Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 2005 yılında aldığı kararla, dayanışmayı halklar arasındaki ilişkilerin temelini oluşturan evrensel bir değer olarak kabul ederek, 20 Aralık gününü Uluslararası İnsani Dayanışma Günü ilan etmiştir.
Bu özel gün; işbirliği içinde ve ortak sorumluluk bilinciyle, küresel ölçekte barışın, güvenliğin, insan haklarının ve sürdürülebilir kalkınmanın güçlendirilmesini amaçlayan ortak bir bilinç çağrısıdır.
İnsani dayanışma, yalnızca zor zamanlarda yapılan yardımlarla sınırlı bir kavram değildir. Kültürel, dini ve etnik farklılıkların ötesinde insanlığın ortak değerleri etrafında birleşmeyi, sorunlara birlikte çözüm üretmeyi ve ortak sorumluluk üstlenmeyi ifade eder. Bu bağlamda Uluslararası İnsani Dayanışma Günü; hükümetlerden sivil topluma, özel sektörden bireylere kadar herkesi daha adil, güvenli ve eşit bir dünya için birlik olmaya davet etmektedir.
Birleşmiş Milletler, bugünü; “Çeşitlilik içinde birliği kutlama, hükümetlere uluslararası yükümlülüklerine saygı göstermeleri gerektiğini hatırlatma, dayanışmanın önemine dair kamuoyunda farkındalık yaratma, yoksulluğun ortadan kaldırılması da dahil olmak üzere sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşmak için dayanışmayı teşvik etme teşvik etme, yoksulluğun ortadan kaldırılması için yeni girişimleri teşvik etmeyi amaçlayan bir eylem günüdür”.
Bakıldığında son derece anlamlı ve kapsamlı hedefleri vardır. Evet, yoksulluğun, eşitsizliğin ortadan kaldırılması, kriz anlarında birlikte hareket etmek tabii ki son derece önemli ve değerlidir. Ancak Bugün insanlığı tehdit eden en büyük küresel sorunlardan biri, uyuşturucu madde kullanımı ve bağımlılığıdır.
Son dönemde kamuoyuna yansıyan ve toplumun her kesimini derinden sarsan uyuşturucu operasyonları, bu tehdidin artık sınır tanımadığını açıkça göstermektedir. Uyuşturucu; yalnızca suç örgütlerinin ya da marjinal grupların sorunu olmaktan çıkmış, çocuklara ve gençlere kadar sirayet eden küresel bir felakete dönüşmüştür. Bu maddelerin bu denli kolay temin edilebilmesi, tehlikenin boyutunu daha da büyütmektedir.
Henüz hayatının başında olan çocuklar ve gençler, bağımlılığın pençesine düşerek eğitimlerini yarıda bırakmakta, suça sürüklenmekte ve toplumdan kopmaktadırlar. Aileler, evlatlarını kurtarabilmek için tüm imkânlarını seferber ederken çoğu zaman çaresiz kalmaktadırlar. Gelecek vadeden, iyi eğitim almış gençlerin bu şekilde heba olması, sadece bireysel veya toplumsal bir sorun değil, aynı zamanda küresel bir tehlikenin habercisidir.
Zira dünya genelinde genç nüfusun giderek azalması, insanlığın geleceği açısından ciddi bir tehdit oluştururken; mevcut genç nüfusun uyuşturucu batağında kaybedilmesi göz ardı edilecek bir sorun değildir. Bu durumu görmezden gelmek ya da sorunu yalnızca ulusal sınırlar içinde ele almak yeterli değildir.
İşte tam da bu noktada, madem dayanışmayı evrensel bir değer olarak kabul eden uluslararası düzeyde böyle bir platform mevcut; dünyanın geleceğini tehdit eden uyuşturucu bağımlılığı (ve diğer bağımlılıklar) uluslararası düzeyde ele alınmalı ve acilen daha güçlü ve kararlı bir şekilde mücadele ve müdahale edilmelidir.
Yalnızca iyi niyet temennilerinden ibaret olmayan, insanlığın geleceğini tehdit eden sorunlara karşı somut ve ortak adımların atıldığı Uluslararası İnsani Dayanışma Günü kutlu olsun…
