Fransa’dan yetimhanelerden aldığı ve Yeni Fransa’ya gidip de orada evlenmek isteyen başka hanımlarla beraber çeyiz paralarını kendisinin verdiği ve gemilerle Kanada’ya gönderdiği genç kız ve hanımlara Kralın Kızları deniliyordu.
Rahibelerin himayesinde Kanada’ya gelip kendileriyle evlenmek isteyen erkeklerle görüşüp “bir kötü alışkanlığın var mı, evlenip bir aile geçindirebilecek misin?” diye sorup soruşturup içlerinden birini seçip evlenmişlerdi.
O devirde belki de ilk defa kadınlar kendi evlenecekleri erkeği kendileri seçmiş oldular. Nüfusu artırmak isteyen hükümet on çocuğu olan ailelere para yardımı vaat ediyordu. Çoğu aile bu yüzden çok çocukluydu. İlk yılların zorluklarını yaşamış olan bu hanımların Québec tarihinde önemli bir yeri var, onlara sonraki nesillerin “büyükanneleri” denildi.
